Translate

balık hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
balık hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2019 Pazar

Balık ve stres

Balık ve stres
«15 Nisan 2009, 11:55:04 tarihli arşivimizden»


Balık ve stres

"Stres" kavramı, pek çoğumuz için bilindik bir kavramdır. Günlük yaşamımızda sıkça duyduğumuz bir kavramdır. "Strese girdim, bu durum bende stres yarattı, stresten kurtulmak için şöyle yapıyorum" diye konuşmalar yaparız. Ve stresin yarattığı durumlardan kurtulmak için çeşitli kişisel teknikler geliştiririz. Kimimiz spor yapar, kimimiz kendini sanata verir, kimimiz müzik dinler. Ve esasen akvaryum hobisi de insenlerin streslerini üzerlerinden atmak için başvunduğu yöntemlerdendir. Doğal bir akvaryum, sağlıklı canlılar, güzel bir görüntü genellikle günlük yaşamımızda edindiğimiz stresi biraz olsun atmamızı sağlar.

Stres kavramının en basit ve genel tanımı şudur: Çevreden bireye yöneltilen, onda kaçınılmaz ve otomatik denebilecek bir gerilim yaratan olaylara stres denir. Tanım kaynağı; Yrd. Doç. Dr. Zülal ERKAN'ın stres tanımıdır.

Yani stres; sürekli olarak değişen çevremize uyum sağlamaya çalışırken yaşadığımız fiziksel ve duygusal zorlanmaların bir yansımasıdır.

Peki, ya akvaryumlarımızdaki balıklarımız bir şekilde strese girdiyse? Bunu nasıl anlarız? Neler yapabiliriz, ne gibi önlemler almalıyız?

Bu başlıkta, bu sorulara kendimce cevaplar aradım. Stres konusu, psikoloji, davranışlar mesleğim gereği direkt olarak benim alanıma girmekte zaten.

Aşağıdaki noktalar, pek çok balık türü için geçerlidir. Unutulmamalıdır ki stres unsuru tüm canlıların vücut dirençlerini sarsabilir, bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve bünyeyi hastalıklara karşı korumasız hale getirir.

I - Akvaryum balıklarının strese girme nedenleri:
1- Hacim ve dekor: Akvaryumun hacmi, olması gerekenden küçük ise balık strese girer. Akvaryum ortamı, her ne kadar doğanın birebir taklidi olarak hazınlansa da sonuçta yapay bir ortamdır. Kapalı bir sistemdir. Ancak "nasıl olsa %100 doğa gibi olamaz" diye kestirip atamayız. Akvaryumu, beslediğimiz balığın ihtiyaçlarına göre düzenlemeliyiz. Ve dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de hacimdir. Genellikle balıklar için "balık boyuna göre hacim" kıyaslamaları ve hesaplamaları yapılmaktadır. Benim şahsi görüşüm, bu tür bir hesaplamanın yanlış, daha doğrusu eksik olacağı şeklinde. Yani atıyorum; "şu kadar cm boyunda olan şu kadar sayıdaki balık için en az bu kadar litrelik bir akvaryum gerekir" gibi bir çıkarım, bana göre eksik bir çıkarımdır. Şunu önemle belirtmeliyim; akvaryum ne kadar büyük ise o kadar iyidir. Beta balıklarını "nasıl olsa bizim soluduğumuz havayı da su yüzeyinden soluyabiliyorlar" diye küçücük akvaryumlara tıkmanın, lepisteslerin boyları ufacık oluyor diye küçücük akvaryumlarda yaşatmaya çalışmanın alemi yoktur. Unutmamalıyız ki balıklar doğada içi su dolu birkaç litrelik küçük çukurlarda yaşamıyorlar. Akvaryum hacminde; balığın türü, sayısı, dvranışları önemli paya sahiptir. Yetersiz hacimdeki bir akvaryum, balığı strese sokan ana etkenlerden biridir.


2- Su şartları: Su şartları balık için uygun değilse, bu da bir stres nedenidir. Suyun sertliği, pH'ı, balıklrın hayatını ve sağlıklarını etkileyen unsurlardan biridir. Bundan dolayı su şartlarını mümkün olduğunca balıkların ihtiyaçlarına göre belirlememiz gerekmektedir. Bu, balıkların sağlıklarına (üremeden tutun da görünüşlerine kadar) direkt etki eden bir unsurdur.

3- Beslenme: Balıkların beslenmeleri düzensiz ise veya yetersiz ise bu da stres nedenidir. Bazı balıklar etçil, bazı balıklar otçul, pek çok balık ise hepçil (hem etçil, hem otçul) beslenirler. Doğada pek çok çeşitli besinler alan balıklar, akvaryum ortmında da -doğadaki kadar bol ve çaşitli olmsa da- benzer şekilde gıda almalıdırlar. Beslenme, balıkların sağlıklı olmalarından üremelerine kadar etkisi olan bir durumdur. Akvaryumlarımızda bu konuda önerilerim kısa kısa şu şekildedir:

* Beslediğiniz balık türlerine uygun besin türleri olması şartıyla en az 8-10 yem çeşidini taze olarak elinizin altında bulundurun.

* Balıklarınızı tek tip beslemeyin. Günün çeşitli öğünlerinde farklı besinler verin.

* Günde 2 veya 3 kez çok yem vermeyin. Bunun yerine günde 5-6 kez azar azar yem verin.

* Düzenli vitamin takviyeleri yapın.

* Haftada bir gün balıklarınıza her zamankinden daha az yem verin, ya da hiç yem vermeyin. Bu, onların sindirim sistemlerini rahatlatacaktır.


4- Türler: Akvaryumdaki balık türlerinin uyumsuzluğu da stres durumunu etkileyen unsurlardandır. Birbiri ile uyumsuz türleri bir arada beslemeyin. Bazı balık türleri, etraflarında hızlı hareket eden balık türlerinden rahatsız olabilirler. Saldırgan balık türlerini kesinlikle sakin balık türleri ile bir arada beslemeyin.

5- Diğer unsurlar: Bunlardan kısa kısa bahsedeyim.

* Akvaryumdaki çok aşırı sirkülasyon da strese neden olabilir. Yani filtrenizi, balıkların ihtiyaçlarına ve akvaryumun hacmine göre seçin.

* Balıklarınızın davranışlarını iyi bilin. Yani bazı balıklar sürü/grup halinde mutlu olurlar. Bazıları ise tek veya daha az sayıda türdaşı ile birlikte yaşamaktan hoşlanır.

* Aydınlatmanın çok fazla olması da balıkları strese sokar. Uygun bir aydınlatma kullanın.

* Balıklarınız zaman zaman saklanıp dinlenebilecekleri alnlar oluşturun. Bu, türe göre değişir. Kayalık bir alan, yoğun bitkilerin bulunduğu bir alan, ağaç kökleri ile kaplı bir alan olabilir.


II - Balığın strese girip girmediğini anlamanın yolları, balıklarda stres belirtileri:

Strese giren balık, çeşitli davranışlarla bunu belli eder. Bazıları şu şekildedir, hemen hemen tüm balıklar için (lepistes de dahil) geçerlidir:

* Akvaryumda bir aşağı, bir yukarı doğru hareket ederler. Bu hareket, süreklidir, durmaksızın bir aşağı, bir yukarı inip çıkarlar. Bu durum saatlerce ve hatta günlerce devam edebilir. Genellikle bir akvaryuma yeni bırakılan balıklarda olur. Geçici bir durumdur. Eğer akvaryum her şeyi ile uygun bir akvaryum ise bu durum kısa sürede kendiliğinden geçecektir. İlerleyen zamanlarda balığınız normal davranışlarına (kumları eşelemeye, çeşitli ufak tefek nesneleri ağızlarına alıp tükürmeye, sakin sakin dolaşmaya) devam edecektir.

* Tedirgin bir halde yüzerler. Bunu hareketlerinden anlayabilirsiniz. Hızlı hızlı solunum yaparlar. Ön yüzgeçlerini çoğu zaman net görmek olanaksız olabilir. Akvaryuma yaklaştığınızda hızla kaçıp kendilerini sağa sola vurabilirler ve saklanacak bir yer ararlar. Tedirginliklerini her hallerinden belli ederler.

* Bazı durumlarda bazı balıkların renkleri çok açılır veya çok koyulaşır. Bu da bir stres belirtisidir. Bu durum bazı balık türlerinde (diskus gibi) çok daha belirgindir.

* Su yüzeyinde sıçrama davranışları ve ani hareketler yapabilirler.

* Sürekli saklanma eğiliminde olabilirler. Gerçi bu durum, bazı türlerin (vatoz, makrakanta gibi) doğal davranışlarındandır.

* Strese giren balıklarda yem almama davranışları görülebilir.

III - Stresin balıklara zararları:

Strese giren balık, hastalıklara karşı korumasız hale gelir. Bu, insanlar da dahil tüm canlılar için geçerlidir. Stres, vücudun direncini azaltır. Balıklardaki en belirgin stres etkisi ise balığın derisindeki koruyucu mukoza tabakasının azalmasıdır. Bu durumda en basitinden beyazbenek başta olmak üzere pek çok hastalığa davetiye çıkarılmış demektir.

IV - Önlemler:

Stres durumunu gidermeye çalışmaktansa, strese neden olabilecek durumları en baştn bertaraf etmek en uygunudur.

Özetle şunları yapmalısınız:

* Uygun hacimde bir akvaryum kullanın.

* Uygun su şartları sağlayın.

* Balıklarınızı kaliteli besinlerle, uygun besinlerle besleyin.

* Birbiri ile uyumlu balık türlerini bir arada bulundurun.

* Akvaryuma çok gerekmedikçe el-kol sokmayın.



Karantina tankı ve karantina uygulaması

Karantina tankı ve karantina uygulaması

«25 Haziran 2008, 00:41:22 tarihli arşivimizden»

Karantina tankı ve karantina uygulaması

Karantina tankı, yeni başlayan hobiciler tarafından genellikle pek önemsenmeyen ama çok önemli olan bir konudur.

Neden karantina tankı?

Kendimden biliyorum, bundan 14-15 yıl önce 50-60 kadar balığım vardı ve gözüm gibi bakıyordum onlara. Birgün akvaryumcuda bir balık gördüm. Son derece sağlıklı idi. Hemen aldım. Eve ötürdüm ve ana akvaryuma bırakıverdim. Her şey güzel gidiyordu. Akşama doğru bu balık durgunlaşmaya başladı. Ertesi günün sabahında yeni aldığım balığım da dahil olmak üzere birkaç balığımı ölmüş halde buldum. Diğerlerinin birçoğu ise halsizdi. Bazıları dipte duruyordu, bazıları yüzeyde sallanıyordu. Bazıları da taklalar atıyordu. Ne yapacağımı bilemedim. O günün akşamında, tüm balıklarım ölmüştü.

Daha sonra, karantina tankı diye birşeyin var olduğunu öğrendim. Yaşadığım olay, bana çok büyük bir ders olmuştu. Akvaryumuma, karantina uygulamadan hiçbir şekilde balık sokmamaya karar vermiştim.

Karantina akvaryumunun önemi, yukarıda aktardığım örnekte de anlaşılmakta sanıyorum. "Neden karantina akvaryumu?" sorusuna verilebilecek en iyi yanıt şudur: Akvaryumcuda sağlıklı görünen bir balıkta hastalık olabilir. Hastalığın başlangıcı olabilir. Ve siz onu eve getirir getirmez ana akvaryumunuza salarsanız büyük ama çok büyük bir risk almışsınız demektir. Yeni balığınız hasta ise, yeni başlamış bir hastalık ise, siz de bunu fark edememişseniz, bir de bulaşıcı bir hastalık ise; ana akvaryumunuzdaki tüm balıklarınızı kaybedebilirsiniz. Bu yüzden de her hobicinin elinin altında, beslediği türlere uygun olarak en az 1 tane karantina tankının olması gerekir.

Karantina tankının hacmi ne kadar olmalıdır?

Standart bir karantina tankı, 30-40 lt.lik olabiir. Tabi bu, karantinaya alınacak balığın türüne göre değişir. Örneğin; lepistes, neon tetra, corydoras gibi küçük yapılı balıkların (15-20 adet) karantina işleminde 30-35 lt.lik bir tank yeterli olabilir. Ama cichlid türleri ve iri characinler gibi büyük yapılı balıklarda 30-40 lt.lik karantina tankı yetersiz olabilir.

Karantina tankında neler olmalıdır?

Karantina tankı, adından da anlaşılacağı üzere, geçici olarak kurulmuş bir tanktır. Yani estetik bir önemi yoktur. Yeni alınan balık, bu akvaryumda bir süre gözlem altında tutulup ana akvaryuma aktarılır. Bu yüzden de karantina tankları sade olmalıdır. Balığın hayatını devam ettirecek ekipmanlar dışında herhangi bir şey olmamalıdır. Bunlar; hava pompasına bağlı basit bir sünger filtre, balığın türüne göre bir ısıtıcı ve balığın kendini rahat hissetmesi için küçük bir kütük veya küçük birkaç çakıl olabilir. Veya, plastik birkaç bitki ekleyebilirsiniz. Işıklandırma da küçük bir ekonomik floresan ile yapılabilir.

Karantina süresi ne kadar olmalıdır?

En az 24 saat olmasının gerektiği söylense de 7 günlük bir karantina çok daha garantilidir. Karantina tankınızın özelliklerine göre bu süreyi 1 aya bile çıkarabilirsiniz. Yani karantina uygulamasının süresi, balığın hastalıklı olmadığına kanaat getirdiğiniz ana kadardır. Ben, en az 1 hafta veya 10 günlük bir karantina süresini tavsiye ederim.

Karantina tankı örneği:

En bilinen ve en yaygın balık hastalıkları

En bilinen ve en yaygın balık hastalıkları

«06 Ekim 2007, 14:48:14 tarihli arşivimizden»


Beyazbenek

Hastalığa neden olan etken, bir tür parazittir. Bilimsel adı "Ichthyophthirius multifiliis"tir. Bu parazit, balıkların olduğu her ortamda vardır. Ama sağlıklı bir balığa kolay kolay saldıramaz. Çünkü sağlıklı bir balığın derisindeki salgılar kusursuzdur. Tabii ki normal koşullarda...

Koşullar zorlaştığında balık strese girer. Akvaryumdaki aşırı kalabalıklık, tank hacminin yetersizliği, suyun bozulması, uyumsuz türlerin bir arada bulunması, akvaryumun dengesini bozacaktır. Ve bu koşullarda balıklar da strese girecektir. Strese giren balığın derisindeki salgı (mukoza) zayıflar ve balık, bu parazitlerin saldırılarına karşı korunmasız hale gelir.

Bu hastalığa neden olan en önemli etkenlerden biri de ani ısı değişimleridir. Günlük 3-5 C ani ısı değişimleri, balığın derisindeki salgılara zarar verir. Bu durumda da balık, bu parazitin saldırılarına maruz kalacaktır. Ani ısı değişimleri, balıklarda başka rahatsızlıklara da neden olabilir.

Hastalığın belirtilerini aşama aşama anlatalım:

İlk aşamada herhangi bir belirti gözlenmez. Balıklar, akvaryumdaki çeşitli nesnelere sertçe sürtünürler. Derilerindeki kaşıntıdan rahatsız olduklarından bunu yaparlar. Ama her sağa-sola sürtünme hareketi de beyazbenek hastalığı anlamına gelmemeli. Sudaki nitrat fazlalığı da balıkların bu haeketleri yapmalarına neden olur.

İkinci aşamada balıklar saklanmaya başlarlar. Bitkilerin arasına saklanırlar sürekli. Bu aşamanın sonlarına doğru yüzgeç ve kuyruklarını kısarlar. Bunu da hemen iştahsızlık takip edebilir.

Son aşamada ise ince, şeker kristali görünümünde beyaz-gri renkli benekler görülür. İlk önce birkaç tane olan benekler hızla balığı kaplar. Kısa sürede bütün vücuda (yüzgeçler ve kuyruk da dahil) yayılır. Burada şunu belirtmekte yarar vardır; bazı balık türlerinde (örneğin Mbuna grubu Malawi cichlidlerinde) pullar çok sık olduğundan beyaz renkli benekler gözlemlenemeyebilir.

Tedavi nasıl olmalıdır?

Bu paraziti yok etmek, balığın vücudundayken mümkün değildir. Parazit, bir zür zırhla kaplıdır ve suya katılan herhangi bir kimyasal, bu durumda hiçbir işe yaramayacaktır. Bu durumda, bu parazitlerin bir şekilde balığın vücudundan ayrılmalarını sağlamak gerekir. Bunun da tek yolu ısı yükseltilmesidir. Isı yükselince bu parazitler üreme amacıyla balığın vücudundan ayrılırlar ve akvaryumun taban kısmında kistler oluştururlar.

Tedavi sırasında ısı yükseltme işlemi dikkatli yapılmalıdır. Ani bir şekilde yükseltmemek gerekir. Günde 2 C kadar ısı yükseltilmelidir. Birkaç gün sonra 29-30 C ısıya getirilir. Bu aşamada, birkaç gün içinde balıklarda benek kalmayacak veya fark edilir şekilde azalacaktır. Bu aşamada bir hortumla dipten su çekmek (%50 civarında) faydalı olur. Çekilen suyun yerine yenisini eklerken, eklenen suyun akvaryumdaki suyla aynı ısıda olmasına dikkat etmek gerekir. Ve bu işlemden sonra 100 lt.ye 1 ampul hesabı Bemiks vitamin kompleksi uygulamak faydalı olacaktır. Bu ilacı eczanelerde 3-5 YTL.ye bulabilirsiniz, B vitamini kompleksidir ve deriye iyi gelmektedir. Aslında normal koşullarda da ayda 1 kez 100 lt. suya 1 ampul Bemiks uygulamakta fayda vardır.

Isı 29-30 C'de 1-2 gün kaldıktan sonra, yine aynı şekilde günde 2 C kadar düşürerek birkaç gün içinde 24 C civarına getirilir. Bu aşamada da dipten su çekmek ve dinlenmiş su (akvaryumdaki suyla aynı ısıda tabi) eklemek yeterli olacaktır.

Bu işlemi 1-2 hafta uyguladığınızda hastalık büyük ölçüde ortadan kalkacaktır.

Bu tedavide dikkat edilmesi gereken bazı ayrıntılar ise şunlar:

1- Isı yükseldikte sudaki çözünmüş oksijen oranı düşer. Bundan dolayı bir hava pompası ve havataşı ile akvaryuma fazladan bir oksijen takviyesi yapmak gerekecektir.

2- Bu hastalıkta tuz kullanmanızı önermem. Çünkü balıkların derilerindeki mukoza zaten hastalıktan dolayı zarar görmüştür ve tuz da bu zararı artıracaktır.

3- Filtreyi kesinlikle kapatmamak gerekir (sadece hastalıkta değil, normal koşullarda da filtre sürekli çalışır halde olmalıdır).

Beyazbenek hastalığına yakalanmış bir neon tetranın kuyruğu:

Oodinium

Oodinium hastalığına yol açan canlı bir protozoan mı yoksa algae mi bilemiyorum; okuduğum ve göz attığım birçok kaynakta her ikisi de yazmış.

Bu canlının yapısında uzantılar olduğu için protozoandırlar, ancak yeşil klorofil pigmentlerine sahip olduğu için de daha çok algae olarak sınıflandırılırlar.

Balığın en yumuşak dokusuna (çoğu zaman da solungaçların iç kısımları) uzantılarını yerleştirir ve içinde bulunan renk pigmentleri ile ışığı kullanarak dokuyu yiyeceğe çevirir. Bu durumda oodinium hastalığında bence ışıklandırmaya dikkat etmek gerekiyor. İlk 6-8 saat içinde balık hızlı hızlı nefes alıp vermeye başlıyor çünkü canlı solungaçlara saldırıyor.

Bu canlı, aracı bir canlı olmadan yaşamını sürdüremiyor. Ama bazı durumlarda aracı canlı olmadan kendi başına 1 ay kadar yaşayabiliyormuş. Bu durumda akvaryumumuza yeni bir balık eklemeden önce bu riski göze almalı ve bence en az 1 ay karantina süresi koymalıyız. Beyazbenek hastalığına sebep olan protozoa ise balıksız bir ortamda en fazla 3 gün yaşayabiliyor.

Oodinium hastalığına yakalanmış bir makrakanta balığı:

Columnaris

Columnaris hastalığına neden olan bakteri, Kuzey Amerika kökenli bir bakteridir ve çoğunlukla bu bölgede yaşayan veya anavatanı Kuzey Amerika olan balıklarda görülür.

Çoğunlukla canlı doğuran türlerinde ve soğuk su balıklarında görülür.

En çok görüldüğü canlı doğuran türünün moliler ve platiler olduğu ve başka kıtalara özgü balıkları ise pek etkilemediği bildirilmekte.

Kuyrukta sararmalar ve vücudun bazı yerlerinde pamuğumsu oluşumlar şeklinde görülür. Bu mantarla da karıştırılabilir ama mantarın da birçok türü var. Bu bulguların yanında renk solmaları ise başka bir belirti. Küçük yapılı balık türlerinde ise (lepistes gibi mesela) daha çok deri üzerindeki ülserler halinde kendini gösterir.

Tedavi olarak; balığın ayrı bir akvaryuma alınıp pH düşürme ve antibiyotik takviyesi önerilmekte.

Columnaris hastalığına yakalanmış bir beta:

Dropsy

Dropsy hastalığında ilk dikkat etmeniz gereken şey balığın pullarıdır. Balık şişmeye başladığından pulları da kabarmaya başlar.

Dropsy hastalığına neden olan etkenler; kötü su şartları, stres, ani pH değişiklikleridir. Bu 3 etken balıkta suyun sindirim sisteminde birikip bu bölgede zehirli gazlar oluşmasına neden olur. Bu da beraberinde sindirim sisteminde bakteriyel hastalıklara neden olabilir. Balık vücudundan çıkardığından daha hızlı su yuttuğu için karın bölgesi şişer.

Antibiyotik içeren yemler ve C vitamininin etkili olduğunu okumuştum. Bu hastalıkta balığın beslenmesine azami özen göstermek ve mümkünse ayrı bir tedavi tankı kullanmak gerekiyor.

Dropsy hastalığına yakalanmış bir plati:

LK Poster

LK Poster
Yabani lepistes

LK Poster

LK Poster
Yabani lepistes

Lepistes (Poecilia reticulata)

Lepistes (Poecilia reticulata) «28 Nisan 2007, 02:37:20 tarihli arşivimizden» Lepistes (Poecilia reticulata)    Ailenin en popüler ...