Translate

3 Mart 2019 Pazar

Akvaryum hobisinin Türkiye'de gelişimi (Kronoloji ve belgeler)

Akvaryum hobisinin Türkiye'de gelişimi (Kronoloji ve belgeler)
« 05 Ekim 2010, 00:05:33 tarihli arşivimizden»

GİRİŞ

Bu konuda yazılmış pek bir şey yok. Varsa da parça parça ve dağınık haldedir sanıyorum. Bundan dolayı bu konuda bildiklerim doğrultusunda bir şeyler karalamaya karar verdim. Çok uzun bir yazı değil, ama bir şeyleri hatırlamak açısından ilginç olacağını düşündüm. Ağırlıklı olarak, hobimizle ilgili olarak internetteki gelişime değinmeye çalışacağım.

Ülkemizde akvaryum hobisinin gelişimi, pek çok ülkeye göre çok geç oldu, bunu biliyorum. Çünkü ülkemizde kendisine "hobi" edinen kişilere genellikle "boş işlerle uğraşan kişi" yakıştırması yapılıyor. Maalesef ülkemizde hobi kültürü yok. Maket yapımıyla uğraşan kişiler çocuksu bulunuyor, herhangi bir şeyin koleksiyonunu yapan kişiye "boş yere para harcıyorsun" deniyor, buna benzer durumlardan dolayı da önemli bir hobi olan akvaryum hobisi de payına düşeni alıyor.

Benim bu hobiye merak saldığım 1980'lerin sonunu 1990'ların başına bağlayan zamanlarda pek az balık türü ülkemiz hobicileri tarafından biliniyordu. Japon balığı, lepistes, moli, kılıçkuyruk, plati, astronot balığı, gurami, melek balığı, zebra danio, tetrazon, birkaç çöpçü türü, birkaç tetra türü, bildiğimiz kocaman vatoz balığı dışında pek balık bulunmazdı. Bulunmasını bir kenara bırakalım, adını duymamıştık pek çok balığın.

"Bitkili akvaryum" veya "bitki akvaryumu" diye bir kavram yoktu. Elodea ve dev kripto bitkisini bulan varsa, bu bitkileri öpüp de başına koyuyordu. 

Öyle Aquaclay, torf, şu, bu, CO2 kullanımı falan duyulmamıştı bile... Midye kırığı en kral kumdu. Çoğunlukla da başka seçenek yoktu zaten.

Filtrelerin yeşil renkli olduğu ve traktör gibi ses çıkardığı yıllardı.

Akvaryumların, birbirine cam macunu gibi bir şeyle yapıştırıldıktan sonra metal çerçevelerle sağlamlaştırıldığı yıllardı (ne kadar sağlamlaştırılabilirse artık).

Böyle zamanlardı işte... Zebra ciklet, para ediyordu o zamanlar. Tül kuyruklu ve ucubeye dönmüş balıklar o zamanlar bu kadar çok değildi. Lepistesler daha sade görünümlüydü, hatırladığım kadarıyla da taş gibi sağlam balıklardı lepistesler.

İnternet falan da yoktu benim bu hobiye başladığım yıllarda. 1980'lerin sonlarını 1990'lara bağlayan yıllardan bahsediyorum... Dergi, kitap, doğru dürüst bir şey yoktu. Birkaç kitap vardı sadece, ondan da haberdar değildik gerçi. Bildiklerimiz, akvaryumcuların anlattığı kadarıyla sınırlıydı. Şimdiki akvaryumcuların pek çoğuna "cahil" deriz, genel kanı budur. Ama şimdiki akvaryumcular, o yıllardaki akvaryumcuların yanında hiç abartısız profesör gibi kalıyor arkadaşlar.

Ben, bundan 20 yıl öncesinden bahsettim yukarıda kısaca. Bunun bir de daha öncesi var... Bu hobinin ülkemize ilk girişi...

DERGİLER VE KİTAPLAR

Türkiye'deki ilk akvaryum dergisi, 1968 yılında çıktı. Adı "Akvaryum Dergisi" idi. Aylık olarak çıkan bu dergi tam 24 sayı çıktı ve 2 yıl sonra kapandı. Bundan sonra başka dergiler de çıktı, genel anlamda akvaryum hobisiyle birlikte diğer canlılarla ilgili bilgiler de veriyorlardı (kedi, köpek, kuş vesaire). Bunun için çok fazla değinmeye gerek yok.

1968 yılından sonra ciddi anlamda ilk akvaryum dergisi, "Akvaryum Dünyası" adını taşıyan ve Sayın Tamer BALLICALI'nın önderliğinde çıkan dergiydi. 2004 yılında çıkmaya başlayan dergi 2 ayda bir çıkıyordu ve bildiğim kadarıyla 32 sayı çıktı ve daha sonra kapandı.

Akvaryum hobisiyle ilgili ilk kitaplar, Sayın Atilla ALPBAZ'ın kitaplarıydı. Akvaryum Tekniği, Akvaryum El Kitabı, Japon Balığı Yetiştiriciliği, Balık Islahı, Akvaryum Balıkları Ansiklopedisi adlı kitapları; akvaryum hobisi alanında birer kilometre taşı oldu.

Akvaryum Dünyası Dergisi'nin bir sayısı (bir sayıda da geniş bir neon tetra yazısı yazmıştım):



Atilla ALPBAZ'ın bazı kitapları:



İNTERNET

Ülkemizde akvaryum hobisiyle ilgili olarak kurulan ilk internet sitesi, sanırım Bilyap sitesi... 

Bilyap, birkaç kafadar tarafından 1998 yılında açıldı. O yıllar, ülkemizin internetle tanıştığı yıllardı. Akvaryum alanında ülkemizde bir ilk olan Bilyap'ın görüntüsü o yıllarda oldukça sadeydi:



2000'li yılların başında internet dünyasındaki hızlı gelişim ve yeni görsel durumlar Bilyap'ı da etkiledi ve sitenin içeriğiyle birlikte görünümü de çok gelişti:


"Ülkemizdeki tüm akvaryum sitelerinin kökeni bir şekilde Bilyap'a dayanır" dersem, hiç de abartmış olmam. 1998 yılında kurulan Bilyap sitesi, bilinçli akvaristliğe giden yoldaki en önemli öğedir. İnternetin yaygınlaşması, bilgiye ulaşmadaki kolaylık ve Bilyap gibi bir sitenin kurulmasından sonra akvaristlerdeki bilgi birikimi artmaya başladı. Pek çok konuda olduğu gibi hobi alanında da diğer pek çok ülkeyi geriden izleyen Türkiye, Bilyap'ın kurulmasından sonra diğer ülkelerin seviyesini önemli ölçüde yakaladı. Ülkemizdeki hobiciler daha önce bilmedikleri akvaryum canlı türlerinin adlarını duymaya başladılar. Yurtdışından malzeme ve canlı alımı, ülkemizde bilinmeyen balık türlerinin getirtilmesi ve üretimi, bilinen balık türlerinin bilinmeyen varyetelerinin getirtilmesi büyük ölçüde Bilyap'la başladı.

Ülkemizde akvaryum hobisinin ilk yıllarından bugüne (yani 1960'lı yıllardan günümüze) kadarki süreç içerisinde belki de en önemli yer Bilyap'ındır. Ben Bilyap'ı tarihte "Sanayi Devrimi" denilen zaman dilimine benzetiyorum. Biraz saçma gelebilir, ama bence durum tam olarak buna benziyor. 100 km'lik bir yol düşünün... İnsanoğlu en az 5 bin yıllık yazılı tarihinde bu 100 km'lik yolun ancak 10-15 kilometresini yürüyebildi Sanayi Devrimi'ne kadar. İnsanlığın Sanayi Devrimi'nden sonraki teknolojik ve bilimsel gelişmelerle birlikte, 100 kilometrelik yolun geri kalan 80-85 küsür kilometresini yürümesi ise çok hızlı ve şok edici bir şekilde birkaç yıl sürdü.

Bilyap'ın durumunu ve misyonunu ben bu duruma benzetiyorum kısaca. Akvaryum hobisinin ülkemizdeki gidişatı göz önüne alındığında Bilyap bir milattır. Bilyap'tan önceki yıllarda, yani 1960'lardan 1990'lara kadarki dönemde ancak birkaç adım gidebilmişken, Bilyap'la birlikte 1990'lardan sonra (özellikle de 2000'lerden sonra) daha önce gittiğimiz yolun onlarca katı uzunluktaki mesafeyi koşarak gittik.

Bilyap, şu anda da dolu dolu içeriğiyle hayatını sürdürmektedir:



İnternet dünyası ülkemizde çok çabuk gelişti. Bu hızlı gelişme bazı yönlerden iyi oldu, bazı yönlerden kötü oldu. Ülkemizde 1990'ların ikinci yarısına doğru yaygınlaşmaya başlayan internette ilk salgın "ICQ" idi sanırım. Daha sonra Yahoo Messenger yayılmaya başladı. Ondan sonra, 1990'ların ikinci yarısının sonlarına doğru MIRC programı en bilineni olmak üzere "chat" salgını başladı. "Slm, asl, bye, tşk, merhaba, nbr, ehehehe, muhahaha, zuhahaha"  gibi saçma sapan unsurlar o zaman günlük hayatımıza girmeye başladı. Daha sonra MSN yaygınlaştı. Kişisel siteler arttı, 2000'lerin ilk yarısında forumlar mantar gibi yayılmaya başladı, bir zaman sonra (2000'lerin ikinci yarısının sonunda) kişisel sitelere ek olarak "blog" muhabbeti başladı. En son Facebook, Twitter falan derken, bakalım daha neler göreceğiz...

Ülkemizdeki ilk akvaryum forumu Bilyap'ın forum kısmıdır. Şimdiki SMF, Vbulletin ve benzeri sistemlerle kıyaslanamayacak kadar basit bir forumdu. Aslında bu foruma "ziyaretçi defterinin çok daha fazla karmaşıklaşıp düzenli hale getirilmiş hali" diyebilirim. İlk akvaryum forumu Bilyap'ta yer almaktaydı (halen de vardır).

"Ülkemizdeki tüm akvaryum sitelerinin kökeni bir şekilde Bilyap'a dayanır." demiştim. Akvaryum hobisini çok uzun yıllardır internetten de takip edenler iyi bilirler. Bilyap'tan yola çıkılarak kurulan iki adet forum oldu ilk başta: İSAK (İstanbul Akvaryum Kulübü) ve Akvaryum.com...

Bilyap'tan sonra kurulan büyük akvaryum siteleri arasında ilk sırada Akvaryum.com gelse de, ilk önce İSAK'a değinmek istiyorum. İSAK (İstanbul Akvaryum Kulübü), ülkemizdeki akvaryum hobisininde çok önemli bir yere sahiptir. Bölgesel bir kulüp oluşumu olarak ortaya çıkan İSAK, çok büyük ilgi görüp ulusal bir oluşum haline geldi. İstanbul odaklı olarak ortaya çıkmasına rağmen bugün İstanbul'dan İzmir'e, Eskişehir'den Ankara'ya, Erzurum'dan Bilecik'e, Burdur'dan Trabzon'a kadar pek çok değerli hobicinin bir arada olduğu sosyal bir paylaşım sitesi haline geldi. Ve hobi yeni ufuklar kazandı. Oğuz SAĞLAM ile birlikte paludaryum tipi akvaryumları İSAK'ta tanıttık, Türkiye'de bu tip akvaryumlar hazırlayan ilk kişilerdik ve bunu İSAK aracılığıyla duyurduk ve yaygınlaştırdık. İlk sucul gezileri yapan ve ülkemize özgü sucul canlıları akvaryum ortamında besleyen Yalçın İÇLİ'ydi ve bendim. Daha sonra bu tür geziler diğer sitelerde de yaygınlaşmaya başladı.

İlk zamanlar @tolkien adıyla yazıyordum orada.

İSAK, "İstanbul Akvaryum Kulübü" idi. Ancak bir ara ESAK (Eskişehir Akvaryum Kulübü), ANAK (Ankara Akvaryum Kulübü) ve İZAK (İzmir Akvaryum Kulübü) ile birleşti. Forum kısmında bu üç büyük ilin bölgesel forumları yer aldı. Ve bu bölgesel forumlar, uzun bir süreç içerisinde ana forum içinde eriyip gittiler. Zaman zaman bu bölgesel oluşumları canlandırma çabaları olmuş olsa da, sadece çabayla kaldı ve aradan sıyrılarak büyüyen İSAK oldu. Çünkü İSAK, "İstanbul" demekti ve İstanbul ülkemizin en önemli ve en hareketli şehriydi. Bir ara ben "BİLAK" adıyla bir kulüp kurma çabasına girmiştim (Bilecik Akvaryum Kulübü) ama benim Bilecik'ten birkaç yıllığına ayrılmam ve geride kalanların ilgisizliğinden dolayı bu proje yattı. BİLAK'ın (Bilecik Akvaryum Kulübü) o zamanlarki görüntüsü:



Benim de dahil olduğum pek çok akvarist; Bilyap'ta uyandı, İSAK'ta pişti, birkaç sitede daha deneyim kazandı ve bu zamana kadar ulaştı. İSAK bundan dolayı çok önemlidir. Hatta şu anda millete  kök söktürdüğüm Türkçe takıntım bana İSAK'taki ilk günlerimden hatıradır.   O zamanlar Türkçeye hiç dikkat etmeyen biriydim (o zamanki halim şimdi başka biri olarak burada karşıma çıksa bir kez değil yüz kez atardım kendimi). İSAK'tan bir arkadaşla bundan dolayı çok sağlam kavga etmiştik. Ve onun haklı olduğunu anlamam uzun sürmemişti.

İSAK bundan dolayı önemlidir. Akvaryum hobisini ciddi anlamda forum kültürüyle harmanlayarak farklı bir bakış açısının meydana gelmesini sağlayarak pek çok kişiye ve oluşuma örnek olmuştur.

Sene 2004, İSAK'ın bebekliği:

 

İSAK Forumları'ndan nostalji:




İSAK Forumları da 2013 yılında misyonunu tamamlayarak yayın hayatına veda etmiştir.

Bilyap'tan sonra ortaya çıkmış olan en büyük sitelerden biri olan Akvaryum.com'a da bir bakalım...

Akvaryum.com, ülkemizin en büyük sitesi durumundadır şu anda. Hatta dünya çapındaki en büyük akvaryum sitelerinden biri olduğunu söylesem abartmış olmam.

2000'li yılların başları, Akvaryum.com sitesinin gençliği:



Akvaryum.com şu anda dolu içeriğiyle yerini sağlam bir şekilde korumaktadır. 

Akvaryum hobisiyle ilgili olarak kurulmuş olan eski siteler arasında varlıklarını hakkını vererek günümüze kadar devam ettiren siteler elbette İSAK ve Akvaryum.com ile sınırlı değil.

2005 yılında, İSAK'tayken özel bir ileti almıştım. Kimden geldiğini şu anda anımsamıyorum. Bir davet idi. "Yeni bir site kuruldu, seni de aramızda görmek isteriz" gibisinden bir şeyler yazıyordu. Merak edip baktım. Bu, şu anda "AkFo" olarak bilinen www.akvaryumforum.com sitesiydi.

Siteye girip, şöyle bir bakınmıştım, üç beş kişi vardı kayıtlı... İçerik, boş denebilecek kadar yetersizdi. Kategorilerin pek çoğu yoktu ve forum kısmı dağınık haldeydi. Yardımcı olmak istedim, sonradan bu kadar büyüyeceğini o an düşünmemiştim bile.

Şöyle bir şeydi işte AkFo:

 

Daha çok yeniydi, üye sayısı elle sayılacak kadardı, doğru dürüst bilgi yoktu, çok ama çok yeniydi

Derhal el attım duruma. Güvendiğim arkadaşlarıma da bilgi verdim, "böyle bir site açılmış, destek verelim" dedim. Ve ilk iş olarak kategorileri uygun ve anlamlı olarak düzenlemesi için AkFo kurucusu Buğra'yı ileti bombardımanına tuttum. Daha dün gibi hatırlıyorum... "Şöyle bir kategori açmalısın, şuraya şunu koymalısın, burayı şöyle yapmalısın..." deyip duruyordum. 

Bir yandan da kendi yazılarımı eklemeye çalışıyordum. Birkaç kafadar, imece yoluyla çalışıyorduk resmen. Murat (@akvaryumcumurat; Murat SAĞDIÇ), adaş (Onur Can BAKIR) ve birkaç kişi daha siteyi kısa sürede kalabalıklaştırdık (ben virüs gibiydim zaten o zamanlar  ).

Derken site büyüdü gitti... AkFo'nun yönetiminde uzun yıllar yer aldım. Şimdi Lepistes Kulübü'nde bana "sert yönetici" diyen arkadaşlarım beni o zaman görmeliydi. Sitenin pis işlerini yapan kişi bendim (üye uyarma, üye atma vesaire işleri). Yani ben sitede cellatlık görevi görmekteydim. Özel nedenlerden dolayı siteden ayrılma kararı aldığımda anladım ki beni -o kadar asıp kesmeme rağmen- çok seven bir sürü kişi varmış. 

AkFo şu anda da varlığını sürdürmektedir, ama o da Lepistes Kulübü'nün forum sayfası gibi sosyal medya sitelerinin yayılmasından nasibini alarak durgunlaşmıştır. 

2006 yılında çok önemli bir şey oldu. Bu bir ilk idi ülkemizde. Bir dernek... Yani tüzüğü olan, resmi olan bir şey, bir dernek... AD (Akvaristler Derneği) kuruldu 2006 yılında. 

Bilyap'tan yola çıkarak ortaya çıkan İSAK ve Akvaryum.com'dan olan bazı kişilerin önderliğinde kurulan Akvaristler Derneği, o ana kadar gördüğümüz en ilgi çekici oluşumlardan biri olmuştu. Resmi bir şey idi sonuçta, bir dernek idi.

Reşat Gökhan BASAN, Serhat AY, İlteriş TEKİN, Nezih BİZİM, Sedat ERDEM, Tamer BALLICALI ve Faruk GENÇÖZ; bu derneğin kurucuları oldular.

Pek çok kişi bu isimleri İSAK ve Akvaryum.com'dan biliyordu. Yanlış bir tabir kullanmak istemiyorum, ama canlı şahitlerden biri olarak derneğin kuruluşunun oldukça sancılı ve gergin bir süreç olduğunu söylemeliyim. Ayrıntıları tam olarak bilmesem de, pek çok kişi bunu doğrulamasa da (ve yalanlamıyorlardı da) dernek, İSAK'tan kopmalar sonucunda doğmuştu bir anlamda. Bir süre gerginliklerin ve bir hayli sert tartışmaların ve hatta gruplaşmaların olduğunu hatırlıyorum. Ben -huyum kurusun- kendimi çok ilgisiz bir şekilde bu gerginliğin tam ortasında buluvermiştim. İSAK'a da üye değildim aslında (yani İSAK Forumları'na üyeydim ve en çok yazıp çizen birkaç kişiden biriydim forumda, ancak İstanbul Akvaryum Kulübü'ne üye değildim), Akvaristler Derneği'ne de üye değildim. Ancak sert tartışmaların ve gruplaşmaların tam ortasında buluverdim kendimi. Ülkemizdeki akvaristlerin tam olarak kamplaşmaya başladıkları ve günümüzdeki durumu belirleyen yıllardı.

Dernektekilerin forum ortamlarından hiç de alışık olmadığımız şekilde çok resmi olan tavırları da bana göre bu gerginliği güçlendiren bir durumdu. En ufak tartışmalar bir anda kavgaya dönüşebiliyordu. Sanırım akvaryum sitelerinden "geçici atılma" konusunda rekor bana aittir.   Akvaristler Derneği'nde Sayın İlyas AYDEMİR'le girmiş olduğum sıkı bir tartışma sonrasında tam 1 yıl sitede yasaklanmıştım. İlyas Bey de Türkiye'deki hiçbir forumda aktif olmadı bu olaydan sonra. Tartışmanın sebebi, derneğin forumunun iki  kısım olmasıydı. Üyeler ikiye ayrılıyordu yönetim tarafından: Dernek üyesi ve forum üyesi... Bizler forum üyeleri olarak, dernek üyelerinin görebildiği bölümleri göremiyorduk. Yani bazı bölümleri görmemiz için derneğe üye olmamız gerekiyordu. İlyas Bey, herkesin görebildiği bölümde bazı bilgiler paylaşıyor ve "gerisini okumak için şu bölüme bakın" yazıyordu. Biz de o bölümü -dernek üyesi olmadığımız için- göremiyorduk. Sebebini sorduğumuzda aldığımız cevap karşısında üyeler arasında birinci sınıf üye ve ikinci sınıf üye gibi bir ayrım yapıldığını hissederek isyan etmiştik. Belki böyle bir ayrım yapılmıyordu, belki de yapılıyordu, ama sonuçta biz bu ayrımı hissediyorduk ve çok büyük bir tartışma başladı. Kısa süre içinde tartışma büyüdü. Dernek yetkilileri beni susturmayı başaramadılar ve ben forumdan 1 yıl uzaklaştırıldım. Bu ayrımı başkaları da hissetmiş olmalı ki birkaç kişi dışında dernek forumunda yazıp çizenlerin sayısı hissedilir şekilde azaldı.

Dernek sitesinden bir görünüm:



Lepistes Kulübü de küçük ama etkili bir site olarak hobimizin tarihinde yerini aldı. Almaya da devam edecek. Lepistes Kulübü ilk olarak İSAK'ta lepisteslerle ilgili bir kulüp kurulması konusundaki görüş alışverişleriyle başladı. Yani LK'nın temeli İSAK'ta atıldı. Böyle bir kulübün kurulması konudundaki düşünceler 2007 yılının hemen başında İSAK'ta uzun uzun görüşüldü.

Hemen ardından, AkFo'nun teknik işlerini yürüten Halit KORKUT'tan yardım alınarak site kuruldu. 

İlk önce Vbulletin'in çakması olan bir sistem kullanılmıştı:


Daha sonra, uygun bir sisteme geçilerek SMF tabanlı olarak sunuldu:


Kısa sürede ilgi çekti, ama hiçbir konuda taviz vermediği için pek çok kişinin çekindiği bir ortam olarak hobi dünyasında kendine özgü yerini aldı. Lepistes Kulübü, şu anda da dolu içeriği ve %100 tavizsiz duruşuyla bilinen bir site halini aldı.

Lepistes Kulübü (LK) önemli iki özelliği ile dikkat çekti: Türkçemiz konusunda taviz verilmemesi ve Türkiye'nin ilk lepistes kulübü olması...

Türkçe konusundaki dik duruş, ilk önce çok yadırganmıştı. Tepki de çekti. Ancak kısa süre sonra insanlar bu duruma alıştılar. Hacettepe Üniversitesi Türkçe Topluluğun dikkatini çekerek beğeni kazanmıştı. Bu konuda sadece akvaryum hobisi alanında değil, "Türkçemizin kurallarına tamamen uyulan tek forum" olarak tüm forumlar arasında (yani sadece akvaryum forumları arasında değil, "forum" sitesi olan tüm siteler arasında) yerini korudu ve halen de bu alanda tektir.

LK, Türkiye'nin ilk lepistes kulübüdür. LK kurulmadan önce "değersiz, beş para etmez, basit, ucuz, dandik balıklar" olarak görülen lepistesler, kulübün kurulmasından sonra değer kazanmaya başladı. Pek çok hobici diskus, sihlid vesaire akvaryumlarını bozup lepistes beslemeye başladı. Bu balıkların sanıldığı gibi basit balıklar olmadığı herkesçe anlaşıldı. Durum bu olunca, 50-100 Lira'ya lepistesler satılmaya başlandı ülkemizde (tanesi 50-100 Lira, ama biz halen üste para veriyoruz, çünkü biz "HOBİCİ"yiz). Ve bazı kişiler baktı ki bu işte sağlam para var, "lepistesçi, lepistes uzmanı, lepistes profesörü, genetik bilimi konusunda her şeyi bilen kişi" edasıyla ortalıkta dolaşmaya başladılar. Ve böylelikle LK'yı ilk önce içten çökertmeye çalışsalar da başaramadılar. Karalamalar vesaire arka arkaya geldi. Durum böyle olunca, LK'nın taklitleri ortaya çıktı zamanla. LK o kadar büyük bir forum değil, hatta sayısal anlamda Akvaryum.com veya İSAK ile kıyaslandığında minicik bir forum. Ancak, sayısal anlamda küçük olmasına rağmen oldukça etkili ve kıskanılan bir forum... Bundan dolayı pek çok düşmanı oldu LK'nın, "en çok üye şutlanan forum" rekoru da sanırım bizdedir akvaryum siteleri arasında. Hatta birkaç kez de ciddi anlamda saldırıya uğradı (çökertildi) ve alınan önlemler sayesinde geri getirildi. Düşünsenize, ülkemizde pek ilgi görmeyen bir alanda (akvaryum) bir forum burası, hem de bu hobide özel bir alanda (lepistes) devam eden bir forum, üstelik sayısal anlamda da çok büyük değil, ama siteyi çökertmeye çalışanlar oldu geçmişte. Yorum sizin.

2019 yılı itibariyle 12. yılını dolduran Lepistes Kulübü, forum sayfasını kapatarak yayın hayatına blog sitesi olarak devam etmeye başladı. Ayrıntılı bilgili buraya tıklayarak alabilirsiniz.

Neyse...

Şu ana kadarki tarihçeyle ilgili olarak kısa bir özet geçeyim, madde madde yazayım:

1- Akvaryum hobisinin ülkemizdeki geçmişi 1960'lı yıllara dayanır.

2- Akvaryum hobisiyle ilgili ilk dergi, 1968 yılında 2 ayda bir çıkarılmış olan Akvaryum Dergisi'dir. Bu dergi 2 yıl çıkmış ve toplamda 24 sayıdan oluşmaktadır.

3- Ülkemizde akvaryum hobisiyle ilgili olarak kurulan ilk site Bilyap'tır. Ülkemizdeki diğer akvaryum sitelerinin tamamının kökeni bir şekilde Bilyap'a dayanmaktadır. Yukarıda görsel öğelerle de destekleyerek bazı oluşumlardan bahsettim. Bunu kronolojik sıraya dökerek ve kısa ama ayrıntılı olarak aşağıda maddeler halinde sayabilirim:

  • 1998'de Bilyap kuruldu.
  • 2000 yılının başında Akvaryum.com doğdu.
  • 2004 yılının başlarında Bilyap'taki bazı İstanbullu akvaristler İSAK'ı kurdular.
  • 2004 yılında Bilyap'tan kopan bazı akvaristler ve İSAK'tan kopan bazı akvaristler, ülkemizin türe özgü ilk akvaryum forumu olan Piranhalar.com'u kurdular.
  • 2005 yılında Akvaryum.com ve İSAK kökenli bazı tuzlu su akvaristleri, ülkemizin ilk tuzlu su akvaryum forumu olan Resifbolgesi.com'u kurdular.
  • 2005 yılında Akvaryum.com ve İSAK kökenli bazı akvaristler AkFo'yu oluşturdular.
  • 2006 yılında Akvaryum.com ve İSAK kökenli bazı akvaristler Akvaristler Derneği'ni kurdular.
  • 2006 yılında İzmirli akvaristler, İzmir Akvaryum Kulübü'nü (İZMAK) kurdular (www.izmirakvaryum.com).
  • 2007 yılının başlarında Akvaryum.com ve İSAK kökenli bazı akvaristler, bağımsız bazı akvaristlerle bir araya gelerek Türkiye'nin ilk lepistes kulübü olan Lepistes Kulübü'nü (LK) oluşturdular.
  • 2007 yılında AkFo ve İSAK kökenli bazı akvaristler, ülkemizin ilk akvaryum bitki forumu olan Bitkiliakvaryum.com'u (BİTAK) kurdular.
  • 2008 yılında AkFo kökenli bazı akvaristler, Akvaryumportali.com'u kurdular.
  • 2019 yılında Lepistes Kulübü'nün forum sayfası kapandı ve kulüp bir blog sayfası olarak devam etme kararı aldı.

Genel akvaryum bilgileri (Yeni başlayanlar için)

Akvaryum hobisine yeni başlayanlar için
« 28 Nisan 2008, 22:26:01 tarihli arşivimizden »


GENEL AKVARYUM BİLGİLERİ
(AKVARYUM HOBİSİNE YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN)

Akvaryum nasıl kurulur?

İlk önce akvaryumunuzun hacmi kadar çeşme suyunu üzeri açık bir kabın içinde 48 saat kadar havalandırın. Çeşme suyu klor içerdiği için bunu yapmanız gerekir. Klor, akvaryum balıkları ve bitkiler için zararlıdır ve öldürücüdür. Çeşme suyu 48 kadar dinlendirildikten sonra canlılarınız için zararlı olan klor uçacaktır. Daha sonra bu dinlenmiş suyun içine piyasada akvaryumculardan kolaylıkla temin edebileceğiniz çeşitli su hazırlayıcılar katabilirsiniz. Bunlar, canlılar için zararlı olan ağır metalleri nötr hale getiren çeşitli kimyasallardır. Dozajına uygun bir şekilde suya kattıktan sonra, suyun ısısını balıklarınızın isteyeceği ısıya getirmelisiniz. Birçok akvaryum balığı 20-26 C sıcaklıkta yaşar. Yine de hangi balığı beslemeye karar verdiyseniz ısıyı ona göre ayarlamalısınız. Bu arada, özel durumlar (hastalık, bazı balıklarda üreme vs) haricinde ısı sabit tutulmalıdır. Bunun için de yine piyasada çok çeşitli olarak bulunan termostatlı ısıtıcılardan almalısınız.

Temizlenmiş olan boş tanka 10-15 cm yüksekliğinde suyu boşaltın. Daha sonra tabandan 3-5 cm yüksekliğe dek temizlenmiş dere kumunu (deniz kumu, kuvarz kum ve akvaryumlarda kullanılabilen; suyun kimyasını bozmayan kumlardan kullanabilirsiniz) koyup elinizle hafifçe düzeltin. Taban malzemesinin akvaryumun ön kısmına doğru hafif bir meyil oluşturması, gözle görülebilen pisliklerin tankın ön tarafında birikmesini ve daha kolay temizlenmesini sağlayacaktır. Taban malzemesini de yerleştirdikten sonra su bitkilerini köklerini zedelememeye özen göstererek kuma gömün. Tankınızı istediğiniz gibi dekore edebilirsiniz. Bunun için piyasada çok çeşitli malzemeler bulunmaktadır. Ama yine de akvaryumun doğal görünmesi balıklarınızın sağlığı açısından çok daha önemlidir. Bu yüzden de onları zaman içinde zehirleyebilecek veya strese sokabilecek plastik ve metal malzemeleri akvaryumunuza sokmamalısınız. En doğal dekor malzemeleri çakıl taşları, çeşitli kütükler ve kayalardır. Bunları doğada da bulabilirsiniz ama doğadan alacağınız malzemeleri iyi dezenfekte edilmezse balıklarınız hastalanıp ölebilir. Akvaryum içinde kullanılacak olan malzemeler, suyun kimyasını bozmayan malzemeler olmalıdır. Akvaryum dekorunuzu sadece hayal gücünüz sınırlayacaktır. En iyisi, doğayı elinizden geldiğince taklit etmeye çalışmanız olacaktır.

Dekorunuzu hallettikten sonra sıra bir akvaryum için çok önemli olan malzemeleri yerleştirmeye geliyor. Bunlar: Filtre, hava motoru, ısıtıcı-termostattır (Filtrasyon 3 şekilde gerçekleştirilir. Çeşitli filtre türleri vardır. Bunu ilerleyen bölümlerde ayrıntılarıyla göreceksiniz). Filtre ve ısıtıcı-termostatı tankınıza yerleştirdikten sonra tankınızın geri kalan kısmını da suyla doldurun. Şimdi filtre, hava motoru ve ısıtıcı-termostatı çalıştırın ve ısının balıklarınızın isteyeceği ısıya gelmesini bekleyin. Su gereken ısıya geldiğinde artık geriye bir tek şey kalıyor; balıklarınızı suya yerleştirmek.

Akvaryum hobisi, sürekli olarak kendini geliştirmeyi gerektirir. Piyasada bulunan çeşitli yayınları takip etmelisiniz, akvaryumlarla ilgili olarak hazırlanan internet sitelerini ve forumlara başvurmalısınız, konu ile ilgili olan insanlara danışmalısınız. Akvaryum hobisi, hobiciliğin de ötesinde çeşitli sanat, spor, bilim dallarına benzer. Doğayı taklit etmek, sürekli olarak kendini geliştirmek, hayal gücünü zorlamak konularında akvaryum hobisi çeşitli sanat dallarına benzer. Fırsat buldukça doğaya açılıp çeşitli dekor malzemeleri toplamak, sulak alanları dolaşmak açısından da yeri geldiğince spor faaliyetlerine vesile olur. Su analizleri yapmak, canlılarınızın sağlığı açısından çeşitli kimya kaynaklarından faydalanmak, akvaryumunuzda kullanmak için evde bir takım malzemeler üretmek açısından da çeşitli bilim dalları ile iç içedir. Kısacası akvaryum hobisi; sanat, spor ve bilimi tek noktada birleştiren bir hobidir.

Akvaryumunuzda beslediğiniz canlıların üremelerine şahit olmak, yavrularını büyütmek, çeşitli davranışlarını gözlemlemek, büyülü su altı dünyasının bilinmeyenlerine doğru uzunca bir yolculuğa çıkmak şüphesiz her hobici için çok büyük bir mutluluk kaynağıdır. Evinizde kuracağınız sağlıklı bir akvaryum, günlük yaşamın stresinden uzaklaşmak için güzel bir yoldur.

Akvaryum için gerekli malzemeler şunlardır: Su değişimleri için tankın hacminin %25 oranında deterjan ve benzeri madde değmemiş boş bir kova, ısıtıcı-termostat, filtre, hava boruları, hava vanaları, kaliteli balık yemleri, balıkları yakalamak için süzgeç, ısıyı ölçmek için derece, çeşitli ilaçlar (metillen mavisi, malahit yeşili vesaire.), kaya tuzu, büyüteç. Burada şunu da önemle belirteyim; metillen mavisi ve malahit yeşili olarak adlandırılan ilaçlar normal şartlarda akvaryumlarda kullanılmamalıdır. Bunlar ilaçtır ve bazı hastalıkların tedavisinde kısa süreli olarak kullanılabilirler.

Akvaryumun yeri:

Akvaryumunuzun, hava sirkülasyonu olmayan bir yerde kurulması son derece önemlidir. Bulunduğu yerde soğuk-sıcak hava hareketlerinin olmaması gerekir. Örneğin; balkon kapısının yanına koyulmamalıdır. Koyulduğu taktirde hava sirkülasyonu meydana gelirse suda ısı değişimleri meydana gelebilir. Tropikal balıkların çoğu ısı değişimlerine karşı hassastır.

Akvaryumunuzun, yerden 50-75 cm yukarıda olması ve bulunduğu odanın her köşesinden rahatça görülebilmesi önemlidir. Böylece daha estetik bir durum oluşur. Akvaryumunuzun bulunduğu masa, dolay, vitrin ya da benzeri malzeme kesinlikle sağlam olmalıdır. Akvaryumunuzu taşıyabilecek güçte olmalı ve sarsılmamalıdır.

Akvaryumunuzu direkt olarak güneş ışığı almayan bir yere yerleştirmelisiniz. Güneş ışığı alg oluşturur ve akvaryumunuz kirli görünür. Yosunlar heryeri kaplayabilir. Özellikle bitkilerin yaprakları üzerinde çıkan yosunlar bitkilerinizi öldürebilir. Bununla birlikte akvaryumunuzun güneş ışığı alması demek, suda sıcaklık değişikliklerinin olması demektir. Daha önce de belirtildiği gibi akvaryumunuzda ısı değişimlerini mümkün olduğunca en aza indirmelisiniz.

Filtrasyon:

Akvaryumculukta 3 tür filtrasyon vardır. Bunlar; mekanik filtrasyon, kimyasal filtrasyon, biyolojik filtrasyondur.

Mekanik filtrasyon, akvaryumlarda kullanılan çeşitli filtrelerle yapılır. Filtreler iç filtre ve dış filtre olmak üzere 2 çeşittir. İç filtreler genellikle küçük akvaryumlarda, dış filtreler ise genellikle büyük akvaryumlarda tercih edilir. Çeşitli filtre türleri vardır. Bunlardan bazıları; sünger filtre, şelale filtre, pipo filtre gibi filtrelerdir. Filtrenin çalışma prensibi şu şekildedir: Akvaryumdaki suyu çeker, süzer ve akvaryuma geri pompalar. Filtre malzemesi olarak çok çeşitli şeyler kullanılır. Sünger, sentetik elyaf bunların başlıcalılarıdır. Akvaryum hobisine yeni başlayanlar için en uygunu bir kafa motoru veya bir su pompası ile çalıştırılan sünger iç filtrelerdir.

Kimyasal filtrasyon, akvaryumun tabanına çeşitli malzemeler koyarak suyun kimyasal özelliklerini ayarlamak amacıyla yapılan bir filtrasyon çeşididir. Torf, odun kömürü gibi malzemeler, kimyasal filtrasyon yapmak için deneyimli akvaryumcular tarafından kullanılmaktadır.

Biyolojik filtrasyon, suda bulunan birçok faydalı bakteriler tarafından yapılır. Bir tank ilk kurulduğunda biyolojik filtrasyon elemanı olan bakterilerin sayısı yeterli değildir. Biyolojik filtrasyon için gereken yapının oluşması için en az 3-4 hafta geçmesi gerekir. Birçok akvaryum hobicisi, biyolojik yapının (bakterilerin) oluşması için akvaryumu kurduktan sonra 1 ay boyunca boş bırakır. Bu, yanlış bir tutumdur. Akvaryuma balık konmadan önce biyolojik dönüşüm gerçekleşmez. Suyun balıklar için uygun hale gelebilmesi için yeni kurulan tanka birkaç tane dayanıklı balık koymak en uygunudur. 1 ay sonra daha hassas balıklar konulabilir.



Isıtıcı - termostat:

Akvaryumunuzun kapasitesine uygun bir ısıtıcı-termostat kullanmalısınız. Piyasada çok çeşitli ısıtıcı-termostatlar bulunmaktadır. Suyun ısısı sabit kalmalıdır. Suyun ısısının değişkenlik göstermesi balıkların sağlığını bozar. Bazı balıklar 1 C'lik ısı değişimine karşı bile hassastırlar. Isıdaki değişimler, balığın çeşitli solungaç enfeksiyonuna yakalanmasına sebep olabilir. Bu tür hastalıklarla ilgili bilgileri SAĞLIK kısmında bulabilirsiniz. Unutmadan; ısıtıcı-termostat da dahil akvaryumda kullanılan elektrikli cihazların kaliteli ve sağlam olmasına dikkat edin. Diğer konulardaki bir eksiklik sadece akvaryumdaki canlıların hayatını olumsuz yönde etkiler. Ama elektrikli aletlerdeki bir aksaklık, sizin hayatınızı etkileyebilir.



Aydınlatma:

Özellikle bitkili akvaryumlarda aydınlatma konusu hayati bir önem taşır. Güneş ışığı bitkiler için zararlı alg oluşumuna sebep olduğu için -ve ısı değişimlerine neden olduğu için- genellikle ev akvaryumlarında kullanılmaz. Akvaryumlar güneş ışığı yerine yapay ışıklandırmayla aydınlatılır. Bu işlem için özel akvaryum floresanları kullanılsa da elektrikçilerde bulabileceğiniz küçük floresanlar da işinizi görebilir. Dikkat etmeniz gereken konu, akvaryumunuzun uzunluğu ve derinliğidir. Her elektrikli cihazda olduğu gibi bu cihazları da kullanırken dikkat etmelisiniz, aksi taktirde tehlikeye giren sizin hayatınız olur.

Bazı hobiciler floresan yerine normal ampul kullanmayı tercih etseler de bu kesinlikle sakıncalıdır. Çünkü ampul suyu aşırı derecede ısıtır. Verdiği ışık rengi hoş bir görüntü oluşturmaz ve yosunlaşmalar oluşabilir. Ayrıca çok fazla elektrik harcarlar. Piyasada çok çeşitli ışıklandırma sistemleri satılmaktadır. Bunlardan bulamazsanız elektrikçilerden bulacağınız floresanlar da işinizi görecektir.

Akvaryum 10-15 saat kadar aydınlatılmalıdır. İdeal olanı günde 12 saat aydınlatmaktır. Geceleri floresanı kapatmalısınız. Her gün aynı saatte açık aynı saatte kapatmalısınız. Elektrikçilerde timer diye satılan cihazlar bu sorununuzu giderebilir. Cihazı günde kaç saat aydınlatacaksanız timer cihazını kurun, floresan otomatik olarak açılması gerektiğinde açılır ve kapanması gerektiğinde kapanır.

Bitkili bir akvaryumda aydınlatma yapılmazsa bitkiye ekstra gübre ve çeşitli malzemeler vermenin anlamı yoktur. Ayrıca bitkiler karanlıkta karbondioksit açığa çıkardıkları için olumsuz bir durum oluşabilir. Karbondioksit, pH seviyesini düşürür. Çok fazla karbondioksit yüklenmesi, bu durumu daha da yoğunlaştırabilir. Akvaryum da küçük bir ekosistem olduğu için zincirin halkalarındaki en küçük bir değişiklik diğer unsurları da etkiler. Bu yüzden her konuda olduğu gibi aydınlatma konusuna da önem vermek gerekir. Bu yüzden de aydınlatma konusu ayrıca önemlidir.



Taban malzemesi:

Taban malzemesini, balığın ihtiyaçlarına göre seçmek gerekir. Örneğin bazı türler ince kumlardan hoşlanırlar. Bazıları ise yüksek pH istedikleri için deniz kumu kullanılmalıdır. Taban malzemesi seçerken, balıklarınızın ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalısınız. Bazı balık türleri kumda çukurlar açarak yuva yapar, bazı balık türleri ise kayalardan yapılmış dekorları sever. Taban malzemesini, balıklarınızın özelliklerine göre seçmelisiniz. Herşeyden önce balık, kendini güvende hissetmelidir. Bu yüzden de kendisine gizleyebilmesine olanak verecek şekilde ve renkte taban malzemesi seçmek yerinde bir davranış olacaktır. Çok önemli bir nokta; unutulmamalıdır ki sudaki biyolojik dönüşümün çok önemli bir kısmı akvaryumun tabanında gerçekleşir. Bu yüzden taban malzemesine sadece bir dekor olarak bakılmamalıdır.



Beslenme:

Balıklar, çok çeşitli gıdalarla beslenirler. Bazıları etçil, bazıları otçul beslenir. Yem seçiminizi buna göre yapmalısınız. Yanlış bir yem seçimi, balığınızın sağlığını kaybetmesine ve hatta ölmesine neden olabilir. Bitkisel ağırlıklı beslenen balığa yüksek oranda protein içeren et ürünleri ve hayvansal yemler verilmemelidir çünkü sindiremeyecekleri için çeşitli hastalıklara yakalanacaklardır. Evde, kendiniz de balık yemi yapabilirsiniz ama piyasada farklı balık türleri için üretilmiş kaliteli ve bol çeşitli yemler çok ucuza bulunabildiği için özel durumlar haricinde böyle bir girişime gerek yoktur. En iyisi yine akvaryumlarla ilgili yayınları ve web sitelerini takip etmek, balığınızla ilgili mümkün olduğunca çok bilgi toplamaktır.

Burada özellikle yavru balıklar için çok önemli ve gerekli olan bir yemden ve bu yemin hazırlanışından bahsetmek gerekiyor. Artemia (Artemia salina) denilen bir tür karidesin larvaları, balıklar için çok önemlidir. Özellikle yeni doğan yavrulara artemia larvaları verilmelidir. Artemia, içermiş olduğu yüksek besin değeri ile yavru balıkların gelişimlerini hızlandırır ve bağışıklık sistemlerini güçlendirir. Artemia aslında tuzlu sularda yaşayan bir tür minik karidestir. Akvaryumcularda genellikle bunların yumurtaları satılır. Yumurtaları toz yem gibidir. Ama direkt olarak balıklara verilmemelidir. Balıklar yumurtaların kabuklarını sindiremeyeceği için hiçbir faydası olmaz. Artemia yemi şu şekilde hazırlanır: 1 litre kadar suya 1 kaşık tuz atılır ve tuz eritildikten sonra su 25-26 C ısıya gelince istenilen miktarda artemia yumurtası bu tuzlu suya eklenir. Bu sırada suya havataşı ile bir miktar hava verilmesi daha faydalı olur ama bu işlem sırasında suyun dalgalandırılmamasına ve yumurtaların dibe çökmemesine özen gösterilmelidir. Larvalar 1-2 gün içerisinde yumurtadan çıkarlar. Çıplak gözle bu minik larvaları görebilirsiniz. Büyüteçle baktığınızda ise daha kolay görünür, sürekli hareket eden minik yaratıklardır. Su tuzlu olduğu için bu larvaları direkt olarak balıklara vermeyin. İnce çorap veya tül ile süzdükten sonra üzerlerine tatlı su dökerek tuzdan arınmasını sağlayın. Tatlı su balıklarının tuzu direkt yutması demek; böbreklerinin ağır hasara uğraması demektir. Tatlı su ile artemia larvalarını süzdükten sonra balıklarınıza verebilirsiniz. Bu işlemi birkaç günde bir tekrarlarsanız balıklarınız gayet sağlıklı olurlar.

Yine özellikle yavru balıklar için hazırlayabileceğiniz bir başka yem de yumurta yemidir. Bildiğimiz tavuk yumurtasını haşlayın. Haşlanmış yumurtanın sarısını bir fincana ya da bardağa koyun. Üzerine biraz su ekleyip yumurtanın sarısını ezin. Bulamaç haline geldikten sonra da 10-15 dakika bekleyin. Tortu kısmı dibe çöktükten sonra yüzeyde kalan suyu bir çay kaşığı ya da şırınga ile balıklarınıza verebilirsiniz. Bu yemi kullanırken dozaja dikkat edin. Fazla katarsanız akvaryumun suyu bulanabilir.

Balıklarınınız için hazırlayabileceğiniz başka bir yem de evde hazırlayabileceğiniz bitkisel yemlerdir. Ispanak, yemeklik kabak, havuç, salatalık, marul gibi bitkileri de balıklarınız severek yiyeceklerdir. Bu yiyecekleri güzelce temizledikten sonra haşlayabilir veya direkt verebilirsiniz. Ama haşlamanız balığın yemi yiyebilmesine kolaylık sağlayacaktır.

Bir başka yem de tubifex kurtlarıdır. Bunlardan markalı yem olarak kurutulmuşlarını akvaryumcularda bulabilirsiniz. Canlı olarak da balıklarınıza verebilirsiniz. Fakat bu yemle ilgili çok fazla dikkat edilmesi gereken bir konu vardır: Bu kurtçuklar atık sularda, lağım sularında ve derelerin dibindeki balçık kısımlarda bulunur. Hijyen konusuna önem göstermediğiniz taktirde balıklarınız hastalığa yakalanacaklardır. Temizliğinden emin olduğunuz tubifex kurtlarını direkt akvaryuma atmayın. Çünkü bunlar tabandaki kumların içine saklanırlar ve suyun aşırı kirlenmesine sebep olurlar. Kurtçuk yemleri yerleştirmek üzere satılan yemliklerden satın almanız faydalı olur. Kurtçukları bu yemliklerin içine koyun, balıklarınız gidip onları deliklerden çekerler. Böylece suyun da kirlenmesini engellemiş olurunuz.

Özellikle yavru balıklar için hazırlanan, basit ama çok faydalı bir yem de yumurta yemidir. Şu şekilde hazırlanır: Bir yumurta haşlanır. Yumurtanın sarısı bir fincanın içine koyulduktan sonra yarısına kadar su eklenir ve yumurta bir çay kaşığı ile ezilir. Fincanın içindeki malzeme bulamaç haline geldikten sonra, tortunun çökmesi beklenir. 10 dakika sonra tortu tamamen dibe çökmüştür. Bir çay kaşığı ile fincanın yüzeyindeki su alınır ve yavrulara verilir. Bu malzemeyi buzdolabında birkaç gün saklayabilirsiniz.

Yem olarak ne kullanırsanız kullanın, balıklara vereceğiniz miktar 1-2 dakika içinde tüketebilecekleri kadar olmalıdır. Yemin fazlası dibe çökeceği için hem suyu kirletecektir, hem de suyun kimyasını bozarak balıklarınızı hasta edecektir.



Balık seçimi:

Akvaryumcudan veya bir arkadaşınızdan balık alırken şunlara dikkat etmelisiniz:

Sağlık:

Balık sağlıklı olmalıdır. Renkleri düzgün, yüzgeçleri parçalanmamış, çok zayıf ya da çok şişman olmayan balıkları tercih edin. Mümkünse balığı almadan önce yem yemesini seyredin. Sağlıklı bir balık, yemi reddetmez. Ayrıca sağlıklı balık hareketlidir. Özellikle akvaryumun taban kısmında hareketsiz duran, sağlıksız görünen balıkları almayın. Hastalıklarla ilgili kaynakları okuyun ki sağlıksız balığı diğerlerinden ayırt edebilesiniz. Bir de balığın uzuvları eksik olmamalıdır.

Sağlık konusunda üzerinde önemle durulması gereken bir diğer nokta da karantina akvaryumudur. 10-20 litrelik küçük bir tank bu işi görebilir. Yeni alınan bir balık, direkt olarak akvaryuma konmamalıdır. Karantina akvaryumunda 1 hafta gözlenmeli, herhangi bir olumsuz gözlem yoksa bundan sonra ana akvaryuma alınmalıdır. Karantina tankı ile ilgili ayrıntılı bilgileri SAĞLIK kısmında bulabilirsiniz.

Habitat:

Özellikle doğada aynı veya yakın yerlerde yaşayan balıkları tercih etmeniz –karma akvaryumlarda- yerinde olur. Böylece çok farklı su özelliklerinde yaşamayan, aynı şartları isteyen balıkları almış olursunuz ve su kimyası (pH gibi) ve suyun fiziksel özellikleri (ısı gibi) konusunda herhangi bir problem yaşamazsınız.
Uyum: Seçeceğiniz balıklar birbirleri ile her yönden uyumlu olmalıdır. Burada uyumdan söz ederken estetikten ziyade yaşamsal anlamda uyumdan bahsediyoruz. Örneğin akvaryumlarda bakılan birçok tropikal balığın mönüsünde yine akvaryumlarda bakılan bazı tropikal balıklar vardır. Saldırgan-çekingen ilişkileri, balık seçiminde çok önemli bir yeri oluşturur. Bazı balıklar bölgelerini savunurlar (teritoryal) ve özellikle üreme dönemlerinde hem kendi cinsinden olan balıklara hem de başka cinslerden balıklara karşı saldırgan olabilirler. Balık seçerken bunları göz önüne almazsanız, akvaryumunuzdaki bazı balıklar diğerlerine zarar vereceklerdir. Yine aynı şekilde birçok balık türünde erkek bireyler, hemcinslerine karşı agresiftir. Bunlara dikkat etmeniz ve seçiminizi yapmanız son derece önemlidir. Bazı balıklar da grup/sürü balıklarıdır. Bu tür balıkları akvaryuma en az 4-8 bireyden oluşan bir grup/sürü halinde salmak gerekir. Aksi taktirde kendilerini güvende hissetmezler, strese girerler ve iştahtan kesilip ölebilirler.

Tank özellikleri:

Birçok balık türü küçük tanklarla (20-50 litre) yaşayabilirse de bazı balıklar çok daha büyük hacimli tanklarda (150-500 litre) yaşayabilirler. Besleyeceğiniz balık türlerini ve sayılarını tankınızın kapasitesine göre seçmelisiniz. Aldığınız balıklar yavru ya da genç balıklar ise, büyüdüklerinde (ulaşabilecekleri en büyük boya ulaştıklarında) ne kadar bir su kütlesine ihtiyaç duyarlar, bunu düşünmelisiniz. Benzer şekilde, bazı balık türleri yüksek tanklardan (40 cm ve üzeri bir yükseklik) hoşlanırlar. burada unutmadan şuna da değinilmelidir; bir fanusun içinde kesinlikle balık beslemeyin. Yuvarlak yapısından ve dar ağız kısmından dolayı balıkların sağlığı açısından zararlı olan fanusları kullanmayın. Sadece yavru balıklar fanusta tutulabilir.

Akvaryum hobisine yeni başlayanların dikkat etmeleri gereken diğer noktalar şunlardır:

  1. Akvaryumun suyunu komple değiştirmeyin, düzenli periyotlarda su değişimleri yapın. Su aşırı şekilde kirlenmemişse, salgın bir hastalık oluşmamışsa suyu komple değiştirmekten kaçının. Zaten düzenli su değişimleri ile birçok olumsuz durumu da gidermiş olursunuz. Düzenli su değişimleri şu şekilde yapılır: Haftada 1-2 kez, dipten bir hortum vasıtasıyla %20-30 oranında su çekilir. Eksilen suyun yerine, yine akvaryumdaki suyla aynı ısıda, balıklarınızın istediği kimyasal özelliklerde su eklenir. Suyun dipten çekilmesinin sebepleri de şunlardır: Dışkılar ve artık yemler sonucu oluşan bazı maddeler suyun dibinde birikir. Bu maddeler, ileri vadede balıklarınızın sağlığını bozabilir. Bu yüzden düzenli aralıklarla dipten su çekip yenisini eklemek, bu olumsuz durumu ortadan kaldırmanızı sağlayacaktır.
  2. Akvaryumunuzu, direkt güneş ışığı almayan biryere yerleştirin. Bir akvaryumun güneş ışığı alması demek; ısıda değişimlerin oluşması, istenmeyen ve özellikle akvaryumdaki bitkileri bozan alglerin (su yosunları) oluşması ve suyun bozulması demektir.
  3. Akvaryumunuza gerekmediği sürece ellerinizi sokmayın. Ellerinizi gerekli gereksiz akvaryuma sokarsanız hem suya mikrop bulaştırabilirsiniz, hem de balıklarınızı strese sokarsınız. Stres ise sağlığı bozan en önemli faktördür.
  4. Akvaryumunuzda kullanacağınız malzemelerin kaliteli olmasına özen gösterin. Tank, ısıtıcı-termostat, filtre, hava motoru, süzgeç, yemler, ilaçlar, kısacası kullanacağınız bütün malzeme kaliteli olmalıdır. Ekonomik açıdan ucuz malzemelere yönelmektense, biraz daha pahalı olan ama çok daha kaliteli malzemeler kullanmak uzun vadede çok daha ekonomik hale gelecektir. Çünkü akvaryum bir ekosistemdir. Ekosistemdeki en küçük bir arıza, büyük sorunları da beraberinde getirebilir. Bu yüzden kaliteli ürünler kullanılmalıdır. Özellikle çabuk tüketilen akvaryum malzemelerinin (yem, ilaç gibi) son kullanma tarihlerine dikkat edin.
  5. Akvaryumun bulunduğu odada kesinlikle sigara içmeyin, başkalarının da sigara içmesine asla izin vermeyin. Sigara insanlar için olduğu kadar diğer canlılar için de öldürücüdür. Yine akvaryumun bulunduğu odada mümkün olduğunca oda spreyleri, gaz halinde kullanılan böcek ilaçlarından kullanmamaya dikkat edin. Birçok balık türü, kimyasal maddelere karşı hassastırlar.
  6. Doğadan alıp akvaryumunuza taşıma istediğiniz çeşitli malzemeleri (canlı yem, bitki, çakıl, kum, kütük, kaya gibi) mutlaka dezenfekte ettikten sonra kullanın. Bu konuyla ilgili olarak akvaryum hobisi ile ilgili çeşitli yayınlara ve internet sitelerine başvurabilirsiniz.
  7. Unutmayın ki akvaryum hobisinde en önemli nokta canlılarınızın sağlığıdır. Sırf kendi zevkleriniz için balıklarınızı rahatsız edebilecek bir dekor uygulamayın. Unutmayın ki akvaryumdaki canlıların sağlığını bozan ana unsur strestir.
  8. Yeteri kadar deneyim kazanmadan kimyasalları kesinlikle kullanmayın. İlla da kullanmak gerekiyorsa mutlaka deneyimli bir hobiciye danışın.
  9. Son olarak; işini layıkıyla yapan akvaryumculara ve bu işe gönül vermiş hobicilere danışın. Size mutlaka yardım edeceklerdir. Bunların dışında akvaryumla ilgili internet sitelerini ziyaret edin, forumlara katılın, akvaryumla ilgili yayınları takip edin.


Yavru lepisteslerde cinsiyet ayrımı (Fotoğraflı)

Yavru lepisteslerde cinsiyet ayrımı (Fotoğraflı)

«28 Nisan 2007, 16:11:05 tarihli arşivimizden»


Çoğu zaman, yavru lepisteslerinın cinsiyet ayrımı merak konusu olmuştur. Yavru lepisteslerde cinsiyet ayrımı için, yavrulara yakından bakmak gerekir. Örneğin, 1 haftalık lepistes yavruları dikkatlice incelenirse cinsiyet belirlenebilir.

Dişi yavruların karınlarının arka kısmında, aynen erişkin dişilerdeki gibi koyu renkli bir bölüm bulunur. Bu bölüm, aynen erişkin dişilerde olduğu gibidir ama bu siyahlık küçük bir nokta gibidir.

Erkek yavrularda gonopod adı verilen üreme organlarının belirginleşmesi ortalama 4 haftayı bulur. Erkek yavruların belirleyici özelliği, dişilerin karnındaki siyah bölgenin bulunmayışıdır.

Aşağıdaki görselde 10 günlük lepistes yavrularının yakın çekim fotoğraflarını görmektesiniz ve cinsiyet ayrımının oldukça belirgin olduğu görülmektedir. Üstteki yavru lepistes dişi, alttaki yavru lepistes ise erkektir. Dişi yavrunun karnının arka kısmında koyu renkli bir bölüm görüyorsunuz. İşte o bölüm, büyüdüğünde karnında yavrularını taşıyacağı bölümdür. Alttaki erkek yavrunun ise anüs yüzgecinin ince ve sivri olduğunu görüyorsunuz. Bu yüzgeç, büyüdüğünde üreme organı olan gonopoda dönüşecek. Ayrıca dişilerdeki siyah kısım erkeklerde bulunmaz.


Lepistes nasıl üretilir?

Lepistes nasıl üretilir?

« 16 Mart 2016, 17:02:11 tarihli arşivimizden»


Lepistes nasıl üretilir?

Lepistes beslemeye yeni başlayan arkadaşlar için böyle bir yazı hazırlayayım dedim.

İnternette akvaryum fotoğrafları ve videoları gördünüz, veya bir tanıdığınızın akvaryumla uğraştığını gördünüz ve akvaryum kurmaya karar verdiniz diyelim.

Rengarenk balıklar istiyorsunuz. Bakımı zor olmasın, kolayca üresinler, sakin canlılar olsunlar... Lepistes beslemeye karar verdiniz. Peki, lepistesleri nasıl üreteceksiniz? Özetle nelere dikkat etmeniz gerekir? Bu başlıkta kısaca buna değineceğiz.

Öncelikle belirtmek istiyorum; eğer erkek ve dişi lepistesleri aynı akvaryumda bulunduran semt akvaryumcusundan lepistes almışsanız, aldığınız dişi lepistes çok büyük ihtimalle zaten hamiledir. Ortalama otuz gün içinde doğum yaparlar.

Hamile lepistesler:



Lepistesler en kolay üreyen balıklardan biridir. Dişi bir defa çiftleşinde ortalama her otuz günde bir yaklaşık olarak 20-50 adet yavruyu canlı doğurur.

Çiftleşen lepistesler:

Annesinin karnında size bakan bir lepistes (doğum çok yakın):

Lepistes üretiminde dikkat etmeniz nokta, yavruların güvenliği ve sağlığıdır.

Eğer akvaryumunuz yeterince büyükse, balıklarınız iyi besleniyorsa, akvaryumunuzda avcı balıklar yoksa (tetra türleri, kılıçkuyruklar gibi sert canlı doğuranlar veya lepisteslerle bir arada bakılabilen ciklet türleri gibi), akvaryumunuzda yeterli miktarda canlı bitki varsa çok fazla bir şey yapmanıza gerek yok.


Ceratophyllum demersum (tilki kuyruğu) bitkisi:

Pistia stratiotes (su marulu) bitkisi:

Benim önerim (tecrübeli arkadaşlar için değil, lepistes beslemeye yeni başlayan arkadaşlar için önerim) doğum yapacak balığınızı 30 litrelik bir akvaryuma ayırmanızdır. Bu 30 litrelik üretim akvaryumunun tabanına da aynı diğer ana akvaryumunuz gibi uygun taban malzemeleri koyun. Basit bir ışıklandırma yaptıktan sonra (marketten alacağınız tasarruflu beyaz ampul) bu akvaryuma neredeyse hiç bakım gerektirmeyen Ceratophyllum demersum veya Pistia stratiotes gibi bitkileri ekleyin. Basit bir pipo filtre ve akvaryumun kapasitesine uygun küçük bir ısıtıcı da ayarlandıktan sonra gerisi çok kolay.

Balık doğum yaparken, çıkan yavrular o bitkilerin arasına saklanacaklardır. Doğum biter bitmez anne balığı ana akvaryuma alabilirsiniz.

Akvaryumcudan aldığınız kaliteli markaların pul yemlerini toz olacak şekilde ufalayıp yavru lepisteslerinize verebilirsiniz. Ama yemi çok vermeyin. Çok yem, akvaryum suyunu kirletir. Sık sık, ama az miktarlarda yemleme yapın.

Yavru lepistesleriniz ortalama bir ay içinde epey boylanacaktır. Boyları 1-1,5 santim olunca onları da erişkin lepisteslerinizin arasına koyabilirsiniz.

Sağlıklı lepistesler ve bol yavru almanız dileklerimle...




Lepistesim hamile mi? Lepistesim ne zaman doğurur?

Lepistesim hamile mi? Lepistesim ne zaman doğurur? «26 Ağustos 2008, 13:09:16 tarihli yazı arşivimizden»

Forumlarda genelde karşılaşılan bazı sorular vardır. Konu lepistesler olduğunda en sık karşımıza çıkan soru "Lepistesim hamile mi?" veya "Lepistesim ne zaman doğurur?" türü sorulardır.

"Lepistesim hamile mi?"

1- Daha önce doğum yapmış her lepistes hamiledir. Çünkü dişi lepistesler, erkeğin materyallerini vücutlarına depolarlar. Ve bu sayede 7-8 kez (ortalama 7-8 ay) doğum yaparlar. Dolayısıyla bir lepistesiniz daha önce doğum yaptıysa, normal koşullarda yeniden doğum yapacak denebilir.

2- Bir erkek lepistesle bir defa karşılaşmış bir dişi lepistes, muhtemelen hamiledir. Çünkü bu balıklar dur durak bilmeden üremeye çalışırlar. Özellikle erkek lepistesler, canlılar aleminin en üreme meraklısı üyelerinden biridir.

3- Hamile bir lepistesin arka kısmı (anüs kısmı) koyu bir renge sahip olur. Ayrıca üstten bakıldığında, balığın yanlardan da şiştiği görülür.

"Lepistesim ne zaman doğurur?"

Hamile olan lepistes, normal şartlarda ortalama 30 günde bir doğum yapar. Bu süre aslında 27-40 gün arasında değişir. Bu süreyi etkileyen etkenler; balığın ırkı, balığın yaşı, beslenme durumu, suyun özellikleri gibi etkenlerdir. 

Yani hamile olan bir lepistes illa ki doğum yapacaktır. Dolayısıyla "Balığınız 3 gün sonra doğurur, 5 gün sonra doğurur, 10 gün sonra kesin doğurur" gibisinden ifadeler, bilimsel ve hobisel bir anlamı olmayan "sallama" ifadelerdir.

Lepistesin doğum süresini, başta da belirttiğim gibi "lepistesinizin ırkı, lepistesinizin yaşı, beslenme durumu, suyun özellikleri" gibi unsurlar belirler.

Peki, bir lepistes doğum yapmadan saatler önce bunu anlayabilir miyiz?

Anlayabiliriz. Ama bunu anlamak için çok iyi gözlem yapmak gerekir. Hamile lepistesler genelde doğumdan birkaç saat öncesinde gizlenme ihtiyacı hissederler. Duruma göre değişebilmekle birlikte, hırçınlaşabilirler. Ve erkek lepistesler en çok doğumu yaklaşan hamileleri kovalarlar. Çünkü hamile lepistesler, doğumun hemen öncesinde erkekleri iyice delirten ve kendine çeken bir madde salgılarlar. Erkek lepistesler de bundan dolayı hamileleri (doğuma çok yaklaşmış, saatler kalmış hamileleri) daha yoğun bir şekilde kovalarlar. Doğumdan saatler öncesinde, hamile balığın arkasındaki siyah renkli kısmın ucunda kabaca "üçgen" biçimli bir oluşum gözlemlenir. Bunu görebilmek için gerçekten çok dikkatli bakmanız gerekir. Bu, doğuma saatler ve belki de dakikalar kaldığının habercisidir.

* * *

"Lepistesim hamile mi?" veya "Lepistesim ne zaman doğurur?" türünden sorular, akvaryum hobisinin temelini oluşturan "SABIR" ve "ARAŞTIRMA" özelliklerinin önemsenmemesinden kaynaklanmaktadır diyebiliriz.

Lepistesinin hamile olup olmadığını, hamile ise ne zaman doğum yapacağını merak eden arkadaşların işine yarar umarım.

Hamile bir lepistes:


Lepistes (Poecilia reticulata)

Lepistes (Poecilia reticulata) «28 Nisan 2007, 02:37:20 tarihli arşivimizden»

Lepistes (Poecilia reticulata)
  
Ailenin en popüler üyesidir. Ülkemizde "lepistes" ismi ile bilinse de diğer ülkelerde genellikle "guppy" olarak bilinir.
   
Anavatanı; Barbados ve Trinidad dâhil, Orta Amerika'dan Brezilya'ya kadar tatlı ve sığ sulardır. Buradan çeşitli ülkelere götürülmüş ve akvaryumlarda üretilmişlerdir.
   
En az 34-40 litrelik bir akvaryumda bakılması gereken lepistesler, 24-28°C sıcaklıktan hoşlanırlar. Bulundukları akvaryumun suyu berrak olmalıdır. pH 5,5-8 arasında olmalıdır. Bol bitkili akvaryumlardan hoşlanırlar. Bulundukları akvaryumun su sirkülasyonunun çok şiddetli olmaması daha iyidir. Tankta düzenli su değişimleri yapmak çok faydalıdır. Haftada 1-2 kez %20-30 civarında su değişimi yapmak gerekir. Akvaryum suyuna 10 litreye 1 çay kaşığı tuz koymak, hastalıklarla mücadelede bir ön tedbirdir. Ama sofra tuzu yerine kaya tuzu kullanılması tavsiye edilmektedir. Yine de bitkili akvaryumlarda tuz kullanılmaması daha iyi olur.
   
Lepistes, bir grup balığıdır. Bir tanka en az 4 birey konmalıdır. 1 erkeğe 3 dişi oranında düşünülmelidir.
   
Erkekleri 3, dişileri 4 cm. kadardır. Erkekleri çok renkli ve ince yapılıyken dişileri gri/yeşil renkli ya da renksiz ve daha dolgundur. Tüm Poeciliidae üyeleri gibi erkeklerin anüs yüzgeci gonopod şekline gelmiş ve bir üreme organına dönüşmüştür.
   
Beslenme konusunda sorun yaşatmazlar. Su piresi (daphnia) tubifeks, sivrisinek larvaları gibi canlı yemler ile birlikte su yosunları ve çeşitli bitkisel besinleri de severek yerler. Ağırlıklı olarak bitkisel beslenmeleri daha uygun olur. Yiyebilecekleri su yosunlarından bulamazsanız bir ıspanak yaprağını 10-15 dakika kaynatıp damarlarını ve sapını aldıktan sonra ince bir şekilde kıyarak lepisteslerinize verebilirsiniz. İştahla yiyeceklerdir. Ispanak, onların sindirim sistemlerini de rahatlatır ve kabızlığı önler. Her gün değil, 15-20 günde bir ıspanak verilmesi faydalı olur.
   
Üretimi en kolay akvaryum balığıdır. Üremek için özel şartlar gerektirmezler. Erkekler 2, dişiler 3 aylıkken üremeye hazır hale gelirse de balığın sağlığı açısından 4-5 aylık olmadan önce erkek ve dişi balıklar ayrı tanklarda tutulması faydalıdır. Çünkü küçük yaşta üremeye başladıklarında balığın (dişi balık) vücudunda kalıcı deformasyonlar oluşabilir.
   
Üreme olgunluğuna gelmiş erkek balık sürekli dişileri kovalar. Bu yüzden de dişilerin sayısı erkeklerden fazla olmalıdır. 1 erkeğe en az 3 dişi düşmelidir. Eğer erkeklerin sayısı dişilerden fazlaysa erkekler tarafından sürekli kovalanan dişiler çabuk yorulacak, bitkin düşüp hastalıklara daha kolay yakalanacaktır. Erkek sayısının dişilerden az olması, sürekli kovalanan dişilere ara sıra dinlenme şansı verir.
   
Erkek balık dişiyi dölledikten sonra dişi balık bu 6-8 doğum boyunca erkeğe ihtiyaç duymadan doğum yapabilir. Bu yüzden de bir kez çiftleşen dişinin, erkek balıkların olmadığı bir akvaryumda 6-8 ay boyunca doğum yapması ilginç bir gözlem olmaktadır.
   
Dişi lepistesler ortalama olarak her ay 10-30 arasında yavru verir. İlk kez doğum yapan bir dişinin yavru sayısı 10-15 kadar iken sonraki doğumlarda bu sayı artar. Buna karşılık ilk doğan yavrular ileride iri yapılı bireyler olurlar, sonradan doğanlar ise ilk doğanlara göre daha minik yapılı olurlar.
   
Doğum yapmak üzere olan dişi balık, filtrasyonu iyi olan küçük ve bitkili bir tanka alınabilir. 15 litrelik bir tank bu iş için uygundur. Akvaryumun bol bitkili olması bu durumda çok faydalıdır. Çünkü lepistesler genellikle kendi yavrularını yeme eğilimindedirler. Yeni doğan yavrular içgüdüsel olarak hemen saklanma yerleri ararlar. Özellikle ince yapraklı su bitkileri ya da yüzey bitkileri bu iş için çok uygundur. Yavru lepistesler bol bitkili akvaryumlarda daha iyi ve hızlı gelişirler.
   
Bitki bulamazsanız bunun yerine rafya kullanabilirsiniz. Kırtasiyecilerden alacağınız rafyayı 1 m. Kesin ve makas yardımıyla bukleler oluşturup suya koyun. Doğacak yavrular bunun içine saklanacaklardır. Rafyanın yeşil renkli olması daha doğal bir görünüm vereceği için balığın kendisini daha rahat hissetmesini sağlayacaktır.
   
Doğum yapmak üzere olan dişiyi başka bir tanka ayırma imkanı yoksa piyasada ucuza bulunabilen ve çok çeşitli olan yavruluklar kullanılabilir.
   
Yeni doğum yapmış bir dişiyi doğumdan hemen sonra erkek balıkların arasına salmamalısınız. Dişiler doğum sırasında erkekleri kendilerine çeken bir madde salgılarlar. Doğum sırasında zaten bitkin düşen dişi balık, azgın erkekler tarafından hemen kovalanmaya başlarsa dişi balığı kaybedebilirsiniz. Bu yüzden hiç olmazsa 2-3 gün özel vitamin takviyesi ile anne balığı ayrı bir yerde beslemeniz faydalı olur. Akvaryum yeterinde büyük (100 litre ve üzeri) ve bol bitkili ise, erkek balık sayısı dişi balık sayısının 1/4'ü ise bu işlemi daha kısa tutabilirsiniz ya da gerek duymayabilirsiniz.
   
Yavrular, erişkinlerden ayrı tutulmalıdır yoksa onlara yem olabilirler. 1-1,5 aylık olunca erişkin lepisteslerin yanına konabilirler. 1-2 cm. boyuna ulaşan genç lepistes, büyük lepistesler tarafından avlanamayacak kadar büyüktürler. Yavrular yeni çıkmış artemia larvaları ile beslenmelidirler. Artemia konusundan ve bu yemin nasıl hazırlandığından daha önceki konularda bahsedilmişti. İlk 1 aydan sonra her türlü kuru yemi ve yiyebilecekleri diğer yemleri genç lepisteslere verebilirsiniz.
   
Lepistesler, yakın akrabası olan bazı balık türleri ile çiftleşebilir ve bu çiftleşmelerden yavru alınabilir. Yakın akrabaları; moli, velifera gibi Poecilia cinsinin türleri olan balıklardır.
   
Hangi balıklarla bir arada beslenebilir? Moli, velifera, plati, kılıçkuyruk gibi poeciliidae üyeleri lepistesler için uygun arkadaşlardır. Neon tetra, zebra balığı, çöpçü türleri, otocinclus, ancistrus, melek balığı ve labirent balıklarının sakin türleriyle bir arada bakılabilirler. Tank çok büyükse (250 litre ve üzeri) küçük ve sakin sihlid türleri ile beraber de bakılabilirler.
   
Hangi balıklarla bir arada olmamalıdırlar? Clown loach, tetrazon gibi kuyruk kemirici balıklar özellikle erkek lepisteslerin kuyruklarını yerler. Bu yüzden bunlarla aynı akvaryumda bulunmamalıdırlar. Aynı şekilde istisnaları olsa da Japon balıklarıyla da aynı akvaryumda bulunmaları sakıncalıdır. Japon balıklarının cüsseleri lepisteslerden çok daha büyük olmasına rağmen, gösterişli yüzgeç ve kuyrukları lepistesler tarafından didiklenebilir. Bunların dışında küçük balıklarla beslenen saldırgan balıklarla -akvaryum ne kadar büyük olursa olsun- bir arada kesinlikle bulundurulmamalıdır.
   
Lepistes, dayanıklı bir balık sayılır. Çoğunlukla, akvaryum hobisine yeni başlayanlarca tercih edilir. Bakımı kolay olsa da burada önemli bir konuya değinmekte fayda var: Yurdumuzdaki yerli üretim lepisteslerde özellikle son yıllarda sıklıkla sağlık problemleri çıkmaktadır. Bu sorunların başlıca sebebi gen bozulması olabilir. Bu sebeple akvaryumdaki lepisteslerin arasına ara sıra akvaryumdakilerle kan bağı olmayan lepisteslerin salınması, gen çeşitliliğini artırmak anlamında faydalı sonuçlar verebilir. Sürekli kendi aralarında çiftleşen lepistes kolonisinde, sonraki jenerasyonlarda gen bozulmaları, renk kaybı, bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı olarak hastalanma riski gibi durumla görülebilir.
   
Seçici üretim yöntemleri ile birbirinden güzel lepistes ırkları üretilmiştir. Doğal örneklerinin soluk gri/yeşil renklerine karşılık, rengarenk ve çeşitli kuyruk-yüzgeç formlarına sahip çok gösterişli ırklar üretilmiştir. Bunlardan başlıcaları; tuxedo, lirkuyruk, king, çim, mozaik ırklarıdır. Bu ırkların birbirleri ile melezleşmesinde de sayısız varyete oluşturulmuştur. Sizler de kendi akvaryumunuzda değişik ırklardan lepistesleri melezleştirip değişik lepistes örnekleri elde edebilirsiniz. Albino lepistesler, diğer albino canlılar gibi bembeyaz değildir; pembe ve sarının açık tonları halindedir.

Vahşi lepistes erkekleri:



Evcil lepistes erkekleri:




Evcil lepistes dişileri:




LK Poster

LK Poster
Yabani lepistes

LK Poster

LK Poster
Yabani lepistes

Lepistes (Poecilia reticulata)

Lepistes (Poecilia reticulata) «28 Nisan 2007, 02:37:20 tarihli arşivimizden» Lepistes (Poecilia reticulata)    Ailenin en popüler ...