Translate

lepistes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lepistes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2019 Pazartesi

Doğum sonrası anne lepistes bakımı

Doğum sonrası anne lepistes bakımı
«14 Şubat 2012, 10:23:30 tarihli arşivimizden»


Gerek forumlarda olsun, gerek Facebook'ta olsun, gerekse günlük yaşantıda olsun, lepistes besleyen akvaristlerin bana en çok sordukları sorulardan biri de "Balığım doğurdu, ama sağlığı bozuldu. Ne yapmam gerekir?" şeklinde oluyor.

Biraz da bu konuya değinmek istedim. Daha önce çok ayrıntılı olarak değindiğimiz bir konu değildi. Veya dağınık halde zaman zaman konu içinde geçtiğinde değinmekteydik.

Anne lepisteslerde doğum sonrası bazı sıkıntılar görülebilir. Hatta doğum sonrasında bazı durumlarda anne lepistesi kaybedebiliriz. Bunun temel sebebi anne balığın doğum sırasında aşırı güç kaybetmesinden kaynaklanır.

Doğum sonrasında anne balığın karnı belirgin şekilde çöker. Beslenme zorlukları da çekebilir. Zaten doğumum hemen öncesinde ve doğum esnasında erkek lepistesleri kendine çeken maddeler salgıladığından erkekler tarafından sürekli kovalanan dişi lepistes strese girmiş durumdadır. Doğum esnasında kaybettiği güç de bu duruma eklendiğinde hastalıklar ve ölüm meydana gelebilir.

Bu durumda bazen anne balığı ayrı bir akvaryuma almakta fayda var (doğumdan hemen sonra). Bu akvaryumda anne balığa bir hafta veya on gün kadar özel bir bakım yapmakta fayda var. Ha, ben bunu uyguluyor muyum? Uyguladığım bir şey değil. Ama bazı durumlarda uygulamak gerekebilir.

Doğum sonrası bakım akvaryumu küçük bir akvaryum olabilir. Balığımız burada uzun süre yaşamayacağı için küçük bir akvaryum yeterli olur. 15-20 litre yeterlidir. Bu akvaryumun suyu, ana akvaryumdan çekilmiş olmalıdır. Filtresi (sünger filtre öneririm, bu yeterlidir) ve ısıtıcısı hazır bulundurulmalıdır. Bir anlamda karantina akvaryumu gibi diyelim. Aydınlatma falan çok önemli değildir.

Doğum sonrası bakım akvaryumu, anne balığı doğum stresinden başka strese sokmayacak şekilde düzenlenmelidir. Çok aydınlık olmasına gerek yoktur. Hatta loş ışıklı olması daha iyidir.

Doğum sonrası bakım akvaryumuna alınan anne lepistese, bir hafta veya on gün süreyle özel olarak bakım yapmak gerekir (akvaryumun hazırlanış amacı da budur zaten). Besin değeri yüksek yemler kullanılmalıdır (gerçi bunlar zaten her zaman kullandığımız yemlerdir). Buna ek olarak canlı yem takviyesi yapmakta yarar vardır (tubifeks denen mikron yuvası canlı yemler hariç). Artemia, su piresi, küçük gammaruslar, mevsime göre sibrisinek larvası verilmelidir. Canlı yem bulma durumu yoksa kurutulmuş kan kurdu, kurutulmuş su piresi de iş görür. Bunlara ek olarak kaliteli markaların uygun yemlerini (pul yemler gibi) vitamin takviyesi yaparak vermek de faydalı olacaktır.

Doğum sonrası bakım akvaryumunda bir hafta veya on gün bakıma giren lepistes (yoğun bakım diyebiliriz) bu sürecin sonunda stres faktöründen yeterince uzaklaşmış, normale dönerek güç kazanmış, önemli riskleri atlatmış bir lepistes haline gelir. Süreç sonunda dikkatli bir şekilde ana akvaryuma geri aktarılabilir.



4 Mart 2019 Pazartesi

Lepistesçilik nedir? Kim lepistesçidir, kim değildir?

Lepistesçilik nedir? Kim lepistesçidir, kim değildir?«15 Kasım 2011, 11:17:53 tarihli arşivimizden»

Lepistesçilik nedir? Kim lepistesçidir, kim değildir?

Lepistesçi, her şeyden önce akvaristtir. Yani lepistesçilikten önce akvaristlik vardır. Akvarist olmayan kişinin lepistesçi olması mümkün değildir. Akvaryumla ilgilenen herkes de akvarist değildir.

Akvarist: Akvaryumlarla "hobi" anlamında ilgilenen kişilerdir. Canlılara "mal" gözüyle bakmazlar, "canlı" olarak bakarlar. Akvaryum işinden para kazanmazlar; sadece ürettikleri canlıları veya ellerinde fazlalık olarak kalmış malzemeleri bazı şeylerle takas ederler veya piyasanın çok altında ücrete satarlar (nadiren).

Yani lepistesçiler her şeyden önce balıklara "mal" olarak değil, "can" olarak bakan kişilerdir.

Lepistesçi olan kişi, lepistesleri "kaliteli-kalitesiz" şeklinde ayırmaz. Sağlıklı balık vardır, sağlıksız balık vardır. Canlılar, özellikle de "dost" dediğimiz ev hayvanları "kaliteli-kalitesiz" şeklinde sınıflandırılamazlar. Bu sınıflandırmayı, canlılara "mal" muamelesi yapan canlı koleksiyoncuları ve bazı tüccarlar yapar. Bir akvarist, canlıları bu şekilde nitelendiremez.

Lepistesçi olan kişi, lepisteslere fiyat olarak ederine göre değer vermez. Yani "Mahalledeki akvaryumcuda bulunan 3 TL'lik lepistes kötüdür. Bilmem nereden gelen 30 TL'lik ithal lepistesler iyidir." şeklinde bir ayrım yapan kişi, lepisteslerle ilgileniyor bile olsa lepistesçi değildir. Çünkü akvarist değildir. Olsa olsa akvarist görünümünde bir canlı koleksiyoncusu veya tüccardır.

Lepistesçi olan kişi, lepisteslerin lepisteslikten çıkmalarına destek vermez. Lepistesler diğer pek çok balık türünden farklıdır, çünkü "sürpriz yumurta" gibidirler (bu deyim bana aittir, son senelerde moda olmuştur). Çok farklı renk kombinasyonlarına sahip olan, kolay üretebilen, farklı formlara sahip bir balıktır. Bundan dolayı bir lepistes bir diğerine görünüşte benzemeyebilir. Pek çok lepistes tipi geliştirilmiştir. Gerçek bir lepistesçi; kuyruğunu taşıyamayan lepisteslerin, içi görünen lepisteslerin, yüzgeçlerinin iriliğinden dolayı yüzmekte zorlanan lepisteslerin, bir takım durumlardan dolayı üreyemeyen lepisteslerin yaygınlaşması için çalışmaz. Lepistesin lepisteslikten çıkmasına gönlü razı olmaz.



3 Mart 2019 Pazar

Özel tür lepistes diye bir şey yoktur

Özel tür lepistes diye bir şey yoktur
«06 Eylül 2011, 04:09:30 tarihli arşivimizden»


Özel tür lepistes diye bir şey yoktur

Burada yazdıklarım tamamen şahsi düşüncelerimdir. Katılan katılır, katılmayan katılmaz.

Ben burada "lepisteslere otuz yıldır özel ilgi duyan akvarist" olarak deneme mahiyetinde bir yazı yazıyorum sadece.

Son senelerde bir "özel lepistes" merakı aldı başını gidiyor. "Nasıl bir şey bu özel lepistes?" diye bakındığımızda şöyle bir sonuç çıkıyor ortaya:

  1. Genelde koleksiyonculara hitap eden lepisteslerdir. Yani az kişide bulunurlar. Pek çok kişide bulunurlarsa özellikleri kalmaz.
  2. Öyle her akvaryumcuda bulamazsınız. Hele ki 3-5 TL'ye ölüsünü bile bulamazsınız. Balık koleksiyoncularının "özel olmayan, adi, basit" olarak gördükleri 3-5 TL'lik lepisteslere göre daha pahalıdırlar (işin can alıcı noktası da tam buradadır).
  3. Garip, uzun adları vardır. Aklınızda tutmakta zorluk çekebilirsiniz. Bu adlar, en ufak bir taksonomik bilgisi olmayan kişilerin papağan gibi ezberlediği adlardır. Sorsak, lepistesin bilimsel adını veya taksonomik yerini bilmezler. Ama janjanlı adları ezberleyip kendilerini "lepistes uzmanı" gibi göstermeye çalışırlar.

"Özel lepistes" ve "özel olmayan lepistes" şeklindeki ayrım, ticari bir taktiktir.

Yıllar önce var olan "sihlid çılgınlığı" kulübümüzün kurulmasından sonra yerini "lepistes çılgınlığı"na bırakmıştır. Evet, bunun sorumlusu ne yazık ki bizleriz. Lepisteslerin "özel olan, özel olmayan" şeklinde ayrılması da bana göre ticari bir taktiktir.

Peki, ben nadir lepisteslere karşı mıyım? Ben buna, yani nadir bulunan lepisteslerin beslenmesine karşı falan değilim.

Peki, benim karşı olduğum şey nedir? Buna bir açıklık getireyim:

Ben; otuz yıldır akvaryum hobisiyle uğraşan, bu otuz yıl içinde maddi kazanç elde etmemiş olan, akvaryumlarla hobi olarak ilgilenen ve üste para veren, bu hobide para harcamaktan ve para kazanmayan biri olmaktan hiçbir zaman pişmanlık duymayan, çevreci, bilimsel bilgiye önem veren, canlılara can taşıdıkları için değer veren, balıkları mal olarak görmeyen, bu hobi içinde özellikle Poeciliidae ailesine ve lepisteslere büyük bir tutkuyla bağlı olan biriyim.

Dolayısıyla, lepistesleri çok sevdiğim için de onları "özel olan, özel olmayan, kaliteli olan, kalitesiz olan" diye ayıran biri değilim. Lepisteslerin ucuzunu, pahalısını, yabanisini, evcilini, janjanlı adlara sahip olanını, janjanlı adlara sahip olmayanını, az renklisini, çok renklisini seven biriyim. Yani lepisteslerin bazılarını değil, tamamını "ÖZEL" olarak gören biriyim.

‎"Özel lepistes, özel olmayan lepistes, kaliteli lepistes, kalitesiz lepistes" diye bir şey yoktur. "akvarist, hobici" vardır, "akvarist taklidi yapan canlı koleksiyoncusu, akvarist taklidi yapan tüccar" vardır.

Yani lepisteslerin "özel lepistes" ve "özel olmayan lepistes" diye ayrılması tamamen ticari bir taktiktir.

Bu konudaki görüşlerinizi paylaşırsanız, konu zenginleşecektir arkadaşlar. Bunlar bir "akvarist, hobici" olarak kısaca benim görüşlerimdir.

Elbette isteyen gidip istediği lepisteslerden alır, buna hiç kimsenin karışmaya hakkı yoktur. Ama bana göre bütün lepistesler özeldir. Bu yüzden "özel lepistes" kavramına karşıyım, çünkü böyle dendiğinde "özel olmayan lepistes" diye bir şey varmış gibi algılanmaktadır (bize göre özel olmayan lepistes yoktur, ama akvarist görünümlü canlı koleksiyonculara göre lepistesler özel olanlar ve özel olmayanlar şeklinde ayrılmaktadır).

Akvarist ve balık koleksiyoncusu arasındaki farkları öğrenmek için bu başlığımıza tıklayabilirsiniz.





Akvarist ve balık koleksiyoncusu arasındaki farklar

Akvarist ve balık koleksiyoncusu arasındaki farklar


Ticaret ve hobinin birbirine karıştırılmaması gerektiğine daha önce değinmiştim:

Ticaret ve hobi birbirine karıştırılmamalıdır.

Benzeri bir yazı, yıllar önce Bilyap'ta da paylaşılmıştı:

Bilyap - Bilinçli akvaryumculuk nedir, bilinçli akvarist kimdir?

Şimdi de "akvarist" ile "balık koleksiyoncusu" arasındaki farklardan biraz bahsedeceğim.
 
Bu tür yazılar yazmamda en büyük etken, ülkemizde cehaletin her şeyi etkilemesidir. Hobicilik de cehaletten payını almıştır. İnsanların "A"yı öğrenmeden "Z"ye atlama eğilimi, her şeyde olduğu gibi akvaryum hobisinde de vardır. Akvaryum hobisinde bazı kavramlar bilerek veya bilmeden başka kavramlar yerine kullanılmaktadır. Bunlardan en sık karşılaştığım durum, "balık koleksiyoncusu" olan kişilerin kendilerine "akvarist, akvaryum hobicisi" demeleridir. Aslında akvaristlik ve balık koleksiyonculuğu birbirinden çok farklı ve hatta birbirine tamamen zıt kavramlardır.

Şimdi de "akvarist" ile "balık koleksiyoncusu" arasındaki farklara değineceğim. Aslında bu ikisi sıklıkla birbirine karıştırılıyor. Balık koleksiyoncuları asla akvarist değildirler. Balık koleksiyonculuğu akvaristlikle bir ilgisinin olmadığı gibi, akvaristliğe tamamen zıt bir durumdur.

Akvaristlik (akvaryum hobiciliği) ile balık koleksiyonculuğu arasındaki farklar:

  • Akvaristler, besledikleri balıklarını "can" olarak görürler. Balık koleksiyoncuları için ise besledikleri balıklar genellikle kalem, çakmak, süs eşyası gibi bir maldır.
  • Akvaristler, besledikleri balıkların doğal yaşam alanlarını akvaryum ortamına taşımaya çalışırlar. En azından balıkların akvaryumda kendilerini rahat hissedebilecekleri bir dekor yaparlar (üretim ve karantina tankları bunun dışında tutulabilir). Balık koleksiyoncuları için ise dekorun bir önemi yoktur. Akvaryumun bir bütün olarak da önemi pek yoktur. Önemli olan balıktır, önemli olan meta açısından değerli olan balıktır (yani "can" olmayan, "mal" olan balıktır).
  • Akvaristler için balıklar ev hayvanıdır, dosttur. Balıklarla duygusal bağlar kurulur. Bu yüzden balıklar değerlidirler. Çok pahalı olmaları, çok ucuz olmaları hiçbir anlam ifade etmez. Balık koleksiyoncuları ise balıklarına önceden birilerinin belirlediği bir takım standartlara göre değer biçerler ("kuyruğu şöyle olursa, desenleri böyle olursa değerlidir" gibisinden standartlar). O standartlara uymayan balık (yani mal) beş para etmez bir balıktır (yani beş para etmez bir maldır).
  • Akvaristler, doğallıktan yanadırlar. Akvaryumlarını mümkün olduğunca doğaya uygun bir şekilde düzenlemeye çalışırlar. Balıkların da doğal görünmelerinden yanadırlar. Genleriyle oynanmış, çeşitli çaprazlamalarla hayatlarını rahat bir şekilde idare ettirmekte zorlanmaya başlamış ve ucubeleşmiş türlerden uzak dururlar (o türler çok para etse bile; long fin diye tabir edilen balıklar, kuyruklarını taşıyamayan lepistesler, gözleri dışarı pörtlemiş sazangiller, balon diye tabir edilen ve yüzmekte zorlanan canlı doğuranlar, içi görünen albinolar gibi). Balık koleksiyoncuları için ise doğallık aranan bir durum değildir. Hatta çoğunlukla makbul bir şey de değildir. Bir balık doğal formundan ve renklerinden ne kadar uzaklaşırsa (upuzun ve janjanlı adlara sahip olan zavallı lepistes varyeteleri gibi) o kadar değerlidir.
  • Akvaristler çevrecidir, hayvanseverdir. Balık koleksiyoncuları için ise para etmeyen bu tür olgular asla önemli değildir veya ilk öncelikli konular değildir.
  • Akvaristler; ekoloji, taksonomi, doğal yaşam alanları konusunda bilgilidirler veya bilgi sahibi olmaya çalışmaktadırlar. Balık koleksiyoncuları için ise bu tür şeyler pek önemli değildir. Balık koleksiyoncuları için önemli olan tek şey; besledikleri balıkların az bulunur olması, çok para etmesi, hilkat garibesi olarak nitelendirilebilecek derecede doğallıktan uzaklaşmasıdır.
  • Akvaristler, balıklarına işkence çektirmezler. Çünkü balıkları "can"dır. Balık koleksiyoncuları ise balıklarına işkence çektirme konusunda hiç çekinmezler. Hatta kedi-köpek güzellik yarışmalarının benzerlerini düzenleyerek balıklarının hayatlarını riske atmaktan da çekinmezler. Çünkü balıkları "mal"dır.

Lepistesim hamile mi? Lepistesim ne zaman doğurur?

Lepistesim hamile mi? Lepistesim ne zaman doğurur? «26 Ağustos 2008, 13:09:16 tarihli yazı arşivimizden»

Forumlarda genelde karşılaşılan bazı sorular vardır. Konu lepistesler olduğunda en sık karşımıza çıkan soru "Lepistesim hamile mi?" veya "Lepistesim ne zaman doğurur?" türü sorulardır.

"Lepistesim hamile mi?"

1- Daha önce doğum yapmış her lepistes hamiledir. Çünkü dişi lepistesler, erkeğin materyallerini vücutlarına depolarlar. Ve bu sayede 7-8 kez (ortalama 7-8 ay) doğum yaparlar. Dolayısıyla bir lepistesiniz daha önce doğum yaptıysa, normal koşullarda yeniden doğum yapacak denebilir.

2- Bir erkek lepistesle bir defa karşılaşmış bir dişi lepistes, muhtemelen hamiledir. Çünkü bu balıklar dur durak bilmeden üremeye çalışırlar. Özellikle erkek lepistesler, canlılar aleminin en üreme meraklısı üyelerinden biridir.

3- Hamile bir lepistesin arka kısmı (anüs kısmı) koyu bir renge sahip olur. Ayrıca üstten bakıldığında, balığın yanlardan da şiştiği görülür.

"Lepistesim ne zaman doğurur?"

Hamile olan lepistes, normal şartlarda ortalama 30 günde bir doğum yapar. Bu süre aslında 27-40 gün arasında değişir. Bu süreyi etkileyen etkenler; balığın ırkı, balığın yaşı, beslenme durumu, suyun özellikleri gibi etkenlerdir. 

Yani hamile olan bir lepistes illa ki doğum yapacaktır. Dolayısıyla "Balığınız 3 gün sonra doğurur, 5 gün sonra doğurur, 10 gün sonra kesin doğurur" gibisinden ifadeler, bilimsel ve hobisel bir anlamı olmayan "sallama" ifadelerdir.

Lepistesin doğum süresini, başta da belirttiğim gibi "lepistesinizin ırkı, lepistesinizin yaşı, beslenme durumu, suyun özellikleri" gibi unsurlar belirler.

Peki, bir lepistes doğum yapmadan saatler önce bunu anlayabilir miyiz?

Anlayabiliriz. Ama bunu anlamak için çok iyi gözlem yapmak gerekir. Hamile lepistesler genelde doğumdan birkaç saat öncesinde gizlenme ihtiyacı hissederler. Duruma göre değişebilmekle birlikte, hırçınlaşabilirler. Ve erkek lepistesler en çok doğumu yaklaşan hamileleri kovalarlar. Çünkü hamile lepistesler, doğumun hemen öncesinde erkekleri iyice delirten ve kendine çeken bir madde salgılarlar. Erkek lepistesler de bundan dolayı hamileleri (doğuma çok yaklaşmış, saatler kalmış hamileleri) daha yoğun bir şekilde kovalarlar. Doğumdan saatler öncesinde, hamile balığın arkasındaki siyah renkli kısmın ucunda kabaca "üçgen" biçimli bir oluşum gözlemlenir. Bunu görebilmek için gerçekten çok dikkatli bakmanız gerekir. Bu, doğuma saatler ve belki de dakikalar kaldığının habercisidir.

* * *

"Lepistesim hamile mi?" veya "Lepistesim ne zaman doğurur?" türünden sorular, akvaryum hobisinin temelini oluşturan "SABIR" ve "ARAŞTIRMA" özelliklerinin önemsenmemesinden kaynaklanmaktadır diyebiliriz.

Lepistesinin hamile olup olmadığını, hamile ise ne zaman doğum yapacağını merak eden arkadaşların işine yarar umarım.

Hamile bir lepistes:


Lepistes (Poecilia reticulata)

Lepistes (Poecilia reticulata) «28 Nisan 2007, 02:37:20 tarihli arşivimizden»

Lepistes (Poecilia reticulata)
  
Ailenin en popüler üyesidir. Ülkemizde "lepistes" ismi ile bilinse de diğer ülkelerde genellikle "guppy" olarak bilinir.
   
Anavatanı; Barbados ve Trinidad dâhil, Orta Amerika'dan Brezilya'ya kadar tatlı ve sığ sulardır. Buradan çeşitli ülkelere götürülmüş ve akvaryumlarda üretilmişlerdir.
   
En az 34-40 litrelik bir akvaryumda bakılması gereken lepistesler, 24-28°C sıcaklıktan hoşlanırlar. Bulundukları akvaryumun suyu berrak olmalıdır. pH 5,5-8 arasında olmalıdır. Bol bitkili akvaryumlardan hoşlanırlar. Bulundukları akvaryumun su sirkülasyonunun çok şiddetli olmaması daha iyidir. Tankta düzenli su değişimleri yapmak çok faydalıdır. Haftada 1-2 kez %20-30 civarında su değişimi yapmak gerekir. Akvaryum suyuna 10 litreye 1 çay kaşığı tuz koymak, hastalıklarla mücadelede bir ön tedbirdir. Ama sofra tuzu yerine kaya tuzu kullanılması tavsiye edilmektedir. Yine de bitkili akvaryumlarda tuz kullanılmaması daha iyi olur.
   
Lepistes, bir grup balığıdır. Bir tanka en az 4 birey konmalıdır. 1 erkeğe 3 dişi oranında düşünülmelidir.
   
Erkekleri 3, dişileri 4 cm. kadardır. Erkekleri çok renkli ve ince yapılıyken dişileri gri/yeşil renkli ya da renksiz ve daha dolgundur. Tüm Poeciliidae üyeleri gibi erkeklerin anüs yüzgeci gonopod şekline gelmiş ve bir üreme organına dönüşmüştür.
   
Beslenme konusunda sorun yaşatmazlar. Su piresi (daphnia) tubifeks, sivrisinek larvaları gibi canlı yemler ile birlikte su yosunları ve çeşitli bitkisel besinleri de severek yerler. Ağırlıklı olarak bitkisel beslenmeleri daha uygun olur. Yiyebilecekleri su yosunlarından bulamazsanız bir ıspanak yaprağını 10-15 dakika kaynatıp damarlarını ve sapını aldıktan sonra ince bir şekilde kıyarak lepisteslerinize verebilirsiniz. İştahla yiyeceklerdir. Ispanak, onların sindirim sistemlerini de rahatlatır ve kabızlığı önler. Her gün değil, 15-20 günde bir ıspanak verilmesi faydalı olur.
   
Üretimi en kolay akvaryum balığıdır. Üremek için özel şartlar gerektirmezler. Erkekler 2, dişiler 3 aylıkken üremeye hazır hale gelirse de balığın sağlığı açısından 4-5 aylık olmadan önce erkek ve dişi balıklar ayrı tanklarda tutulması faydalıdır. Çünkü küçük yaşta üremeye başladıklarında balığın (dişi balık) vücudunda kalıcı deformasyonlar oluşabilir.
   
Üreme olgunluğuna gelmiş erkek balık sürekli dişileri kovalar. Bu yüzden de dişilerin sayısı erkeklerden fazla olmalıdır. 1 erkeğe en az 3 dişi düşmelidir. Eğer erkeklerin sayısı dişilerden fazlaysa erkekler tarafından sürekli kovalanan dişiler çabuk yorulacak, bitkin düşüp hastalıklara daha kolay yakalanacaktır. Erkek sayısının dişilerden az olması, sürekli kovalanan dişilere ara sıra dinlenme şansı verir.
   
Erkek balık dişiyi dölledikten sonra dişi balık bu 6-8 doğum boyunca erkeğe ihtiyaç duymadan doğum yapabilir. Bu yüzden de bir kez çiftleşen dişinin, erkek balıkların olmadığı bir akvaryumda 6-8 ay boyunca doğum yapması ilginç bir gözlem olmaktadır.
   
Dişi lepistesler ortalama olarak her ay 10-30 arasında yavru verir. İlk kez doğum yapan bir dişinin yavru sayısı 10-15 kadar iken sonraki doğumlarda bu sayı artar. Buna karşılık ilk doğan yavrular ileride iri yapılı bireyler olurlar, sonradan doğanlar ise ilk doğanlara göre daha minik yapılı olurlar.
   
Doğum yapmak üzere olan dişi balık, filtrasyonu iyi olan küçük ve bitkili bir tanka alınabilir. 15 litrelik bir tank bu iş için uygundur. Akvaryumun bol bitkili olması bu durumda çok faydalıdır. Çünkü lepistesler genellikle kendi yavrularını yeme eğilimindedirler. Yeni doğan yavrular içgüdüsel olarak hemen saklanma yerleri ararlar. Özellikle ince yapraklı su bitkileri ya da yüzey bitkileri bu iş için çok uygundur. Yavru lepistesler bol bitkili akvaryumlarda daha iyi ve hızlı gelişirler.
   
Bitki bulamazsanız bunun yerine rafya kullanabilirsiniz. Kırtasiyecilerden alacağınız rafyayı 1 m. Kesin ve makas yardımıyla bukleler oluşturup suya koyun. Doğacak yavrular bunun içine saklanacaklardır. Rafyanın yeşil renkli olması daha doğal bir görünüm vereceği için balığın kendisini daha rahat hissetmesini sağlayacaktır.
   
Doğum yapmak üzere olan dişiyi başka bir tanka ayırma imkanı yoksa piyasada ucuza bulunabilen ve çok çeşitli olan yavruluklar kullanılabilir.
   
Yeni doğum yapmış bir dişiyi doğumdan hemen sonra erkek balıkların arasına salmamalısınız. Dişiler doğum sırasında erkekleri kendilerine çeken bir madde salgılarlar. Doğum sırasında zaten bitkin düşen dişi balık, azgın erkekler tarafından hemen kovalanmaya başlarsa dişi balığı kaybedebilirsiniz. Bu yüzden hiç olmazsa 2-3 gün özel vitamin takviyesi ile anne balığı ayrı bir yerde beslemeniz faydalı olur. Akvaryum yeterinde büyük (100 litre ve üzeri) ve bol bitkili ise, erkek balık sayısı dişi balık sayısının 1/4'ü ise bu işlemi daha kısa tutabilirsiniz ya da gerek duymayabilirsiniz.
   
Yavrular, erişkinlerden ayrı tutulmalıdır yoksa onlara yem olabilirler. 1-1,5 aylık olunca erişkin lepisteslerin yanına konabilirler. 1-2 cm. boyuna ulaşan genç lepistes, büyük lepistesler tarafından avlanamayacak kadar büyüktürler. Yavrular yeni çıkmış artemia larvaları ile beslenmelidirler. Artemia konusundan ve bu yemin nasıl hazırlandığından daha önceki konularda bahsedilmişti. İlk 1 aydan sonra her türlü kuru yemi ve yiyebilecekleri diğer yemleri genç lepisteslere verebilirsiniz.
   
Lepistesler, yakın akrabası olan bazı balık türleri ile çiftleşebilir ve bu çiftleşmelerden yavru alınabilir. Yakın akrabaları; moli, velifera gibi Poecilia cinsinin türleri olan balıklardır.
   
Hangi balıklarla bir arada beslenebilir? Moli, velifera, plati, kılıçkuyruk gibi poeciliidae üyeleri lepistesler için uygun arkadaşlardır. Neon tetra, zebra balığı, çöpçü türleri, otocinclus, ancistrus, melek balığı ve labirent balıklarının sakin türleriyle bir arada bakılabilirler. Tank çok büyükse (250 litre ve üzeri) küçük ve sakin sihlid türleri ile beraber de bakılabilirler.
   
Hangi balıklarla bir arada olmamalıdırlar? Clown loach, tetrazon gibi kuyruk kemirici balıklar özellikle erkek lepisteslerin kuyruklarını yerler. Bu yüzden bunlarla aynı akvaryumda bulunmamalıdırlar. Aynı şekilde istisnaları olsa da Japon balıklarıyla da aynı akvaryumda bulunmaları sakıncalıdır. Japon balıklarının cüsseleri lepisteslerden çok daha büyük olmasına rağmen, gösterişli yüzgeç ve kuyrukları lepistesler tarafından didiklenebilir. Bunların dışında küçük balıklarla beslenen saldırgan balıklarla -akvaryum ne kadar büyük olursa olsun- bir arada kesinlikle bulundurulmamalıdır.
   
Lepistes, dayanıklı bir balık sayılır. Çoğunlukla, akvaryum hobisine yeni başlayanlarca tercih edilir. Bakımı kolay olsa da burada önemli bir konuya değinmekte fayda var: Yurdumuzdaki yerli üretim lepisteslerde özellikle son yıllarda sıklıkla sağlık problemleri çıkmaktadır. Bu sorunların başlıca sebebi gen bozulması olabilir. Bu sebeple akvaryumdaki lepisteslerin arasına ara sıra akvaryumdakilerle kan bağı olmayan lepisteslerin salınması, gen çeşitliliğini artırmak anlamında faydalı sonuçlar verebilir. Sürekli kendi aralarında çiftleşen lepistes kolonisinde, sonraki jenerasyonlarda gen bozulmaları, renk kaybı, bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı olarak hastalanma riski gibi durumla görülebilir.
   
Seçici üretim yöntemleri ile birbirinden güzel lepistes ırkları üretilmiştir. Doğal örneklerinin soluk gri/yeşil renklerine karşılık, rengarenk ve çeşitli kuyruk-yüzgeç formlarına sahip çok gösterişli ırklar üretilmiştir. Bunlardan başlıcaları; tuxedo, lirkuyruk, king, çim, mozaik ırklarıdır. Bu ırkların birbirleri ile melezleşmesinde de sayısız varyete oluşturulmuştur. Sizler de kendi akvaryumunuzda değişik ırklardan lepistesleri melezleştirip değişik lepistes örnekleri elde edebilirsiniz. Albino lepistesler, diğer albino canlılar gibi bembeyaz değildir; pembe ve sarının açık tonları halindedir.

Vahşi lepistes erkekleri:



Evcil lepistes erkekleri:




Evcil lepistes dişileri:




27 Şubat 2019 Çarşamba

Lepistes Kulübü (2007-2019)




Lepistes Kulübü (2007-2019)

2007 yılının Nisan ayında İSAK (İstanbul Akvaryum Kulübü) Forumları'nda başlayan Lepistes Kulübü maceramız, aradan geçen 12 yıllık sürenin sonunda forum misyonunu tamamlamıştır.

Bunun birçok gerekçesi var.

Bir zamanlar, yani internetin ülkemizde kullanılmaya başlandığı 1990'lı yılların sonlarından 2000'li yılların başlarına kadarki süreçte Mirc vardı. İnsanlar Mirc programını kullanarak chat yapıyorlardı.

Yazılımların gelişmesiyle birlikte MSN adlı program hayatımıza girdi. Bu sırada internet siteleri de hızla gelişmekteydi. Yeni arayüzler, güzel tasarımlar oluşmaya başlamıştı.

Birçok internet sitesi, adına "ziyaretçi defteri" dedikleri alanlar hazırlıyorlardı. Siteleri ziyaret edenler, siteyle ilgili fikirlerini bu ziyaretçi defterleri aracılığıyla site yöneticilerine bildiriyorlardı.

Daha sonraki yıllarda forum siteleri ortaya çıkmaya başladı. 2000'lerin ortalarında çok çeşitli konularda forum siteleri arka arkaya kurulmaya başlandı. Otomobil forumları, müzik forumları, siyasi konularla ilgili forumlar ve daha birçok konuda forum siteleriyle birlikte akvaryum hobisiyle ilgili forumlar da kurulmaya başladı.

Ülkemizdeki ilk forum siteleri Bilyap ve Akvaryum.com idi. Sonrasında İSAK kuruldu. Daha sonra AkFo falan derken, 2007 yılında bir grup lepistes tutkunu Lepistes Kulübü'nü kurdular. Bu oluşumda başı çeken ben idim.

2007 yılında Lepistes Kulübü'nün (kısaca LK) kurulmasıyla birlikte lepistes balığı değer görmeye başladı. Eskiden "yemlik balık, ucuz ve basit bir akvaryum balığı" olarak nitelendirilen lepistesler ilgi görmeye başladılar. Zaman içinde LK'dan ayrılan akvaristler de oldu. Türkiye'nin ilk lepistes kulübü LK idi, LK'dan bazı nedenlerle ayrılan kişiler ise Türkiye'nin ilk lepistes derneği olan Türkiye Lepistes Derneği'ni kurdular. Dernek kurucularıyla aramız pek de iyi olmadı. Ama hobi adına olumlu bir gelişmeydi derneğin kurulması.

Lepistes Kulübü'nün forumlarının en etkin olduğu yıllar kanımca 2007-2015 yılları arasındaydı. Bu yıllar içinde çeşitli etkinlikler düzenledik, sponsorlar bulup ödüllü akvaryum fotoğraf yarışmaları düzenledik, yazdık, çizdik, sürekli paylaşımlar yaptık. Hep ürettik. Beğeniler de aldık, bazen insanları küstürüp kızdırdığımız da oldu. Ama biz bu hobi için çok fazla şey yaptık. Lepistes balıklarını sevdirdik, lepisteslerle aynı aileden olup ülkemizde pek fazla bilinmeyen balık türlerini tanıttık. Mesela bunlardan biri endler balıkları idi. Endler balıklarını Türkiye'de ilk besleyen kişilerdenim. Hatta ilk yıllarda edindiğim kolonimin soyundan gelen balıklara halen sahibim.

2010 yılından sonra sosyal medya araçlarının artmasıyla birlikte forumlara olan ilgi yavaş yavaş azalmaya başladı. 2015 yılına gelindiğinde forumlarda yapılan paylaşımlarda ciddi azalmalar meydana geldi. İnsanlar forum sitelerinde paylaşım yapmak veya merak ettiği konuyu araştırmak yerine özellikle Facebook gibi sosyal medya araçlarını kullanarak sormaya başladılar. Bu işin kolay şekli haline geldi. Zaman içinde forum kültürü de azalmaya başladı. Forum kültürü de yerini yavaş yavaş sosyal medya gruplarına ve sosyal medya sayfalarına bırakmaya başladı.

Bununla birlikte Google'ın "mobil görünüm" başta olmak üzere bazı düzenlemeer için dayatmalarda bulunması da can sıkıcı hale geldi. Yani ilk yıllarda Google'daki sıralamalarda en üst konumda bulunan forum sayfamız, sırf mobil görünümle ilgili kodlamalara önem vermeyişimiz (belki de beceremiyor oluşumuz) nedeniyle sıralamalarda çok gerilere düştü. İş öyle bir hal aldı ki tamamen özgün olan makalelerimize ve paylaşımlarımıza rağmen sıralamalarda çok gerilemiştik, ama kopyala-yapıştır yaparak sağdan soldan bir şeyler alan iki günlük siteler sırf mobil görünümle ilgili kodlamalarda iyi oldukları için en üst sıralarda yer almaya başlamışlardı. Bu durum biz üretenler için elbette can sıkıcı olmaya başlamıştı.

Üst sıralardan uzaklaşınca LK'ya olan ilgi de azalmaya başladı. Dolayısıyla Lepistes Kulübü'nün forum sayfası da bundan nasibini almış oldu.

2019 yılına geldiğimizde aklımda bir düşünce yer almaya başladı: "Ayda yılda gelecek birkaç kişi için yıllık yaklaşık 1000 TL'lik hosting gideri mantıklı mı?"

Ve Lepistes Kulübü'nün kuruluşunun 12. yıldönümüne yaklaştığımız 2019'un Şubat ayında hiç de ani olmayan bir kararla forum sayfasını kapatmaya karar verdim.

Bu kararıma üzülenler oldu. Ama yapacak pek fazla bir şey de yoktu. Şahsen para işlerinden çok anlamayışım, reklam olgusundan pek hoşlanmayışım gibi nedenlerle hosting işlerinin devamı için yıllık yaklaşık 1000 TL masraf yapmak istemedim. Dolayısıyla sponsor arayışına da girmek istemedim.

Tamamen amatör bir ruhla (ve yaklaşık 30 yıldır) akvaryum hobisiyle ilgileniyorum. Bu hobiyle ilgilenmeye devam edeceğim. Gücüm yettiğince de alan adımızı (www.lepisteskulubu.org) devam ettireceğim. www.lepisteskulubu.org sitemizdeki önemli makaleleri bundan böyle burada blog sayfası şeklinde güncelleyerek paylaşmaya devam edeceğim.

Son olarak; 27 Şubat 2019 tarihi itibariyle www.lpisteskulubu.org sitesindeki istatistikleri paylaşmak istiyorum:

Ortalama günlük sayfa gösterimi: 11559
Ortalama günlük çevirimiçi üye: 85
En çok çevirimiçi: 4718 (03 Kasım 2018, 23:26:42)
Toplam sayfa gösterimi: 49947459
Toplam Üye Sayısı: 2211
Toplam mesaj sayısı: 71713
Toplam konu sayısı: 9227
Toplam forum kategorisi: 6 genel kategori, 132 alt kategori
Toplam alışveriş ilan sayısı: 350

2007 yılından beri bizleri takip eden, desteklerini esirgemeyen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Onur G. HİTİT
27 Şubat 2019









LK Poster

LK Poster
Yabani lepistes

LK Poster

LK Poster
Yabani lepistes

Lepistes (Poecilia reticulata)

Lepistes (Poecilia reticulata) «28 Nisan 2007, 02:37:20 tarihli arşivimizden» Lepistes (Poecilia reticulata)    Ailenin en popüler ...