Translate

7 Mart 2019 Perşembe

Yerel akvaryum kurulumu hakkında kısa bilgiler

Yerel akvaryum kurulumu hakkında kısa bilgiler«02 Nisan 2009, 19:08:27 tarihli arşivimizden»


Giriş:

Ülkemize ait bir sulak alanı ev veya ofis ortamında canlı bir öğe olarak akvaryum çalışması halinde hazırlama durumu çoğu zaman merak konusu olsa da aslında eylem yönünden pek ilgi gören bir konu olmamıştır. Şükür ki olmamıştır... Çünkü bilinçsizce ve kontrolsüzce doğaya açılma eylemleri bazen doğaya zarar verme gibi olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bunun ana nedenleri arasında, akvaryum hobisinin bir "sektör" oluşu ve konuyla "hobi" olarak ilgilenen pek çok kişinin akvaryum hobisini bir gelir kaynağı olarak görmesi ve pek çok hobicinin "yaptığım masrafın ne kadarını azaltsam iyidir" şeklinde bir anlayışa sahip olarak işi alışveriş konusuna vurması yer almaktadır.

İşin maddi kısmı -bana göre- her ne kadar en tehlikeli kısmı olsa da bu başlıkta bahsetmek istediğim konu ve vermek istediğim bilgiler, bu konu ile tamamen "hobi, merak" anlamında ilgilenenlere ve doğayı maddiyat için sömürmeyenleredir.

Bu başlıkta; ülkemize ait bir biyotop akvaryumu kurarken nelere dikkat etmemiz gerektiğine, hazırladığımız yapay unsurun (akvaryum ne kadar doğayı andırırsa andırsın, ne kadar doğal görünüme sahip olursa olsun "yapay" bir ortamdır) gerçeği yansıtması için nasıl bir yol izlememiz gerektiğine değineceğim. Yer yer "ihtiyoloji" bilimine teğet geçeceğiz, yer yer "botanik" bilimini hafiften sıyırcağız, yer yer doğa sporlarından esintiler taşıyacağız, fotoğrafçılık yeteneğimizi konuşturmaya çalışacağız, coğrafya bilimi ile içiçe olacağız. Çünkü akvaryum hobisi ciddi olarak ele alındığında pek çok bilim ve sanat dalı ile (ihtiyoloji, botanik, biyoloji, fizik, kimya, coğrafya, fotoğrafçılık, peyzaj ve hatta psikoloji) içiçe olan bir uğraştır. Benim için bir hayli zevkli bir başlık olacak. Çünkü gezmeyi, incelemeyi, araştırmayı, deneyimlerimi yazmayı çok severim. Umarım okuyanlar için ve okuduklarını yorumlayan ve hatta var ise deneyim ve bilgilerini paylaşanlar için de yararlı ve eğlenceli bir başlık olur.

Ülkemiz sulak alanlarında birçok canlı yaşamaktadır:

Akvaryum hobisinde genellikle uygulamalar "tropikal" çalışmalardır. Malavi akvaryumları, Amazon biyotop akvaryumları, Tanganyika akvaryumları, Güneydoğu Asya karma akvaryumları en çok uygulanan akvaryum tipleri olmuştur.

Peki, ülkemizin herhangi bir sulak alanı akvaryum çalışması olarak yansıtılabilir mi? Bu soruya en kısa cevap, yine bir soru cümlesi ile olacaktır: Neden olmasın?

Ülkemiz, sulak alan ve canlı varlığı açısından en zengin ülkelerden biridir. Ülkemiz sularında doğal olarak bulunan pek çok canlı türü akvaryum ortamında bakılabilecek özelliklere sahiptir. 

Balıklarımız:

Tüm Aphanius balıkları; özellikle A. mento, A. villwocki, A. burduricus, A. danfordii: Bu balıklar, "killifish" grubundandırlar. Çok hareketli, güzel görünümlü, hareketleri oldukça ilginç türlerdir. Aphanius türlerinin pek çoğu ülkemizde doğal olarak bulunur. Bazıları ise (A. villwocki, A burduricus gibi) sadece ülkemizde bulunur. Nadide canlılardır.


Aphanius villvocki:



Barbatula barbatula: Sazangiller (Cypriniformes) takımının Cobitidae ailesinden sevimli balıklardır. Akvaryumlarımızın tropikal sakinlerinden makrakantaların uzaktan akrabalarıdırlar.

Barbatula barbatula:


Rhodeus amarus: Sazangiller ailesinden bir balıktır. Üreme döneminde aldığı renkler tropikal balıklrı aratmaz. Üreme davranışları çok ilginçtir. Midyelerin içine yumurtalarını bırakırlar. Yabancı ülkelerde akvaryum balığı olarak değerlendirilmektedir.

Rhodeus amarus:


Tinca tinca: Sazangiller ailesinden bir balıktır. "Kadife balığı" ve "kadife sazan" olarak da bilinir. Davranışları Japon balıkları ve sazan balıkları gibidir. Bir dönem bunlardan beslemiştim. Göl kıyısında bulduğum yaralı bir balıktı. Eve götürüp tedavi etmiştim. Tedavi süreci bittiğinde geldiği göle geri bırakmıştım. Fotoğraflarını yabancı sitelerde paylaştığımda, özellikle tropikal memleketlerde yaşayan hobicilerin çok ilgisini çekmişti.

Tinca tinca:


Perca fluviatilis: Bildiğimiz levrek... Rengarentir. Davranışlanı sihlid ailesini andırır. Onların yakın akrabasıdır zaten. Olta balıkçılığında aranan bir balıktır. Şartlar uygunsa (büyük ve kayalık bir akvaryum, soğuk su vesaire) yerel biyotop akvaryumlarında bakılabilirler.

Perca fluviatilis:


Gobius fluviatilis: Bildiğimiz kaya balığı... Amiyane tabirle tipleri biraz kayıktır. Ama renk ve desenleri bölgeden bölgeye değişkenlik gösterir. Davranışları sihlid balıkları gibidir. Zaten sihlidlerle uzak akrabadırlar.

Gobius fluviatilis:


Örnekleri çoğaltabiliriz. Yukarıda kısaca değinilen balıklar, ülkemize ait bir sulak alanın akvaryum çalışması halinde sunulmasında kullanılabilecek balıklardan sadece birkaç tanesidir.

Bitkilerimiz:

Sulak alanlarımızda doğal olarak bulunan pek çok bitki de yerel akvaryum çalışmalarında kullanılabilecek özelliklere sahiptir. Lemna minor, Ceratophyllum demersum, Myriophyllum spicatum, Fontinalis antipyretica, Potamogeton natans, Ludwigia repens, Elodea canadensis, Ricciocarpus natans, Najas marina Hottonia palustris, ve çeşitli nifüfer türleri (Nymphaea alba vs) ülkemizde doğal olarak bulunmaktadırlar. Bu bitkilerin pek çoğu tropukal akvaryumlarda da yaşatılabilmektedir.

Paludaryum tipi akvaryumlara uygun olan yarı sucul pek çok bitki türü de ülkemizde doğal olarak bulunmaktadır. Bu bitkilerden bazıları Plantago major, Nasturtium officinale, Sagittaria sagittifolia, Brachythecium rutabulum, Lunularia cruciata bitkileridir.


Bitkilerimizle ilgili ayrıntılı bilgileri zaman zaman sunmaktayız: Bitkili akvaryumlar, akvaryum bitkileri

Ceratophyllum demersum:

Myriophyllum spicatum:

Lemna minor:

Amfibyumlarımız:

Ülkemiz suları, amfibyumlar açısından da zengin sayılır. Ülkemiz sularında doğal olarak bulunan çeşitli semender ve kurbağlar, özellikle paludaryum tipi akvaryumlarda bakılabilecek özelliklere sahiptirler. Şeritli ağaç kurbağası (Hyla arborea) ve Triturus semenderleri, paludaryum tipi akvaryumlarda sıklıkla bakılan canlılar arasındadır.

Hyla arborea:

Triturus vittatus:


Omurgasız hayvanlarımız:

Ülkemiz suları, omurgasız hayvanlar açısından da oldukça zengindir. Sularımız, tatlı su salyangozları, karidesler, yengeçler, midyeler, sucul böcekler açısından oldukça zengindir. En bilinen sucul omurgasızlarımız Gammarus pulex ve Potamon fluviatile adlı canlılardır.

Görüldüğü gibi, ülkemiz sularında yaşayan canlı türleri çoktur. Yukarıda saydığımız balıklar, omurgasızlar, semenderler, bitkiler sadece örnektir. Yani sulak alanlarımızın doğal sakinleri sadece yukarıda anlattığımız birkaç canlı ile sınırlı değildir.

Yerel bir akvaryum çalışması yapmak için gerekenler:

Yerel bir akvaryum çalışması yapabilmek için gereken ilk şart, yeterli akvaryum bilgisine sahip olabilmektir. Sonuçta yerel de olsa, tropikal de olsa akvaryum bilgisi geneldir. Akvaryumda bakılacak canlı türü ister ülkemizde doğal olarak bulunan bir sazangil türü olsun, isterse tropikal bir sihlid olsun, kurallar değişmez. Canlının hayatını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmesi ve doğal davranışlarını "akvaryum" adı verilen yapay ortamda sergileyebilmesi için genel akvaryum bilgilerine sahip olmalıyız.

İyi bir gözlemci olabilmek, doğayı iyi tanımak ve gözlemlemek, araştırmacı bir kişiliğe sahip olmak yerel bir akvaryum çalışması yapabilmek için gerekli olan şartlardan biridir. Gözlem yapabilme yeteneğiniz ne kadar güçlü olursa, doğayı ne kadar iyi tanıyorsanız, araştırmacı bir kişi iseniz bu tür bir akvaryum çalışması yapabilmeniz bir o kadar kolay olur.

Ülkemize ait herhangi bir sulak alanın biyotop akvaryumunu kurabilmeniz için öncelikle yapmanız gereken şey, hangi sulak alanımızın biyotop akvaryumunu kuracağınıza karar vermektir. Sakarya Nehri mi? Van Gölü mü? Burdur Gölü mü? Kızılırmak mı? Bafra Deltası mı, Menderes mi? Veya bir başka sulak alanımızın biyotop akvaryumu mu? Benim yapmış olduğum ve ülkemizin ilk yerel biyotop akvaryumu olan "Kızılırmak Biyotop Paludaryumu"na ait fotoğraflar aşağıdadır. Bana İSAK'ın (İstanbul Akvaryum Kulübü) düzenlediği etkinlikte ödül getiren bu paludaryum, ülkemizin ilk yerel biyotop paludaryumu idi. Millet Malavi biyotopuyla, Tanganyika biyotopuyla, Amazon biyotopuyla vs ile uğraşırken ben Kızılırmak Biyotop Paludaryumunu hazırlayıp herkesi şok etmiştim. Gerek yerli akvaryum sitelerinde, gerekse yabancı akvaryum sitelerinde epey bir ilgi toplamıştı bu akvaryum. Daha sonra taklitleri çoğaldı elbette.












Sonuç olarak;

Hangi sulak alanımızın biyotop akvaryumunu kuracağınıza karar verin.

Biyotop akvaryumunun, taklit edilen biyotopa birebir uyması gerekir. Bunu elde edebilmeniz için kuracağınız sulak alanı çok iyi inceleyin ve araştırın. Şu sorulara cevap bulmaya çalıştığınızda işiniz kolaylaşacaktır:

a) Akarsu mu, göl mü, bataklık mı? Akıntı var mı, yok mu?

b) Taban bölgesinin özellikleri neler? İnce kum mu, balçık mı, çakıl mı?

c) Su altında ve su kıyısında bitki varlığı nasıl? Hangi bitkilerden var? Ne sıklıktalar?

d) Su altında hayvan varlığı (balık, omurgasız, amfibyum vs) nasıl? Hangi türlerden var?

e) İncelediğiniz sulak alanın geneli kayalık tipte mi, ağaç kökleri mi var, her ikisi birden mi var? Başka özellikleri neler?

Yukarıdaki soruları cevapladığınızda, kuracağınız akvaryum bir biyotop akvaryumu olacaktır. Bundan sonraki konu, canlıların yaşatılması ile ilgili konulardır. Bunun için şu sorulara yanıt aramalısınız:

a) Su sıcaklığı kaç C derece?

b) Suyun özellikleri (pH, sertlik gibi özellikleri) nasıl?

Peki bu soruları neden sormalıyız?

Başta da belirttiğim gibi, kurmayı planladığımız akvaryum yerel biyotop akvaryumu da olsa sonuçta bir akvaryumdur ve genel akvaryum bilgileri bu konuda hayati önem taşımaktadır. Yaygın akvaryum tipleri olan tropikal akvaryumların örnekleri çok fazla (belki yüzbinlerce) olduğundan dolayı, tropikal akvaryumlarla ilgili bilgilere çok kolayca ulaşabilirsiniz. Örneğin; herhangi bir akvaryum sitesinde veya forumunda, herhangi bir akvaryum dergisinde veya kitabında Amazon Nehri'nin çeşitli özellikleri verilmiştir. Amazon Nehri'nin pH'ı genelde 7'nin altındadır, su sıcaklığı 24-30 C arasında değişir, geneli -yağmur ormanlarının içinden geçtiği için- ağaç kökleri ve ağaç kalıntıları ile doludur, yavaş akan bir nehir olmasına rağmen müthiş büyüklükte bir su hacmine sahip olmasından dolayı Amazon balıklarında sık aralıklarla su değişimi yapılır.

Peki, Kızılırmak ile ilgili neler biliyoruz? Kızılırmak'ın pH'ı nedir? Su sıcaklığı değişkendir, ama ne kadar? Kızılırmak'ta su kaç C derecedir? Peki ya Sakarya Nehri, Van Gölü, Burdur Gölü, Porsuk Çayı, Fırat, Dicle, Salda Gölü ve diğer sulak alanlarımızla ilgili bilgiler? Bu tür bilgilere ulaşmak çoğu zaman zor olur. Birebir araştırma, yerinde inceleme gerekir. 

Sulak alanlara yapılan yolculuklarda bundan dolayı su değerlerini ölçebileceğimiz bir araç gereç (en azından pH ölçebileceğimiz bir malzeme), su sıcaklığını ölçebileceğimiz bir termometre işimize yarayacaktır. Bunları aslında bir başka başlık altında sunmayı planlıyorum; "sulak alanlara yapılacak yolculuklarda kullanılan malzemeler" diye bir konu düşünüyorum. Neyse, onu sonra düşünürüz.

Ülkemizin suları -sıcak su kaynakları haricinde- serin sulardır. Kış mevsiminde genellikle 0 C'ye yakın, yaz mevsiminde ise 18-22 C'dir. Besleyeceğimiz canlı türlerinin, oluşturacağımız akvaryumdaki sıcaklığı tolere edebilmesi gerekmektedir. Ülkemiz sulak alanlarında bulunan pek çok bitki türü (özellikle de su altındaki bitkiler) 20-22 C'den yüksek sıcaklıkları tolere edemezler. Ülkemiz sulak alanlarında bulunan balıklar da genellikle 5-20 C sıcaklık arasında sağlıklı olarak yaşamlarını sürdürebilirler. Kuracağımız yerel biyotop akvaryumunda bu hayati öneme sahip bir konudur.

Yerel biyotop akvaryumlarında dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri de doğada dünyaya gelmiş bir canlının (özellikle de balıklar) akvaryum ortamına uyum sağlaması konusudur. Hatta sıkıntı yaşanması muhtemel konuların başında bu konu gelmektedir. 

Peki, doğadan alınan bir balığı akvaryum ortamına nasıl alıştırmalıyız? Öncelikle; balığın yaşadığı doğanın gerek dekor olarak, gerekse su sıcaklığı ve su özellikleri olarak birebir hazırlandığı bir akvaryum kurduğunuzu varsayalım.Akvaryumunuz ne kadar taklit etmek istediğiniz yerel sucul biyotopa benzerse benzesin, balıkların akvaryum ortamına alışması sabır ve dikkat isteyen bir süreç olacaktır.

Balığın sürü balığı olup olmadığını, akvaryumu kurmadan önce araştırmalısınız ve doğada gözlemlemelisiniz. Sürü balığı olan ve en az 5-10 bireylik sürüler halinde yaşayan bir balığı akvaryumda tek olarak veya yeterli bireye sahip olmayan bir grup halinde beslemeye kalkışırsanız, balığın akvaryum ortamına alışamaması çok büyük bir ihtimaldir. Ve sonuç hüsran olacaktır. En basitinden, balık yem almayı reddedecektir. Ki yem alma konusu bir başka maddenin konusudur, bir sonraki maddemiz bununla ilgilidir.

Yemlenme konusu, doğadan alınan balıklarla ilgili olarak en önemli konulardandır. Doğadan akvaryuma aktarılan balıklar, çoğu zaman yem almayı reddederler. Akvaryumun balığın geldiği doğayı birebir taklit ediyor oluşu da çoğu zaman pek bir şey ifade etmez. Balık, doğada nelerle besleniyor? Eğer bu soruya tam cevap verebiliyorsanız, durumu muhtemelen kurtarırsınız. Her ne kadar balık türlerinin doğadaki beslenme alışkanlıkları ile ilgili olarak genel bilgiler pek çok kaynakta kabaca anlatılmış olsa da, balığı aldığınız ortamda bu balıkların nelerle beslendiğini kendinizin gözlemlemenizde yarar vardır. Aynı tür balıkların birbirinden farklı veya birbirinden uzak alanlardaki beslenme alışkanlıkları ufak tefek de olsa değişkenlik gösterebilir. Ülkemiz balıklarının pek çoğu "hepçil" beslenmektedir. Yani etçil ve otçuldurlar. Canlı yemler sunmak, akvaryum ortamına ilk kez girmiş bir balığın akvaryum ortamına alışmasına ilk aşamada yardımcı olacaktır. Sıvı vitaminler (Bemiks gibi) bu aşamada işe yarayabilir.

Balıkları kesinlikle stresten uzak tutmalısınız. Bu zaten genel bir akvaryum kuralıdır. Akvaryum ortamında üretilmiş balıklar için de bu geçerlidir. Ki doğadan gelen, ömründe insan görmemiş, ömründe gürültü nedir bilmemiş bir balık için bu daha önemli bir konudur. Yani akvaryum ortamına alışmakta olan bir balığı strese sokmaktan kaçının. Akvaryumun camına vurmayın, akvaryumun bulunduğu ortamda onları rahatsız edecek kadar çok gürültü çıkmamasına dikkat edin, aydınlatmayı mümkünse düşük tutun, fotoğraf çekmeniz gerekiyorsa flaş kullanmamaya 
Epey uzun zaman önce açmışım bu başlığı. Forumu kontrol ederim arada bir. Giderebileceğim eksiklikler falan varsa bunları gidermeye çalışırım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Buradan yorum yapabilirsiniz.

İletişim için aşağıdaki formu doldurup gönderiniz

Ad

E-posta *

Mesaj *

LK Poster

LK Poster
Yabani lepistes

LK Poster

LK Poster
Yabani lepistes

Lepistes (Poecilia reticulata)

Lepistes (Poecilia reticulata) «28 Nisan 2007, 02:37:20 tarihli arşivimizden» Lepistes (Poecilia reticulata)    Ailenin en popüler ...