Translate

akvaryum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akvaryum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mart 2019 Pazartesi

Lepistesçilik nedir? Kim lepistesçidir, kim değildir?

Lepistesçilik nedir? Kim lepistesçidir, kim değildir?«15 Kasım 2011, 11:17:53 tarihli arşivimizden»

Lepistesçilik nedir? Kim lepistesçidir, kim değildir?

Lepistesçi, her şeyden önce akvaristtir. Yani lepistesçilikten önce akvaristlik vardır. Akvarist olmayan kişinin lepistesçi olması mümkün değildir. Akvaryumla ilgilenen herkes de akvarist değildir.

Akvarist: Akvaryumlarla "hobi" anlamında ilgilenen kişilerdir. Canlılara "mal" gözüyle bakmazlar, "canlı" olarak bakarlar. Akvaryum işinden para kazanmazlar; sadece ürettikleri canlıları veya ellerinde fazlalık olarak kalmış malzemeleri bazı şeylerle takas ederler veya piyasanın çok altında ücrete satarlar (nadiren).

Yani lepistesçiler her şeyden önce balıklara "mal" olarak değil, "can" olarak bakan kişilerdir.

Lepistesçi olan kişi, lepistesleri "kaliteli-kalitesiz" şeklinde ayırmaz. Sağlıklı balık vardır, sağlıksız balık vardır. Canlılar, özellikle de "dost" dediğimiz ev hayvanları "kaliteli-kalitesiz" şeklinde sınıflandırılamazlar. Bu sınıflandırmayı, canlılara "mal" muamelesi yapan canlı koleksiyoncuları ve bazı tüccarlar yapar. Bir akvarist, canlıları bu şekilde nitelendiremez.

Lepistesçi olan kişi, lepisteslere fiyat olarak ederine göre değer vermez. Yani "Mahalledeki akvaryumcuda bulunan 3 TL'lik lepistes kötüdür. Bilmem nereden gelen 30 TL'lik ithal lepistesler iyidir." şeklinde bir ayrım yapan kişi, lepisteslerle ilgileniyor bile olsa lepistesçi değildir. Çünkü akvarist değildir. Olsa olsa akvarist görünümünde bir canlı koleksiyoncusu veya tüccardır.

Lepistesçi olan kişi, lepisteslerin lepisteslikten çıkmalarına destek vermez. Lepistesler diğer pek çok balık türünden farklıdır, çünkü "sürpriz yumurta" gibidirler (bu deyim bana aittir, son senelerde moda olmuştur). Çok farklı renk kombinasyonlarına sahip olan, kolay üretebilen, farklı formlara sahip bir balıktır. Bundan dolayı bir lepistes bir diğerine görünüşte benzemeyebilir. Pek çok lepistes tipi geliştirilmiştir. Gerçek bir lepistesçi; kuyruğunu taşıyamayan lepisteslerin, içi görünen lepisteslerin, yüzgeçlerinin iriliğinden dolayı yüzmekte zorlanan lepisteslerin, bir takım durumlardan dolayı üreyemeyen lepisteslerin yaygınlaşması için çalışmaz. Lepistesin lepisteslikten çıkmasına gönlü razı olmaz.



3 Mart 2019 Pazar

Balık ve stres

Balık ve stres
«15 Nisan 2009, 11:55:04 tarihli arşivimizden»


Balık ve stres

"Stres" kavramı, pek çoğumuz için bilindik bir kavramdır. Günlük yaşamımızda sıkça duyduğumuz bir kavramdır. "Strese girdim, bu durum bende stres yarattı, stresten kurtulmak için şöyle yapıyorum" diye konuşmalar yaparız. Ve stresin yarattığı durumlardan kurtulmak için çeşitli kişisel teknikler geliştiririz. Kimimiz spor yapar, kimimiz kendini sanata verir, kimimiz müzik dinler. Ve esasen akvaryum hobisi de insenlerin streslerini üzerlerinden atmak için başvunduğu yöntemlerdendir. Doğal bir akvaryum, sağlıklı canlılar, güzel bir görüntü genellikle günlük yaşamımızda edindiğimiz stresi biraz olsun atmamızı sağlar.

Stres kavramının en basit ve genel tanımı şudur: Çevreden bireye yöneltilen, onda kaçınılmaz ve otomatik denebilecek bir gerilim yaratan olaylara stres denir. Tanım kaynağı; Yrd. Doç. Dr. Zülal ERKAN'ın stres tanımıdır.

Yani stres; sürekli olarak değişen çevremize uyum sağlamaya çalışırken yaşadığımız fiziksel ve duygusal zorlanmaların bir yansımasıdır.

Peki, ya akvaryumlarımızdaki balıklarımız bir şekilde strese girdiyse? Bunu nasıl anlarız? Neler yapabiliriz, ne gibi önlemler almalıyız?

Bu başlıkta, bu sorulara kendimce cevaplar aradım. Stres konusu, psikoloji, davranışlar mesleğim gereği direkt olarak benim alanıma girmekte zaten.

Aşağıdaki noktalar, pek çok balık türü için geçerlidir. Unutulmamalıdır ki stres unsuru tüm canlıların vücut dirençlerini sarsabilir, bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve bünyeyi hastalıklara karşı korumasız hale getirir.

I - Akvaryum balıklarının strese girme nedenleri:
1- Hacim ve dekor: Akvaryumun hacmi, olması gerekenden küçük ise balık strese girer. Akvaryum ortamı, her ne kadar doğanın birebir taklidi olarak hazınlansa da sonuçta yapay bir ortamdır. Kapalı bir sistemdir. Ancak "nasıl olsa %100 doğa gibi olamaz" diye kestirip atamayız. Akvaryumu, beslediğimiz balığın ihtiyaçlarına göre düzenlemeliyiz. Ve dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de hacimdir. Genellikle balıklar için "balık boyuna göre hacim" kıyaslamaları ve hesaplamaları yapılmaktadır. Benim şahsi görüşüm, bu tür bir hesaplamanın yanlış, daha doğrusu eksik olacağı şeklinde. Yani atıyorum; "şu kadar cm boyunda olan şu kadar sayıdaki balık için en az bu kadar litrelik bir akvaryum gerekir" gibi bir çıkarım, bana göre eksik bir çıkarımdır. Şunu önemle belirtmeliyim; akvaryum ne kadar büyük ise o kadar iyidir. Beta balıklarını "nasıl olsa bizim soluduğumuz havayı da su yüzeyinden soluyabiliyorlar" diye küçücük akvaryumlara tıkmanın, lepisteslerin boyları ufacık oluyor diye küçücük akvaryumlarda yaşatmaya çalışmanın alemi yoktur. Unutmamalıyız ki balıklar doğada içi su dolu birkaç litrelik küçük çukurlarda yaşamıyorlar. Akvaryum hacminde; balığın türü, sayısı, dvranışları önemli paya sahiptir. Yetersiz hacimdeki bir akvaryum, balığı strese sokan ana etkenlerden biridir.


2- Su şartları: Su şartları balık için uygun değilse, bu da bir stres nedenidir. Suyun sertliği, pH'ı, balıklrın hayatını ve sağlıklarını etkileyen unsurlardan biridir. Bundan dolayı su şartlarını mümkün olduğunca balıkların ihtiyaçlarına göre belirlememiz gerekmektedir. Bu, balıkların sağlıklarına (üremeden tutun da görünüşlerine kadar) direkt etki eden bir unsurdur.

3- Beslenme: Balıkların beslenmeleri düzensiz ise veya yetersiz ise bu da stres nedenidir. Bazı balıklar etçil, bazı balıklar otçul, pek çok balık ise hepçil (hem etçil, hem otçul) beslenirler. Doğada pek çok çeşitli besinler alan balıklar, akvaryum ortmında da -doğadaki kadar bol ve çaşitli olmsa da- benzer şekilde gıda almalıdırlar. Beslenme, balıkların sağlıklı olmalarından üremelerine kadar etkisi olan bir durumdur. Akvaryumlarımızda bu konuda önerilerim kısa kısa şu şekildedir:

* Beslediğiniz balık türlerine uygun besin türleri olması şartıyla en az 8-10 yem çeşidini taze olarak elinizin altında bulundurun.

* Balıklarınızı tek tip beslemeyin. Günün çeşitli öğünlerinde farklı besinler verin.

* Günde 2 veya 3 kez çok yem vermeyin. Bunun yerine günde 5-6 kez azar azar yem verin.

* Düzenli vitamin takviyeleri yapın.

* Haftada bir gün balıklarınıza her zamankinden daha az yem verin, ya da hiç yem vermeyin. Bu, onların sindirim sistemlerini rahatlatacaktır.


4- Türler: Akvaryumdaki balık türlerinin uyumsuzluğu da stres durumunu etkileyen unsurlardandır. Birbiri ile uyumsuz türleri bir arada beslemeyin. Bazı balık türleri, etraflarında hızlı hareket eden balık türlerinden rahatsız olabilirler. Saldırgan balık türlerini kesinlikle sakin balık türleri ile bir arada beslemeyin.

5- Diğer unsurlar: Bunlardan kısa kısa bahsedeyim.

* Akvaryumdaki çok aşırı sirkülasyon da strese neden olabilir. Yani filtrenizi, balıkların ihtiyaçlarına ve akvaryumun hacmine göre seçin.

* Balıklarınızın davranışlarını iyi bilin. Yani bazı balıklar sürü/grup halinde mutlu olurlar. Bazıları ise tek veya daha az sayıda türdaşı ile birlikte yaşamaktan hoşlanır.

* Aydınlatmanın çok fazla olması da balıkları strese sokar. Uygun bir aydınlatma kullanın.

* Balıklarınız zaman zaman saklanıp dinlenebilecekleri alnlar oluşturun. Bu, türe göre değişir. Kayalık bir alan, yoğun bitkilerin bulunduğu bir alan, ağaç kökleri ile kaplı bir alan olabilir.


II - Balığın strese girip girmediğini anlamanın yolları, balıklarda stres belirtileri:

Strese giren balık, çeşitli davranışlarla bunu belli eder. Bazıları şu şekildedir, hemen hemen tüm balıklar için (lepistes de dahil) geçerlidir:

* Akvaryumda bir aşağı, bir yukarı doğru hareket ederler. Bu hareket, süreklidir, durmaksızın bir aşağı, bir yukarı inip çıkarlar. Bu durum saatlerce ve hatta günlerce devam edebilir. Genellikle bir akvaryuma yeni bırakılan balıklarda olur. Geçici bir durumdur. Eğer akvaryum her şeyi ile uygun bir akvaryum ise bu durum kısa sürede kendiliğinden geçecektir. İlerleyen zamanlarda balığınız normal davranışlarına (kumları eşelemeye, çeşitli ufak tefek nesneleri ağızlarına alıp tükürmeye, sakin sakin dolaşmaya) devam edecektir.

* Tedirgin bir halde yüzerler. Bunu hareketlerinden anlayabilirsiniz. Hızlı hızlı solunum yaparlar. Ön yüzgeçlerini çoğu zaman net görmek olanaksız olabilir. Akvaryuma yaklaştığınızda hızla kaçıp kendilerini sağa sola vurabilirler ve saklanacak bir yer ararlar. Tedirginliklerini her hallerinden belli ederler.

* Bazı durumlarda bazı balıkların renkleri çok açılır veya çok koyulaşır. Bu da bir stres belirtisidir. Bu durum bazı balık türlerinde (diskus gibi) çok daha belirgindir.

* Su yüzeyinde sıçrama davranışları ve ani hareketler yapabilirler.

* Sürekli saklanma eğiliminde olabilirler. Gerçi bu durum, bazı türlerin (vatoz, makrakanta gibi) doğal davranışlarındandır.

* Strese giren balıklarda yem almama davranışları görülebilir.

III - Stresin balıklara zararları:

Strese giren balık, hastalıklara karşı korumasız hale gelir. Bu, insanlar da dahil tüm canlılar için geçerlidir. Stres, vücudun direncini azaltır. Balıklardaki en belirgin stres etkisi ise balığın derisindeki koruyucu mukoza tabakasının azalmasıdır. Bu durumda en basitinden beyazbenek başta olmak üzere pek çok hastalığa davetiye çıkarılmış demektir.

IV - Önlemler:

Stres durumunu gidermeye çalışmaktansa, strese neden olabilecek durumları en baştn bertaraf etmek en uygunudur.

Özetle şunları yapmalısınız:

* Uygun hacimde bir akvaryum kullanın.

* Uygun su şartları sağlayın.

* Balıklarınızı kaliteli besinlerle, uygun besinlerle besleyin.

* Birbiri ile uyumlu balık türlerini bir arada bulundurun.

* Akvaryuma çok gerekmedikçe el-kol sokmayın.



Akvaryum hobisinin Türkiye'de gelişimi (Kronoloji ve belgeler)

Akvaryum hobisinin Türkiye'de gelişimi (Kronoloji ve belgeler)
« 05 Ekim 2010, 00:05:33 tarihli arşivimizden»

GİRİŞ

Bu konuda yazılmış pek bir şey yok. Varsa da parça parça ve dağınık haldedir sanıyorum. Bundan dolayı bu konuda bildiklerim doğrultusunda bir şeyler karalamaya karar verdim. Çok uzun bir yazı değil, ama bir şeyleri hatırlamak açısından ilginç olacağını düşündüm. Ağırlıklı olarak, hobimizle ilgili olarak internetteki gelişime değinmeye çalışacağım.

Ülkemizde akvaryum hobisinin gelişimi, pek çok ülkeye göre çok geç oldu, bunu biliyorum. Çünkü ülkemizde kendisine "hobi" edinen kişilere genellikle "boş işlerle uğraşan kişi" yakıştırması yapılıyor. Maalesef ülkemizde hobi kültürü yok. Maket yapımıyla uğraşan kişiler çocuksu bulunuyor, herhangi bir şeyin koleksiyonunu yapan kişiye "boş yere para harcıyorsun" deniyor, buna benzer durumlardan dolayı da önemli bir hobi olan akvaryum hobisi de payına düşeni alıyor.

Benim bu hobiye merak saldığım 1980'lerin sonunu 1990'ların başına bağlayan zamanlarda pek az balık türü ülkemiz hobicileri tarafından biliniyordu. Japon balığı, lepistes, moli, kılıçkuyruk, plati, astronot balığı, gurami, melek balığı, zebra danio, tetrazon, birkaç çöpçü türü, birkaç tetra türü, bildiğimiz kocaman vatoz balığı dışında pek balık bulunmazdı. Bulunmasını bir kenara bırakalım, adını duymamıştık pek çok balığın.

"Bitkili akvaryum" veya "bitki akvaryumu" diye bir kavram yoktu. Elodea ve dev kripto bitkisini bulan varsa, bu bitkileri öpüp de başına koyuyordu. 

Öyle Aquaclay, torf, şu, bu, CO2 kullanımı falan duyulmamıştı bile... Midye kırığı en kral kumdu. Çoğunlukla da başka seçenek yoktu zaten.

Filtrelerin yeşil renkli olduğu ve traktör gibi ses çıkardığı yıllardı.

Akvaryumların, birbirine cam macunu gibi bir şeyle yapıştırıldıktan sonra metal çerçevelerle sağlamlaştırıldığı yıllardı (ne kadar sağlamlaştırılabilirse artık).

Böyle zamanlardı işte... Zebra ciklet, para ediyordu o zamanlar. Tül kuyruklu ve ucubeye dönmüş balıklar o zamanlar bu kadar çok değildi. Lepistesler daha sade görünümlüydü, hatırladığım kadarıyla da taş gibi sağlam balıklardı lepistesler.

İnternet falan da yoktu benim bu hobiye başladığım yıllarda. 1980'lerin sonlarını 1990'lara bağlayan yıllardan bahsediyorum... Dergi, kitap, doğru dürüst bir şey yoktu. Birkaç kitap vardı sadece, ondan da haberdar değildik gerçi. Bildiklerimiz, akvaryumcuların anlattığı kadarıyla sınırlıydı. Şimdiki akvaryumcuların pek çoğuna "cahil" deriz, genel kanı budur. Ama şimdiki akvaryumcular, o yıllardaki akvaryumcuların yanında hiç abartısız profesör gibi kalıyor arkadaşlar.

Ben, bundan 20 yıl öncesinden bahsettim yukarıda kısaca. Bunun bir de daha öncesi var... Bu hobinin ülkemize ilk girişi...

DERGİLER VE KİTAPLAR

Türkiye'deki ilk akvaryum dergisi, 1968 yılında çıktı. Adı "Akvaryum Dergisi" idi. Aylık olarak çıkan bu dergi tam 24 sayı çıktı ve 2 yıl sonra kapandı. Bundan sonra başka dergiler de çıktı, genel anlamda akvaryum hobisiyle birlikte diğer canlılarla ilgili bilgiler de veriyorlardı (kedi, köpek, kuş vesaire). Bunun için çok fazla değinmeye gerek yok.

1968 yılından sonra ciddi anlamda ilk akvaryum dergisi, "Akvaryum Dünyası" adını taşıyan ve Sayın Tamer BALLICALI'nın önderliğinde çıkan dergiydi. 2004 yılında çıkmaya başlayan dergi 2 ayda bir çıkıyordu ve bildiğim kadarıyla 32 sayı çıktı ve daha sonra kapandı.

Akvaryum hobisiyle ilgili ilk kitaplar, Sayın Atilla ALPBAZ'ın kitaplarıydı. Akvaryum Tekniği, Akvaryum El Kitabı, Japon Balığı Yetiştiriciliği, Balık Islahı, Akvaryum Balıkları Ansiklopedisi adlı kitapları; akvaryum hobisi alanında birer kilometre taşı oldu.

Akvaryum Dünyası Dergisi'nin bir sayısı (bir sayıda da geniş bir neon tetra yazısı yazmıştım):



Atilla ALPBAZ'ın bazı kitapları:



İNTERNET

Ülkemizde akvaryum hobisiyle ilgili olarak kurulan ilk internet sitesi, sanırım Bilyap sitesi... 

Bilyap, birkaç kafadar tarafından 1998 yılında açıldı. O yıllar, ülkemizin internetle tanıştığı yıllardı. Akvaryum alanında ülkemizde bir ilk olan Bilyap'ın görüntüsü o yıllarda oldukça sadeydi:



2000'li yılların başında internet dünyasındaki hızlı gelişim ve yeni görsel durumlar Bilyap'ı da etkiledi ve sitenin içeriğiyle birlikte görünümü de çok gelişti:


"Ülkemizdeki tüm akvaryum sitelerinin kökeni bir şekilde Bilyap'a dayanır" dersem, hiç de abartmış olmam. 1998 yılında kurulan Bilyap sitesi, bilinçli akvaristliğe giden yoldaki en önemli öğedir. İnternetin yaygınlaşması, bilgiye ulaşmadaki kolaylık ve Bilyap gibi bir sitenin kurulmasından sonra akvaristlerdeki bilgi birikimi artmaya başladı. Pek çok konuda olduğu gibi hobi alanında da diğer pek çok ülkeyi geriden izleyen Türkiye, Bilyap'ın kurulmasından sonra diğer ülkelerin seviyesini önemli ölçüde yakaladı. Ülkemizdeki hobiciler daha önce bilmedikleri akvaryum canlı türlerinin adlarını duymaya başladılar. Yurtdışından malzeme ve canlı alımı, ülkemizde bilinmeyen balık türlerinin getirtilmesi ve üretimi, bilinen balık türlerinin bilinmeyen varyetelerinin getirtilmesi büyük ölçüde Bilyap'la başladı.

Ülkemizde akvaryum hobisinin ilk yıllarından bugüne (yani 1960'lı yıllardan günümüze) kadarki süreç içerisinde belki de en önemli yer Bilyap'ındır. Ben Bilyap'ı tarihte "Sanayi Devrimi" denilen zaman dilimine benzetiyorum. Biraz saçma gelebilir, ama bence durum tam olarak buna benziyor. 100 km'lik bir yol düşünün... İnsanoğlu en az 5 bin yıllık yazılı tarihinde bu 100 km'lik yolun ancak 10-15 kilometresini yürüyebildi Sanayi Devrimi'ne kadar. İnsanlığın Sanayi Devrimi'nden sonraki teknolojik ve bilimsel gelişmelerle birlikte, 100 kilometrelik yolun geri kalan 80-85 küsür kilometresini yürümesi ise çok hızlı ve şok edici bir şekilde birkaç yıl sürdü.

Bilyap'ın durumunu ve misyonunu ben bu duruma benzetiyorum kısaca. Akvaryum hobisinin ülkemizdeki gidişatı göz önüne alındığında Bilyap bir milattır. Bilyap'tan önceki yıllarda, yani 1960'lardan 1990'lara kadarki dönemde ancak birkaç adım gidebilmişken, Bilyap'la birlikte 1990'lardan sonra (özellikle de 2000'lerden sonra) daha önce gittiğimiz yolun onlarca katı uzunluktaki mesafeyi koşarak gittik.

Bilyap, şu anda da dolu dolu içeriğiyle hayatını sürdürmektedir:



İnternet dünyası ülkemizde çok çabuk gelişti. Bu hızlı gelişme bazı yönlerden iyi oldu, bazı yönlerden kötü oldu. Ülkemizde 1990'ların ikinci yarısına doğru yaygınlaşmaya başlayan internette ilk salgın "ICQ" idi sanırım. Daha sonra Yahoo Messenger yayılmaya başladı. Ondan sonra, 1990'ların ikinci yarısının sonlarına doğru MIRC programı en bilineni olmak üzere "chat" salgını başladı. "Slm, asl, bye, tşk, merhaba, nbr, ehehehe, muhahaha, zuhahaha"  gibi saçma sapan unsurlar o zaman günlük hayatımıza girmeye başladı. Daha sonra MSN yaygınlaştı. Kişisel siteler arttı, 2000'lerin ilk yarısında forumlar mantar gibi yayılmaya başladı, bir zaman sonra (2000'lerin ikinci yarısının sonunda) kişisel sitelere ek olarak "blog" muhabbeti başladı. En son Facebook, Twitter falan derken, bakalım daha neler göreceğiz...

Ülkemizdeki ilk akvaryum forumu Bilyap'ın forum kısmıdır. Şimdiki SMF, Vbulletin ve benzeri sistemlerle kıyaslanamayacak kadar basit bir forumdu. Aslında bu foruma "ziyaretçi defterinin çok daha fazla karmaşıklaşıp düzenli hale getirilmiş hali" diyebilirim. İlk akvaryum forumu Bilyap'ta yer almaktaydı (halen de vardır).

"Ülkemizdeki tüm akvaryum sitelerinin kökeni bir şekilde Bilyap'a dayanır." demiştim. Akvaryum hobisini çok uzun yıllardır internetten de takip edenler iyi bilirler. Bilyap'tan yola çıkılarak kurulan iki adet forum oldu ilk başta: İSAK (İstanbul Akvaryum Kulübü) ve Akvaryum.com...

Bilyap'tan sonra kurulan büyük akvaryum siteleri arasında ilk sırada Akvaryum.com gelse de, ilk önce İSAK'a değinmek istiyorum. İSAK (İstanbul Akvaryum Kulübü), ülkemizdeki akvaryum hobisininde çok önemli bir yere sahiptir. Bölgesel bir kulüp oluşumu olarak ortaya çıkan İSAK, çok büyük ilgi görüp ulusal bir oluşum haline geldi. İstanbul odaklı olarak ortaya çıkmasına rağmen bugün İstanbul'dan İzmir'e, Eskişehir'den Ankara'ya, Erzurum'dan Bilecik'e, Burdur'dan Trabzon'a kadar pek çok değerli hobicinin bir arada olduğu sosyal bir paylaşım sitesi haline geldi. Ve hobi yeni ufuklar kazandı. Oğuz SAĞLAM ile birlikte paludaryum tipi akvaryumları İSAK'ta tanıttık, Türkiye'de bu tip akvaryumlar hazırlayan ilk kişilerdik ve bunu İSAK aracılığıyla duyurduk ve yaygınlaştırdık. İlk sucul gezileri yapan ve ülkemize özgü sucul canlıları akvaryum ortamında besleyen Yalçın İÇLİ'ydi ve bendim. Daha sonra bu tür geziler diğer sitelerde de yaygınlaşmaya başladı.

İlk zamanlar @tolkien adıyla yazıyordum orada.

İSAK, "İstanbul Akvaryum Kulübü" idi. Ancak bir ara ESAK (Eskişehir Akvaryum Kulübü), ANAK (Ankara Akvaryum Kulübü) ve İZAK (İzmir Akvaryum Kulübü) ile birleşti. Forum kısmında bu üç büyük ilin bölgesel forumları yer aldı. Ve bu bölgesel forumlar, uzun bir süreç içerisinde ana forum içinde eriyip gittiler. Zaman zaman bu bölgesel oluşumları canlandırma çabaları olmuş olsa da, sadece çabayla kaldı ve aradan sıyrılarak büyüyen İSAK oldu. Çünkü İSAK, "İstanbul" demekti ve İstanbul ülkemizin en önemli ve en hareketli şehriydi. Bir ara ben "BİLAK" adıyla bir kulüp kurma çabasına girmiştim (Bilecik Akvaryum Kulübü) ama benim Bilecik'ten birkaç yıllığına ayrılmam ve geride kalanların ilgisizliğinden dolayı bu proje yattı. BİLAK'ın (Bilecik Akvaryum Kulübü) o zamanlarki görüntüsü:



Benim de dahil olduğum pek çok akvarist; Bilyap'ta uyandı, İSAK'ta pişti, birkaç sitede daha deneyim kazandı ve bu zamana kadar ulaştı. İSAK bundan dolayı çok önemlidir. Hatta şu anda millete  kök söktürdüğüm Türkçe takıntım bana İSAK'taki ilk günlerimden hatıradır.   O zamanlar Türkçeye hiç dikkat etmeyen biriydim (o zamanki halim şimdi başka biri olarak burada karşıma çıksa bir kez değil yüz kez atardım kendimi). İSAK'tan bir arkadaşla bundan dolayı çok sağlam kavga etmiştik. Ve onun haklı olduğunu anlamam uzun sürmemişti.

İSAK bundan dolayı önemlidir. Akvaryum hobisini ciddi anlamda forum kültürüyle harmanlayarak farklı bir bakış açısının meydana gelmesini sağlayarak pek çok kişiye ve oluşuma örnek olmuştur.

Sene 2004, İSAK'ın bebekliği:

 

İSAK Forumları'ndan nostalji:




İSAK Forumları da 2013 yılında misyonunu tamamlayarak yayın hayatına veda etmiştir.

Bilyap'tan sonra ortaya çıkmış olan en büyük sitelerden biri olan Akvaryum.com'a da bir bakalım...

Akvaryum.com, ülkemizin en büyük sitesi durumundadır şu anda. Hatta dünya çapındaki en büyük akvaryum sitelerinden biri olduğunu söylesem abartmış olmam.

2000'li yılların başları, Akvaryum.com sitesinin gençliği:



Akvaryum.com şu anda dolu içeriğiyle yerini sağlam bir şekilde korumaktadır. 

Akvaryum hobisiyle ilgili olarak kurulmuş olan eski siteler arasında varlıklarını hakkını vererek günümüze kadar devam ettiren siteler elbette İSAK ve Akvaryum.com ile sınırlı değil.

2005 yılında, İSAK'tayken özel bir ileti almıştım. Kimden geldiğini şu anda anımsamıyorum. Bir davet idi. "Yeni bir site kuruldu, seni de aramızda görmek isteriz" gibisinden bir şeyler yazıyordu. Merak edip baktım. Bu, şu anda "AkFo" olarak bilinen www.akvaryumforum.com sitesiydi.

Siteye girip, şöyle bir bakınmıştım, üç beş kişi vardı kayıtlı... İçerik, boş denebilecek kadar yetersizdi. Kategorilerin pek çoğu yoktu ve forum kısmı dağınık haldeydi. Yardımcı olmak istedim, sonradan bu kadar büyüyeceğini o an düşünmemiştim bile.

Şöyle bir şeydi işte AkFo:

 

Daha çok yeniydi, üye sayısı elle sayılacak kadardı, doğru dürüst bilgi yoktu, çok ama çok yeniydi

Derhal el attım duruma. Güvendiğim arkadaşlarıma da bilgi verdim, "böyle bir site açılmış, destek verelim" dedim. Ve ilk iş olarak kategorileri uygun ve anlamlı olarak düzenlemesi için AkFo kurucusu Buğra'yı ileti bombardımanına tuttum. Daha dün gibi hatırlıyorum... "Şöyle bir kategori açmalısın, şuraya şunu koymalısın, burayı şöyle yapmalısın..." deyip duruyordum. 

Bir yandan da kendi yazılarımı eklemeye çalışıyordum. Birkaç kafadar, imece yoluyla çalışıyorduk resmen. Murat (@akvaryumcumurat; Murat SAĞDIÇ), adaş (Onur Can BAKIR) ve birkaç kişi daha siteyi kısa sürede kalabalıklaştırdık (ben virüs gibiydim zaten o zamanlar  ).

Derken site büyüdü gitti... AkFo'nun yönetiminde uzun yıllar yer aldım. Şimdi Lepistes Kulübü'nde bana "sert yönetici" diyen arkadaşlarım beni o zaman görmeliydi. Sitenin pis işlerini yapan kişi bendim (üye uyarma, üye atma vesaire işleri). Yani ben sitede cellatlık görevi görmekteydim. Özel nedenlerden dolayı siteden ayrılma kararı aldığımda anladım ki beni -o kadar asıp kesmeme rağmen- çok seven bir sürü kişi varmış. 

AkFo şu anda da varlığını sürdürmektedir, ama o da Lepistes Kulübü'nün forum sayfası gibi sosyal medya sitelerinin yayılmasından nasibini alarak durgunlaşmıştır. 

2006 yılında çok önemli bir şey oldu. Bu bir ilk idi ülkemizde. Bir dernek... Yani tüzüğü olan, resmi olan bir şey, bir dernek... AD (Akvaristler Derneği) kuruldu 2006 yılında. 

Bilyap'tan yola çıkarak ortaya çıkan İSAK ve Akvaryum.com'dan olan bazı kişilerin önderliğinde kurulan Akvaristler Derneği, o ana kadar gördüğümüz en ilgi çekici oluşumlardan biri olmuştu. Resmi bir şey idi sonuçta, bir dernek idi.

Reşat Gökhan BASAN, Serhat AY, İlteriş TEKİN, Nezih BİZİM, Sedat ERDEM, Tamer BALLICALI ve Faruk GENÇÖZ; bu derneğin kurucuları oldular.

Pek çok kişi bu isimleri İSAK ve Akvaryum.com'dan biliyordu. Yanlış bir tabir kullanmak istemiyorum, ama canlı şahitlerden biri olarak derneğin kuruluşunun oldukça sancılı ve gergin bir süreç olduğunu söylemeliyim. Ayrıntıları tam olarak bilmesem de, pek çok kişi bunu doğrulamasa da (ve yalanlamıyorlardı da) dernek, İSAK'tan kopmalar sonucunda doğmuştu bir anlamda. Bir süre gerginliklerin ve bir hayli sert tartışmaların ve hatta gruplaşmaların olduğunu hatırlıyorum. Ben -huyum kurusun- kendimi çok ilgisiz bir şekilde bu gerginliğin tam ortasında buluvermiştim. İSAK'a da üye değildim aslında (yani İSAK Forumları'na üyeydim ve en çok yazıp çizen birkaç kişiden biriydim forumda, ancak İstanbul Akvaryum Kulübü'ne üye değildim), Akvaristler Derneği'ne de üye değildim. Ancak sert tartışmaların ve gruplaşmaların tam ortasında buluverdim kendimi. Ülkemizdeki akvaristlerin tam olarak kamplaşmaya başladıkları ve günümüzdeki durumu belirleyen yıllardı.

Dernektekilerin forum ortamlarından hiç de alışık olmadığımız şekilde çok resmi olan tavırları da bana göre bu gerginliği güçlendiren bir durumdu. En ufak tartışmalar bir anda kavgaya dönüşebiliyordu. Sanırım akvaryum sitelerinden "geçici atılma" konusunda rekor bana aittir.   Akvaristler Derneği'nde Sayın İlyas AYDEMİR'le girmiş olduğum sıkı bir tartışma sonrasında tam 1 yıl sitede yasaklanmıştım. İlyas Bey de Türkiye'deki hiçbir forumda aktif olmadı bu olaydan sonra. Tartışmanın sebebi, derneğin forumunun iki  kısım olmasıydı. Üyeler ikiye ayrılıyordu yönetim tarafından: Dernek üyesi ve forum üyesi... Bizler forum üyeleri olarak, dernek üyelerinin görebildiği bölümleri göremiyorduk. Yani bazı bölümleri görmemiz için derneğe üye olmamız gerekiyordu. İlyas Bey, herkesin görebildiği bölümde bazı bilgiler paylaşıyor ve "gerisini okumak için şu bölüme bakın" yazıyordu. Biz de o bölümü -dernek üyesi olmadığımız için- göremiyorduk. Sebebini sorduğumuzda aldığımız cevap karşısında üyeler arasında birinci sınıf üye ve ikinci sınıf üye gibi bir ayrım yapıldığını hissederek isyan etmiştik. Belki böyle bir ayrım yapılmıyordu, belki de yapılıyordu, ama sonuçta biz bu ayrımı hissediyorduk ve çok büyük bir tartışma başladı. Kısa süre içinde tartışma büyüdü. Dernek yetkilileri beni susturmayı başaramadılar ve ben forumdan 1 yıl uzaklaştırıldım. Bu ayrımı başkaları da hissetmiş olmalı ki birkaç kişi dışında dernek forumunda yazıp çizenlerin sayısı hissedilir şekilde azaldı.

Dernek sitesinden bir görünüm:



Lepistes Kulübü de küçük ama etkili bir site olarak hobimizin tarihinde yerini aldı. Almaya da devam edecek. Lepistes Kulübü ilk olarak İSAK'ta lepisteslerle ilgili bir kulüp kurulması konusundaki görüş alışverişleriyle başladı. Yani LK'nın temeli İSAK'ta atıldı. Böyle bir kulübün kurulması konudundaki düşünceler 2007 yılının hemen başında İSAK'ta uzun uzun görüşüldü.

Hemen ardından, AkFo'nun teknik işlerini yürüten Halit KORKUT'tan yardım alınarak site kuruldu. 

İlk önce Vbulletin'in çakması olan bir sistem kullanılmıştı:


Daha sonra, uygun bir sisteme geçilerek SMF tabanlı olarak sunuldu:


Kısa sürede ilgi çekti, ama hiçbir konuda taviz vermediği için pek çok kişinin çekindiği bir ortam olarak hobi dünyasında kendine özgü yerini aldı. Lepistes Kulübü, şu anda da dolu içeriği ve %100 tavizsiz duruşuyla bilinen bir site halini aldı.

Lepistes Kulübü (LK) önemli iki özelliği ile dikkat çekti: Türkçemiz konusunda taviz verilmemesi ve Türkiye'nin ilk lepistes kulübü olması...

Türkçe konusundaki dik duruş, ilk önce çok yadırganmıştı. Tepki de çekti. Ancak kısa süre sonra insanlar bu duruma alıştılar. Hacettepe Üniversitesi Türkçe Topluluğun dikkatini çekerek beğeni kazanmıştı. Bu konuda sadece akvaryum hobisi alanında değil, "Türkçemizin kurallarına tamamen uyulan tek forum" olarak tüm forumlar arasında (yani sadece akvaryum forumları arasında değil, "forum" sitesi olan tüm siteler arasında) yerini korudu ve halen de bu alanda tektir.

LK, Türkiye'nin ilk lepistes kulübüdür. LK kurulmadan önce "değersiz, beş para etmez, basit, ucuz, dandik balıklar" olarak görülen lepistesler, kulübün kurulmasından sonra değer kazanmaya başladı. Pek çok hobici diskus, sihlid vesaire akvaryumlarını bozup lepistes beslemeye başladı. Bu balıkların sanıldığı gibi basit balıklar olmadığı herkesçe anlaşıldı. Durum bu olunca, 50-100 Lira'ya lepistesler satılmaya başlandı ülkemizde (tanesi 50-100 Lira, ama biz halen üste para veriyoruz, çünkü biz "HOBİCİ"yiz). Ve bazı kişiler baktı ki bu işte sağlam para var, "lepistesçi, lepistes uzmanı, lepistes profesörü, genetik bilimi konusunda her şeyi bilen kişi" edasıyla ortalıkta dolaşmaya başladılar. Ve böylelikle LK'yı ilk önce içten çökertmeye çalışsalar da başaramadılar. Karalamalar vesaire arka arkaya geldi. Durum böyle olunca, LK'nın taklitleri ortaya çıktı zamanla. LK o kadar büyük bir forum değil, hatta sayısal anlamda Akvaryum.com veya İSAK ile kıyaslandığında minicik bir forum. Ancak, sayısal anlamda küçük olmasına rağmen oldukça etkili ve kıskanılan bir forum... Bundan dolayı pek çok düşmanı oldu LK'nın, "en çok üye şutlanan forum" rekoru da sanırım bizdedir akvaryum siteleri arasında. Hatta birkaç kez de ciddi anlamda saldırıya uğradı (çökertildi) ve alınan önlemler sayesinde geri getirildi. Düşünsenize, ülkemizde pek ilgi görmeyen bir alanda (akvaryum) bir forum burası, hem de bu hobide özel bir alanda (lepistes) devam eden bir forum, üstelik sayısal anlamda da çok büyük değil, ama siteyi çökertmeye çalışanlar oldu geçmişte. Yorum sizin.

2019 yılı itibariyle 12. yılını dolduran Lepistes Kulübü, forum sayfasını kapatarak yayın hayatına blog sitesi olarak devam etmeye başladı. Ayrıntılı bilgili buraya tıklayarak alabilirsiniz.

Neyse...

Şu ana kadarki tarihçeyle ilgili olarak kısa bir özet geçeyim, madde madde yazayım:

1- Akvaryum hobisinin ülkemizdeki geçmişi 1960'lı yıllara dayanır.

2- Akvaryum hobisiyle ilgili ilk dergi, 1968 yılında 2 ayda bir çıkarılmış olan Akvaryum Dergisi'dir. Bu dergi 2 yıl çıkmış ve toplamda 24 sayıdan oluşmaktadır.

3- Ülkemizde akvaryum hobisiyle ilgili olarak kurulan ilk site Bilyap'tır. Ülkemizdeki diğer akvaryum sitelerinin tamamının kökeni bir şekilde Bilyap'a dayanmaktadır. Yukarıda görsel öğelerle de destekleyerek bazı oluşumlardan bahsettim. Bunu kronolojik sıraya dökerek ve kısa ama ayrıntılı olarak aşağıda maddeler halinde sayabilirim:

  • 1998'de Bilyap kuruldu.
  • 2000 yılının başında Akvaryum.com doğdu.
  • 2004 yılının başlarında Bilyap'taki bazı İstanbullu akvaristler İSAK'ı kurdular.
  • 2004 yılında Bilyap'tan kopan bazı akvaristler ve İSAK'tan kopan bazı akvaristler, ülkemizin türe özgü ilk akvaryum forumu olan Piranhalar.com'u kurdular.
  • 2005 yılında Akvaryum.com ve İSAK kökenli bazı tuzlu su akvaristleri, ülkemizin ilk tuzlu su akvaryum forumu olan Resifbolgesi.com'u kurdular.
  • 2005 yılında Akvaryum.com ve İSAK kökenli bazı akvaristler AkFo'yu oluşturdular.
  • 2006 yılında Akvaryum.com ve İSAK kökenli bazı akvaristler Akvaristler Derneği'ni kurdular.
  • 2006 yılında İzmirli akvaristler, İzmir Akvaryum Kulübü'nü (İZMAK) kurdular (www.izmirakvaryum.com).
  • 2007 yılının başlarında Akvaryum.com ve İSAK kökenli bazı akvaristler, bağımsız bazı akvaristlerle bir araya gelerek Türkiye'nin ilk lepistes kulübü olan Lepistes Kulübü'nü (LK) oluşturdular.
  • 2007 yılında AkFo ve İSAK kökenli bazı akvaristler, ülkemizin ilk akvaryum bitki forumu olan Bitkiliakvaryum.com'u (BİTAK) kurdular.
  • 2008 yılında AkFo kökenli bazı akvaristler, Akvaryumportali.com'u kurdular.
  • 2019 yılında Lepistes Kulübü'nün forum sayfası kapandı ve kulüp bir blog sayfası olarak devam etme kararı aldı.

Genel akvaryum bilgileri (Yeni başlayanlar için)

Akvaryum hobisine yeni başlayanlar için
« 28 Nisan 2008, 22:26:01 tarihli arşivimizden »


GENEL AKVARYUM BİLGİLERİ
(AKVARYUM HOBİSİNE YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN)

Akvaryum nasıl kurulur?

İlk önce akvaryumunuzun hacmi kadar çeşme suyunu üzeri açık bir kabın içinde 48 saat kadar havalandırın. Çeşme suyu klor içerdiği için bunu yapmanız gerekir. Klor, akvaryum balıkları ve bitkiler için zararlıdır ve öldürücüdür. Çeşme suyu 48 kadar dinlendirildikten sonra canlılarınız için zararlı olan klor uçacaktır. Daha sonra bu dinlenmiş suyun içine piyasada akvaryumculardan kolaylıkla temin edebileceğiniz çeşitli su hazırlayıcılar katabilirsiniz. Bunlar, canlılar için zararlı olan ağır metalleri nötr hale getiren çeşitli kimyasallardır. Dozajına uygun bir şekilde suya kattıktan sonra, suyun ısısını balıklarınızın isteyeceği ısıya getirmelisiniz. Birçok akvaryum balığı 20-26 C sıcaklıkta yaşar. Yine de hangi balığı beslemeye karar verdiyseniz ısıyı ona göre ayarlamalısınız. Bu arada, özel durumlar (hastalık, bazı balıklarda üreme vs) haricinde ısı sabit tutulmalıdır. Bunun için de yine piyasada çok çeşitli olarak bulunan termostatlı ısıtıcılardan almalısınız.

Temizlenmiş olan boş tanka 10-15 cm yüksekliğinde suyu boşaltın. Daha sonra tabandan 3-5 cm yüksekliğe dek temizlenmiş dere kumunu (deniz kumu, kuvarz kum ve akvaryumlarda kullanılabilen; suyun kimyasını bozmayan kumlardan kullanabilirsiniz) koyup elinizle hafifçe düzeltin. Taban malzemesinin akvaryumun ön kısmına doğru hafif bir meyil oluşturması, gözle görülebilen pisliklerin tankın ön tarafında birikmesini ve daha kolay temizlenmesini sağlayacaktır. Taban malzemesini de yerleştirdikten sonra su bitkilerini köklerini zedelememeye özen göstererek kuma gömün. Tankınızı istediğiniz gibi dekore edebilirsiniz. Bunun için piyasada çok çeşitli malzemeler bulunmaktadır. Ama yine de akvaryumun doğal görünmesi balıklarınızın sağlığı açısından çok daha önemlidir. Bu yüzden de onları zaman içinde zehirleyebilecek veya strese sokabilecek plastik ve metal malzemeleri akvaryumunuza sokmamalısınız. En doğal dekor malzemeleri çakıl taşları, çeşitli kütükler ve kayalardır. Bunları doğada da bulabilirsiniz ama doğadan alacağınız malzemeleri iyi dezenfekte edilmezse balıklarınız hastalanıp ölebilir. Akvaryum içinde kullanılacak olan malzemeler, suyun kimyasını bozmayan malzemeler olmalıdır. Akvaryum dekorunuzu sadece hayal gücünüz sınırlayacaktır. En iyisi, doğayı elinizden geldiğince taklit etmeye çalışmanız olacaktır.

Dekorunuzu hallettikten sonra sıra bir akvaryum için çok önemli olan malzemeleri yerleştirmeye geliyor. Bunlar: Filtre, hava motoru, ısıtıcı-termostattır (Filtrasyon 3 şekilde gerçekleştirilir. Çeşitli filtre türleri vardır. Bunu ilerleyen bölümlerde ayrıntılarıyla göreceksiniz). Filtre ve ısıtıcı-termostatı tankınıza yerleştirdikten sonra tankınızın geri kalan kısmını da suyla doldurun. Şimdi filtre, hava motoru ve ısıtıcı-termostatı çalıştırın ve ısının balıklarınızın isteyeceği ısıya gelmesini bekleyin. Su gereken ısıya geldiğinde artık geriye bir tek şey kalıyor; balıklarınızı suya yerleştirmek.

Akvaryum hobisi, sürekli olarak kendini geliştirmeyi gerektirir. Piyasada bulunan çeşitli yayınları takip etmelisiniz, akvaryumlarla ilgili olarak hazırlanan internet sitelerini ve forumlara başvurmalısınız, konu ile ilgili olan insanlara danışmalısınız. Akvaryum hobisi, hobiciliğin de ötesinde çeşitli sanat, spor, bilim dallarına benzer. Doğayı taklit etmek, sürekli olarak kendini geliştirmek, hayal gücünü zorlamak konularında akvaryum hobisi çeşitli sanat dallarına benzer. Fırsat buldukça doğaya açılıp çeşitli dekor malzemeleri toplamak, sulak alanları dolaşmak açısından da yeri geldiğince spor faaliyetlerine vesile olur. Su analizleri yapmak, canlılarınızın sağlığı açısından çeşitli kimya kaynaklarından faydalanmak, akvaryumunuzda kullanmak için evde bir takım malzemeler üretmek açısından da çeşitli bilim dalları ile iç içedir. Kısacası akvaryum hobisi; sanat, spor ve bilimi tek noktada birleştiren bir hobidir.

Akvaryumunuzda beslediğiniz canlıların üremelerine şahit olmak, yavrularını büyütmek, çeşitli davranışlarını gözlemlemek, büyülü su altı dünyasının bilinmeyenlerine doğru uzunca bir yolculuğa çıkmak şüphesiz her hobici için çok büyük bir mutluluk kaynağıdır. Evinizde kuracağınız sağlıklı bir akvaryum, günlük yaşamın stresinden uzaklaşmak için güzel bir yoldur.

Akvaryum için gerekli malzemeler şunlardır: Su değişimleri için tankın hacminin %25 oranında deterjan ve benzeri madde değmemiş boş bir kova, ısıtıcı-termostat, filtre, hava boruları, hava vanaları, kaliteli balık yemleri, balıkları yakalamak için süzgeç, ısıyı ölçmek için derece, çeşitli ilaçlar (metillen mavisi, malahit yeşili vesaire.), kaya tuzu, büyüteç. Burada şunu da önemle belirteyim; metillen mavisi ve malahit yeşili olarak adlandırılan ilaçlar normal şartlarda akvaryumlarda kullanılmamalıdır. Bunlar ilaçtır ve bazı hastalıkların tedavisinde kısa süreli olarak kullanılabilirler.

Akvaryumun yeri:

Akvaryumunuzun, hava sirkülasyonu olmayan bir yerde kurulması son derece önemlidir. Bulunduğu yerde soğuk-sıcak hava hareketlerinin olmaması gerekir. Örneğin; balkon kapısının yanına koyulmamalıdır. Koyulduğu taktirde hava sirkülasyonu meydana gelirse suda ısı değişimleri meydana gelebilir. Tropikal balıkların çoğu ısı değişimlerine karşı hassastır.

Akvaryumunuzun, yerden 50-75 cm yukarıda olması ve bulunduğu odanın her köşesinden rahatça görülebilmesi önemlidir. Böylece daha estetik bir durum oluşur. Akvaryumunuzun bulunduğu masa, dolay, vitrin ya da benzeri malzeme kesinlikle sağlam olmalıdır. Akvaryumunuzu taşıyabilecek güçte olmalı ve sarsılmamalıdır.

Akvaryumunuzu direkt olarak güneş ışığı almayan bir yere yerleştirmelisiniz. Güneş ışığı alg oluşturur ve akvaryumunuz kirli görünür. Yosunlar heryeri kaplayabilir. Özellikle bitkilerin yaprakları üzerinde çıkan yosunlar bitkilerinizi öldürebilir. Bununla birlikte akvaryumunuzun güneş ışığı alması demek, suda sıcaklık değişikliklerinin olması demektir. Daha önce de belirtildiği gibi akvaryumunuzda ısı değişimlerini mümkün olduğunca en aza indirmelisiniz.

Filtrasyon:

Akvaryumculukta 3 tür filtrasyon vardır. Bunlar; mekanik filtrasyon, kimyasal filtrasyon, biyolojik filtrasyondur.

Mekanik filtrasyon, akvaryumlarda kullanılan çeşitli filtrelerle yapılır. Filtreler iç filtre ve dış filtre olmak üzere 2 çeşittir. İç filtreler genellikle küçük akvaryumlarda, dış filtreler ise genellikle büyük akvaryumlarda tercih edilir. Çeşitli filtre türleri vardır. Bunlardan bazıları; sünger filtre, şelale filtre, pipo filtre gibi filtrelerdir. Filtrenin çalışma prensibi şu şekildedir: Akvaryumdaki suyu çeker, süzer ve akvaryuma geri pompalar. Filtre malzemesi olarak çok çeşitli şeyler kullanılır. Sünger, sentetik elyaf bunların başlıcalılarıdır. Akvaryum hobisine yeni başlayanlar için en uygunu bir kafa motoru veya bir su pompası ile çalıştırılan sünger iç filtrelerdir.

Kimyasal filtrasyon, akvaryumun tabanına çeşitli malzemeler koyarak suyun kimyasal özelliklerini ayarlamak amacıyla yapılan bir filtrasyon çeşididir. Torf, odun kömürü gibi malzemeler, kimyasal filtrasyon yapmak için deneyimli akvaryumcular tarafından kullanılmaktadır.

Biyolojik filtrasyon, suda bulunan birçok faydalı bakteriler tarafından yapılır. Bir tank ilk kurulduğunda biyolojik filtrasyon elemanı olan bakterilerin sayısı yeterli değildir. Biyolojik filtrasyon için gereken yapının oluşması için en az 3-4 hafta geçmesi gerekir. Birçok akvaryum hobicisi, biyolojik yapının (bakterilerin) oluşması için akvaryumu kurduktan sonra 1 ay boyunca boş bırakır. Bu, yanlış bir tutumdur. Akvaryuma balık konmadan önce biyolojik dönüşüm gerçekleşmez. Suyun balıklar için uygun hale gelebilmesi için yeni kurulan tanka birkaç tane dayanıklı balık koymak en uygunudur. 1 ay sonra daha hassas balıklar konulabilir.



Isıtıcı - termostat:

Akvaryumunuzun kapasitesine uygun bir ısıtıcı-termostat kullanmalısınız. Piyasada çok çeşitli ısıtıcı-termostatlar bulunmaktadır. Suyun ısısı sabit kalmalıdır. Suyun ısısının değişkenlik göstermesi balıkların sağlığını bozar. Bazı balıklar 1 C'lik ısı değişimine karşı bile hassastırlar. Isıdaki değişimler, balığın çeşitli solungaç enfeksiyonuna yakalanmasına sebep olabilir. Bu tür hastalıklarla ilgili bilgileri SAĞLIK kısmında bulabilirsiniz. Unutmadan; ısıtıcı-termostat da dahil akvaryumda kullanılan elektrikli cihazların kaliteli ve sağlam olmasına dikkat edin. Diğer konulardaki bir eksiklik sadece akvaryumdaki canlıların hayatını olumsuz yönde etkiler. Ama elektrikli aletlerdeki bir aksaklık, sizin hayatınızı etkileyebilir.



Aydınlatma:

Özellikle bitkili akvaryumlarda aydınlatma konusu hayati bir önem taşır. Güneş ışığı bitkiler için zararlı alg oluşumuna sebep olduğu için -ve ısı değişimlerine neden olduğu için- genellikle ev akvaryumlarında kullanılmaz. Akvaryumlar güneş ışığı yerine yapay ışıklandırmayla aydınlatılır. Bu işlem için özel akvaryum floresanları kullanılsa da elektrikçilerde bulabileceğiniz küçük floresanlar da işinizi görebilir. Dikkat etmeniz gereken konu, akvaryumunuzun uzunluğu ve derinliğidir. Her elektrikli cihazda olduğu gibi bu cihazları da kullanırken dikkat etmelisiniz, aksi taktirde tehlikeye giren sizin hayatınız olur.

Bazı hobiciler floresan yerine normal ampul kullanmayı tercih etseler de bu kesinlikle sakıncalıdır. Çünkü ampul suyu aşırı derecede ısıtır. Verdiği ışık rengi hoş bir görüntü oluşturmaz ve yosunlaşmalar oluşabilir. Ayrıca çok fazla elektrik harcarlar. Piyasada çok çeşitli ışıklandırma sistemleri satılmaktadır. Bunlardan bulamazsanız elektrikçilerden bulacağınız floresanlar da işinizi görecektir.

Akvaryum 10-15 saat kadar aydınlatılmalıdır. İdeal olanı günde 12 saat aydınlatmaktır. Geceleri floresanı kapatmalısınız. Her gün aynı saatte açık aynı saatte kapatmalısınız. Elektrikçilerde timer diye satılan cihazlar bu sorununuzu giderebilir. Cihazı günde kaç saat aydınlatacaksanız timer cihazını kurun, floresan otomatik olarak açılması gerektiğinde açılır ve kapanması gerektiğinde kapanır.

Bitkili bir akvaryumda aydınlatma yapılmazsa bitkiye ekstra gübre ve çeşitli malzemeler vermenin anlamı yoktur. Ayrıca bitkiler karanlıkta karbondioksit açığa çıkardıkları için olumsuz bir durum oluşabilir. Karbondioksit, pH seviyesini düşürür. Çok fazla karbondioksit yüklenmesi, bu durumu daha da yoğunlaştırabilir. Akvaryum da küçük bir ekosistem olduğu için zincirin halkalarındaki en küçük bir değişiklik diğer unsurları da etkiler. Bu yüzden her konuda olduğu gibi aydınlatma konusuna da önem vermek gerekir. Bu yüzden de aydınlatma konusu ayrıca önemlidir.



Taban malzemesi:

Taban malzemesini, balığın ihtiyaçlarına göre seçmek gerekir. Örneğin bazı türler ince kumlardan hoşlanırlar. Bazıları ise yüksek pH istedikleri için deniz kumu kullanılmalıdır. Taban malzemesi seçerken, balıklarınızın ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalısınız. Bazı balık türleri kumda çukurlar açarak yuva yapar, bazı balık türleri ise kayalardan yapılmış dekorları sever. Taban malzemesini, balıklarınızın özelliklerine göre seçmelisiniz. Herşeyden önce balık, kendini güvende hissetmelidir. Bu yüzden de kendisine gizleyebilmesine olanak verecek şekilde ve renkte taban malzemesi seçmek yerinde bir davranış olacaktır. Çok önemli bir nokta; unutulmamalıdır ki sudaki biyolojik dönüşümün çok önemli bir kısmı akvaryumun tabanında gerçekleşir. Bu yüzden taban malzemesine sadece bir dekor olarak bakılmamalıdır.



Beslenme:

Balıklar, çok çeşitli gıdalarla beslenirler. Bazıları etçil, bazıları otçul beslenir. Yem seçiminizi buna göre yapmalısınız. Yanlış bir yem seçimi, balığınızın sağlığını kaybetmesine ve hatta ölmesine neden olabilir. Bitkisel ağırlıklı beslenen balığa yüksek oranda protein içeren et ürünleri ve hayvansal yemler verilmemelidir çünkü sindiremeyecekleri için çeşitli hastalıklara yakalanacaklardır. Evde, kendiniz de balık yemi yapabilirsiniz ama piyasada farklı balık türleri için üretilmiş kaliteli ve bol çeşitli yemler çok ucuza bulunabildiği için özel durumlar haricinde böyle bir girişime gerek yoktur. En iyisi yine akvaryumlarla ilgili yayınları ve web sitelerini takip etmek, balığınızla ilgili mümkün olduğunca çok bilgi toplamaktır.

Burada özellikle yavru balıklar için çok önemli ve gerekli olan bir yemden ve bu yemin hazırlanışından bahsetmek gerekiyor. Artemia (Artemia salina) denilen bir tür karidesin larvaları, balıklar için çok önemlidir. Özellikle yeni doğan yavrulara artemia larvaları verilmelidir. Artemia, içermiş olduğu yüksek besin değeri ile yavru balıkların gelişimlerini hızlandırır ve bağışıklık sistemlerini güçlendirir. Artemia aslında tuzlu sularda yaşayan bir tür minik karidestir. Akvaryumcularda genellikle bunların yumurtaları satılır. Yumurtaları toz yem gibidir. Ama direkt olarak balıklara verilmemelidir. Balıklar yumurtaların kabuklarını sindiremeyeceği için hiçbir faydası olmaz. Artemia yemi şu şekilde hazırlanır: 1 litre kadar suya 1 kaşık tuz atılır ve tuz eritildikten sonra su 25-26 C ısıya gelince istenilen miktarda artemia yumurtası bu tuzlu suya eklenir. Bu sırada suya havataşı ile bir miktar hava verilmesi daha faydalı olur ama bu işlem sırasında suyun dalgalandırılmamasına ve yumurtaların dibe çökmemesine özen gösterilmelidir. Larvalar 1-2 gün içerisinde yumurtadan çıkarlar. Çıplak gözle bu minik larvaları görebilirsiniz. Büyüteçle baktığınızda ise daha kolay görünür, sürekli hareket eden minik yaratıklardır. Su tuzlu olduğu için bu larvaları direkt olarak balıklara vermeyin. İnce çorap veya tül ile süzdükten sonra üzerlerine tatlı su dökerek tuzdan arınmasını sağlayın. Tatlı su balıklarının tuzu direkt yutması demek; böbreklerinin ağır hasara uğraması demektir. Tatlı su ile artemia larvalarını süzdükten sonra balıklarınıza verebilirsiniz. Bu işlemi birkaç günde bir tekrarlarsanız balıklarınız gayet sağlıklı olurlar.

Yine özellikle yavru balıklar için hazırlayabileceğiniz bir başka yem de yumurta yemidir. Bildiğimiz tavuk yumurtasını haşlayın. Haşlanmış yumurtanın sarısını bir fincana ya da bardağa koyun. Üzerine biraz su ekleyip yumurtanın sarısını ezin. Bulamaç haline geldikten sonra da 10-15 dakika bekleyin. Tortu kısmı dibe çöktükten sonra yüzeyde kalan suyu bir çay kaşığı ya da şırınga ile balıklarınıza verebilirsiniz. Bu yemi kullanırken dozaja dikkat edin. Fazla katarsanız akvaryumun suyu bulanabilir.

Balıklarınınız için hazırlayabileceğiniz başka bir yem de evde hazırlayabileceğiniz bitkisel yemlerdir. Ispanak, yemeklik kabak, havuç, salatalık, marul gibi bitkileri de balıklarınız severek yiyeceklerdir. Bu yiyecekleri güzelce temizledikten sonra haşlayabilir veya direkt verebilirsiniz. Ama haşlamanız balığın yemi yiyebilmesine kolaylık sağlayacaktır.

Bir başka yem de tubifex kurtlarıdır. Bunlardan markalı yem olarak kurutulmuşlarını akvaryumcularda bulabilirsiniz. Canlı olarak da balıklarınıza verebilirsiniz. Fakat bu yemle ilgili çok fazla dikkat edilmesi gereken bir konu vardır: Bu kurtçuklar atık sularda, lağım sularında ve derelerin dibindeki balçık kısımlarda bulunur. Hijyen konusuna önem göstermediğiniz taktirde balıklarınız hastalığa yakalanacaklardır. Temizliğinden emin olduğunuz tubifex kurtlarını direkt akvaryuma atmayın. Çünkü bunlar tabandaki kumların içine saklanırlar ve suyun aşırı kirlenmesine sebep olurlar. Kurtçuk yemleri yerleştirmek üzere satılan yemliklerden satın almanız faydalı olur. Kurtçukları bu yemliklerin içine koyun, balıklarınız gidip onları deliklerden çekerler. Böylece suyun da kirlenmesini engellemiş olurunuz.

Özellikle yavru balıklar için hazırlanan, basit ama çok faydalı bir yem de yumurta yemidir. Şu şekilde hazırlanır: Bir yumurta haşlanır. Yumurtanın sarısı bir fincanın içine koyulduktan sonra yarısına kadar su eklenir ve yumurta bir çay kaşığı ile ezilir. Fincanın içindeki malzeme bulamaç haline geldikten sonra, tortunun çökmesi beklenir. 10 dakika sonra tortu tamamen dibe çökmüştür. Bir çay kaşığı ile fincanın yüzeyindeki su alınır ve yavrulara verilir. Bu malzemeyi buzdolabında birkaç gün saklayabilirsiniz.

Yem olarak ne kullanırsanız kullanın, balıklara vereceğiniz miktar 1-2 dakika içinde tüketebilecekleri kadar olmalıdır. Yemin fazlası dibe çökeceği için hem suyu kirletecektir, hem de suyun kimyasını bozarak balıklarınızı hasta edecektir.



Balık seçimi:

Akvaryumcudan veya bir arkadaşınızdan balık alırken şunlara dikkat etmelisiniz:

Sağlık:

Balık sağlıklı olmalıdır. Renkleri düzgün, yüzgeçleri parçalanmamış, çok zayıf ya da çok şişman olmayan balıkları tercih edin. Mümkünse balığı almadan önce yem yemesini seyredin. Sağlıklı bir balık, yemi reddetmez. Ayrıca sağlıklı balık hareketlidir. Özellikle akvaryumun taban kısmında hareketsiz duran, sağlıksız görünen balıkları almayın. Hastalıklarla ilgili kaynakları okuyun ki sağlıksız balığı diğerlerinden ayırt edebilesiniz. Bir de balığın uzuvları eksik olmamalıdır.

Sağlık konusunda üzerinde önemle durulması gereken bir diğer nokta da karantina akvaryumudur. 10-20 litrelik küçük bir tank bu işi görebilir. Yeni alınan bir balık, direkt olarak akvaryuma konmamalıdır. Karantina akvaryumunda 1 hafta gözlenmeli, herhangi bir olumsuz gözlem yoksa bundan sonra ana akvaryuma alınmalıdır. Karantina tankı ile ilgili ayrıntılı bilgileri SAĞLIK kısmında bulabilirsiniz.

Habitat:

Özellikle doğada aynı veya yakın yerlerde yaşayan balıkları tercih etmeniz –karma akvaryumlarda- yerinde olur. Böylece çok farklı su özelliklerinde yaşamayan, aynı şartları isteyen balıkları almış olursunuz ve su kimyası (pH gibi) ve suyun fiziksel özellikleri (ısı gibi) konusunda herhangi bir problem yaşamazsınız.
Uyum: Seçeceğiniz balıklar birbirleri ile her yönden uyumlu olmalıdır. Burada uyumdan söz ederken estetikten ziyade yaşamsal anlamda uyumdan bahsediyoruz. Örneğin akvaryumlarda bakılan birçok tropikal balığın mönüsünde yine akvaryumlarda bakılan bazı tropikal balıklar vardır. Saldırgan-çekingen ilişkileri, balık seçiminde çok önemli bir yeri oluşturur. Bazı balıklar bölgelerini savunurlar (teritoryal) ve özellikle üreme dönemlerinde hem kendi cinsinden olan balıklara hem de başka cinslerden balıklara karşı saldırgan olabilirler. Balık seçerken bunları göz önüne almazsanız, akvaryumunuzdaki bazı balıklar diğerlerine zarar vereceklerdir. Yine aynı şekilde birçok balık türünde erkek bireyler, hemcinslerine karşı agresiftir. Bunlara dikkat etmeniz ve seçiminizi yapmanız son derece önemlidir. Bazı balıklar da grup/sürü balıklarıdır. Bu tür balıkları akvaryuma en az 4-8 bireyden oluşan bir grup/sürü halinde salmak gerekir. Aksi taktirde kendilerini güvende hissetmezler, strese girerler ve iştahtan kesilip ölebilirler.

Tank özellikleri:

Birçok balık türü küçük tanklarla (20-50 litre) yaşayabilirse de bazı balıklar çok daha büyük hacimli tanklarda (150-500 litre) yaşayabilirler. Besleyeceğiniz balık türlerini ve sayılarını tankınızın kapasitesine göre seçmelisiniz. Aldığınız balıklar yavru ya da genç balıklar ise, büyüdüklerinde (ulaşabilecekleri en büyük boya ulaştıklarında) ne kadar bir su kütlesine ihtiyaç duyarlar, bunu düşünmelisiniz. Benzer şekilde, bazı balık türleri yüksek tanklardan (40 cm ve üzeri bir yükseklik) hoşlanırlar. burada unutmadan şuna da değinilmelidir; bir fanusun içinde kesinlikle balık beslemeyin. Yuvarlak yapısından ve dar ağız kısmından dolayı balıkların sağlığı açısından zararlı olan fanusları kullanmayın. Sadece yavru balıklar fanusta tutulabilir.

Akvaryum hobisine yeni başlayanların dikkat etmeleri gereken diğer noktalar şunlardır:

  1. Akvaryumun suyunu komple değiştirmeyin, düzenli periyotlarda su değişimleri yapın. Su aşırı şekilde kirlenmemişse, salgın bir hastalık oluşmamışsa suyu komple değiştirmekten kaçının. Zaten düzenli su değişimleri ile birçok olumsuz durumu da gidermiş olursunuz. Düzenli su değişimleri şu şekilde yapılır: Haftada 1-2 kez, dipten bir hortum vasıtasıyla %20-30 oranında su çekilir. Eksilen suyun yerine, yine akvaryumdaki suyla aynı ısıda, balıklarınızın istediği kimyasal özelliklerde su eklenir. Suyun dipten çekilmesinin sebepleri de şunlardır: Dışkılar ve artık yemler sonucu oluşan bazı maddeler suyun dibinde birikir. Bu maddeler, ileri vadede balıklarınızın sağlığını bozabilir. Bu yüzden düzenli aralıklarla dipten su çekip yenisini eklemek, bu olumsuz durumu ortadan kaldırmanızı sağlayacaktır.
  2. Akvaryumunuzu, direkt güneş ışığı almayan biryere yerleştirin. Bir akvaryumun güneş ışığı alması demek; ısıda değişimlerin oluşması, istenmeyen ve özellikle akvaryumdaki bitkileri bozan alglerin (su yosunları) oluşması ve suyun bozulması demektir.
  3. Akvaryumunuza gerekmediği sürece ellerinizi sokmayın. Ellerinizi gerekli gereksiz akvaryuma sokarsanız hem suya mikrop bulaştırabilirsiniz, hem de balıklarınızı strese sokarsınız. Stres ise sağlığı bozan en önemli faktördür.
  4. Akvaryumunuzda kullanacağınız malzemelerin kaliteli olmasına özen gösterin. Tank, ısıtıcı-termostat, filtre, hava motoru, süzgeç, yemler, ilaçlar, kısacası kullanacağınız bütün malzeme kaliteli olmalıdır. Ekonomik açıdan ucuz malzemelere yönelmektense, biraz daha pahalı olan ama çok daha kaliteli malzemeler kullanmak uzun vadede çok daha ekonomik hale gelecektir. Çünkü akvaryum bir ekosistemdir. Ekosistemdeki en küçük bir arıza, büyük sorunları da beraberinde getirebilir. Bu yüzden kaliteli ürünler kullanılmalıdır. Özellikle çabuk tüketilen akvaryum malzemelerinin (yem, ilaç gibi) son kullanma tarihlerine dikkat edin.
  5. Akvaryumun bulunduğu odada kesinlikle sigara içmeyin, başkalarının da sigara içmesine asla izin vermeyin. Sigara insanlar için olduğu kadar diğer canlılar için de öldürücüdür. Yine akvaryumun bulunduğu odada mümkün olduğunca oda spreyleri, gaz halinde kullanılan böcek ilaçlarından kullanmamaya dikkat edin. Birçok balık türü, kimyasal maddelere karşı hassastırlar.
  6. Doğadan alıp akvaryumunuza taşıma istediğiniz çeşitli malzemeleri (canlı yem, bitki, çakıl, kum, kütük, kaya gibi) mutlaka dezenfekte ettikten sonra kullanın. Bu konuyla ilgili olarak akvaryum hobisi ile ilgili çeşitli yayınlara ve internet sitelerine başvurabilirsiniz.
  7. Unutmayın ki akvaryum hobisinde en önemli nokta canlılarınızın sağlığıdır. Sırf kendi zevkleriniz için balıklarınızı rahatsız edebilecek bir dekor uygulamayın. Unutmayın ki akvaryumdaki canlıların sağlığını bozan ana unsur strestir.
  8. Yeteri kadar deneyim kazanmadan kimyasalları kesinlikle kullanmayın. İlla da kullanmak gerekiyorsa mutlaka deneyimli bir hobiciye danışın.
  9. Son olarak; işini layıkıyla yapan akvaryumculara ve bu işe gönül vermiş hobicilere danışın. Size mutlaka yardım edeceklerdir. Bunların dışında akvaryumla ilgili internet sitelerini ziyaret edin, forumlara katılın, akvaryumla ilgili yayınları takip edin.


27 Şubat 2019 Çarşamba

Hakkımda



Onur G. HİTİT. 1978 Bilecik doğumluyum. Samsun'da yaşamaktayım. PDR uzmanıyım. Evliyim.

Özel ilgi alanlarım: Akvaryum, fotoğrafçılık, amatör olta balıkçılığı, spor (vücut geliştirme, kickboks), Türk kültürü ve tarihi.

Sayfamız genel anlamda bir akvaryum sayfası olduğu için biyografimi bu doğrultuda paylaşacağım.

1990'ların başından beri akvaryum hobisiyle uğraşmaktayım. Küçük yaşlarda dayımın akvaryumlarına bakıp özenirdim. Küçükken annemin bana fanus içinde bir beta balığı hediye etmesiyle, daha sonra da dayımın hediye ettiği tatlı su kaplumbağaları ve dolu bir akvaryumla hobiye başlamış oldum. İlk beslediğim balıklar melek balığı, gurami, kılıçkuyruk ve siyah tetra idi.

Şu ana dek kedi balıklarından tetralara, canlı doğuranlardan çeşitli Amerika ve Afrika cikletlerine, yerli türlerimize kadar birçok balık türünü besledim ve ürettim. Akvaryum hobisinde uzmanlık alanım canlı doğuranlar, omurgasız canlılar, biyotop akvaryumları, bitkili akvaryumlar ve yerel canlılarımızdır.

Akvaryum hobiyle ilgili bilgi ve deneyimlerimi 2000'li yılların başlarından beri internet üzerinden de paylaşmaktayım. Akvaryum hobisiyle ilgili olarak çeşitli sitelerde ve dergilerde yayınlanmış yazılarım bulunmaktadır.

Ülkemize özgü ilk biyotop akvaryumu çalışmasını yapan kişiyim (Kızılırmak Biyotop Paludaryumu) ve yine ülkemizde ilk paludaryum tipi akvaryum çalışmalarını yapanlardanım.

Şimdiye dek birçok akvaryum yarışmasında dereceler kazandım. Yarışmacı olmadığım bazı etkinliklerde jüri üyesi olarak bulundum. Kurucusu olduğum Lepistes Kulübü bünyesinde düzenlenen birçok ödüllü yarışmanın da organizasyonunu yaptım.

En bilinen bazı akvaryum fotoğraflarımı aşağıda sunuyorum.



















































Instagram adresim: @han.mergen

LK Poster

LK Poster
Yabani lepistes

LK Poster

LK Poster
Yabani lepistes

Lepistes (Poecilia reticulata)

Lepistes (Poecilia reticulata) «28 Nisan 2007, 02:37:20 tarihli arşivimizden» Lepistes (Poecilia reticulata)    Ailenin en popüler ...