Onur bu saldıraya anlam veremedim ancak bunların en kısa zamanda cevap vereceğim. Yanıldığınız bir nokta var. Bu standartlar üretici standartı değil. Yarışma standartı. Yılbaşı günü zaman ayıramıyorum artık kusura bakma.
Yazım kurallarına önce siz dikkat edeceksiniz sonra ben dikkat ederim.
Yazım kuralları konusunda sürekli olarak ikaz ediliyorsunuz. Yine yazım kurallarına uymamışsınız.
FORUM KURALLARI: http://www.lepisteskulubu.org/index.php/topic,4.0.html Biz yazım kurallarına uyuyoruz, siz tasalanmayın. Bu forumda düzeni sağlayan bizleriz, dolayısıyla ortaya koyduğumuz kurallara bizler zaten uyuyoruz.
Sürekli olarak savunmadasınız, ortada size karşı bir saldırı olmamasına rağmen hem de. Bundan bir an önce vazgeçin.Türkçe yazım kuralları konusundaki ilkelerimiz herkes için geçerlidir.
Daha önce de belirttiğim gibi; dikkatsizlikten veya hızlı yazmaktan kaynaklanan ufak tefek yazım yanlışlıkları olabilir ve biz bunları genelde çaktırmadan düzeltiriz, lafını da etmeyiz. Ama sürekli uyarılarda bulunmamıza rağmen aynı yanlışlıkları yapmaya devam eden üyeyi de son bir defa uyarırız, üye aynı tavırda ısrar ediyorsa üyeyle yollarımızı ayırırız. Bu konuda babamın oğlu olsa acımam.
YAZI, İLETİ İÇERİKLERİ
3- Lepistes Kulübü Forumları'nda Türkçe yazım kurallarına dikkat etmek gerekmektedir. Türkçemizin kurallarına uymak bir seçenek değil, bir zorunluluktur.
* * *
3/c) Bir iletideki yazım hataları çok fazlaysa, iletinin tamamı silinir. Özelden veya genelden uyarılmasına rağmen Türkçe yazım kurallarına uymamaya devam eden üyenin forumla ilişkisi kesilir.
Bana "Onur" değil, "Onur Bey" diye hitap etmenizi tercih ederim. Ben size "Raif" demiyorum, "Raif Bey" diyorum çünkü. Çok samimi olduğum kişiler bana adımla hitap edebilirler. Çok samimi olmadığım kişilerin ise "Onur Bey" diye hitap etmelerini tercih ederim. Şimdiye dek "Onur Bey" derdiniz, ama deminden beri "Onur" diyorsunuz. Bu bir samimiyet belirtisi mi, yoksa başka bir şey mi? Şimdi siz bunu da ters anlayacaksınız muhtemelen.
Ayrıca, ortada bir saldırı falan da yok. Neden size saldıralım ki?
Şurada bir konuyu tartışıyoruz, ama siz bunu "saldırı" olarak algılıyorsunuz.Üretici standartı olmadığını anladık zaten. Peki, elalemin yarışma standartı bizi neden ilgilendirsin?
Anlaşılmaz cümleler kuran programlarla çeviriler yapıyorsunuz ve anlaşılmaz cümleler kuruluyor. Türkçeye çevirilmeyen birkaç sözcüğü de elde düzeltince "çeviri" olmaz. Eğer öyle olsaydı ortalık çevirmenden geçilmezdi. Biz de biliyoruz İngilizce yazıları çeviri sitelerine yapıştırıp çevirmeyi. Ama, dediğim gibi bir işe yaramıyor bunlar. Bu tür yazılımlar zaten uzun yazıları çevirmek için uygun değil. Çevirilecek İngilizce metni çeviri sitelerinde uygun yere kopyalayıp yapıştır, sonra "Çevir!" de, devrik cümleleri düzenle, oldu mu sana çeviri şimdi!

Bir çeviri sitesi bu:
http://www.hemencevir.comBir başkası da bu:
http://www.guzelsozluk.com/Siz belki de başkasını kullandınız, ama buraya "çeviri" diye koyduğunuz yazı öbeği anlaşılmaz kavramlarla dolu.
Bu işler o kadar kolay değildir.
Konuya döneyim...
Bizler hobiciyiz, koleksiyoncu değiliz. Konuyla ilgisini anlayamamışsınız, tane tane okursanız anlarsınız.
Bir hobi forumu olan Lepistes Kulübü Forumları'nda "hobicilik" ile hiçbir ilgisi olmayan ve hobicilik anlayışına uymayan "BALIK KOLEKSİYONCULUĞU" içerikli bir yazı yazıyorsunuz. Ve saçma sapan, anlaşılmaz, devrik cümleler kuran hazır çeviri programlarıyla bir şeyler yapıp bunları "bilgi" diye buraya ekliyorsunuz. Başka forumlarda bu tür şeyler laf olsun diye itibar görebilir, ama burada itibar göremez. Bizler sırf yazılmış olsun diye yazılan iletilere, sırf çeviri yapılmış densin diye yapılan çevirilere sıcak bakmıyoruz.
Bu işler bu kadar kolay mı? Sağdan soldan 3-5 yabancı makaleyi, çeviri programlarıyla çevirip devrik cümleli çevirileri okuyunca bilgili mi oluyoruz? Ben her doğruyu her yerde ve her zaman söylerim.
Bakın, çeviri böyle olur, her bir cümlesi net olarak anlaşılabilir:http://www.lepisteskulubu.org/index.php/topic,1774.0.htmlhttp://www.lepisteskulubu.org/index.php/topic,1191.0.htmlhttp://www.lepisteskulubu.org/index.php/topic,1768.0.htmlYani bir çeviri programıyla çeviri (!) yapıldığında anlaşılmaz cümleler ortaya çıkılıyorsa, orada doğru dürüst bir çeviriden bahsedilemez. Dolayısıyla, sırf çeviri densin diye yapılmış bir iştir ve pratikte hiçbir anlamı yoktur.
http://www.lepisteskulubu.org/index.php/topic,3606.msg15595.html#msg15595Bu cümlelerden (aşağıdaki alıntılar) ben hiçbir şey anlamadım.
Bu, gösteride kolayca yapılabilen bir hatadı. Renk kartelası kendiliğinden anlaşılır biri hariç (ve bu her zaman ikinci soru olur) lutino nedir?
Böylece 6 : 3 : 12 sarışın, Viennese emerald ve üst kılıçkuyruk olmalı.
Ancak bu biraz karmaşık olabilir.
A 2 : 1 : 10/4 gri, yarı siyah, sarı üçgen kuyruk olmalı!
Ya da 11 : 3 : 8/1 sarışın, kırmızı Moscow yuvarlak kuyruk olmalı.
Yakında buna alışmış olursunuz.
Nedir bunlar? Ne bilgisi veriyor? Ne öğreniyoruz bundan? "Viennese" nedir, "emeral" nedir?
Bol bol yabancı terim, bilimsel ya da teknik terim kullanınca daha mı bilgili oluyoruz?Neyse... "ÇEVİRİ" meselesini bir kez daha geçiyorum, hobimizle ilgili kısma geliyorum. Adamlar bir organizasyon düzenlemiş bir ülkede. Standartlar belirlemişler kendilerince. Birileri de gelip burada bizlerin bu standartları "KESİN KURAL, OLMAZSA OLMAZ" olarak kabul etmemizi bekliyor. Bize ne elalemin standartlarından? Diyelim ki tamam, standartlar var...
"Standartlara uyan form ve renklere sahip olan balıklar değerli, bunlara uymayan balıklar değersizdir!" anlamına gelir bu. Biz hobici miyiz, koleksiyoncu muyuz? Bu canlılar "MAL" mıdır? Akvaryumcuların gözünde maldır, tamam. Akvaryumculardan başka, koleksiyoncuların gözünde maldır bunlar. Tiplerine, renklerine göre fiyat ve değer biçerler canlılara. Bizler ise hobiciyiz ve beslediğimiz balıklar "MAL" değildir. Birilerinin düzenlediği yarışmalar için ortaya koyduğu standartlar umurumda değil açıkçası. Biliyorum ki aklı başında pek çok hobici de beslediği ve duygusal ilişkiler kurduğu canlılara bu şekilde değer biçmez. Ancak koleksiyoncular, ellerindeki canlılara bu şekilde değer biçebilirler.
Biliyoruz ki pek çok kişi sırf ender bulunduğu için ve pahalı olduğu için, "Bende full black bilmem ne var, bende bilmem ne kuyruk full albino bilmem ne var!" demek için balık besliyor. Yani -atıyorum- "full black" besleyen birinin balığı artık "lepistes" değil, "full black"tir.
Bu da hobicilikten ziyade, canlıları "ziynet eşyası, antika eşya, tarihi halı" gibi mal olarak gören koleksiyonculuk zihniyetidir. Lepistes Kulübü forumları "koleksiyonculuk" değil, "akvaristlik" forumudur. Dolayısıyla bilmem kimin standartları veya canlıları markalaştırmaları burada asla bir anlam ya da değer taşımaz.
Ha, bunları belirttim diye forumumuzda lepistes tiplerini ve varyetelerini görmezden mi geleceğiz? Asla! O ayrı bir konudur. Burada ırkları, varyeteleri, soyları, tipleri inceleyeceğiz ve gerektiğinde bilgiler de vereceğiz. Ama dediğim gibi; lepistes hayranlığı elalemin balık ırklarını paylaşıp durmak, ülkemizde bulunmayan ya da az bulunan lepistes tiplerini "en değerliler bunlardır" gibisinden tanıtmaya çalışmak (koleksiyonculuk zihniyeti yani) değildir. Daha "ırk, varyete" kavramlarının anlamlarını bilmeyenler var. "Albino" kavramını bir ırkı tanımlayan kavram sanan kişiler var.
Yıllar önce Bilyap'ta okuduğum yazı aklıma geldi. Direkt bu konuyla ilgilidir:http://www.bilyap.com/general/bilincli-akvaryumculuk-nedir-bilincli-akvarist-kimdir/10Ayrıca; birilerinin düzenlediği yarışma organizasyonuyla ilgili olarak belirlediği standartları bilip bilmemek bize hiçbir şey katamaz. Bunları bilsek n'olur, bilmesek n'olur... Bilsek, bilgimiz artmış olmaz, bilmesek de eksik kalmayız. Geçiniz...
Başlığı kilitlemiyorum. Başka ortamlarda bol bol bilimsel terimler kullanabilirsiniz, bol bol bilimsel terimler kullanarak insanların "vay be, ne kadar bilgiliymiş" diye düşünmelerini sağlayıp hayranlık uyandırabilirsiniz, hazır çeviri programlarıyla çeviriler (?) yapıp devrik ve anlaşılmaz cümleli yazıları oraya buraya kopyalayabilirsiniz, "CAN" taşıyan evcil hayvanları "MAL" olarak gören ve buna göre değer biçen "KOLEKSİYONCULUK" zihniyetini "AKVARİSTLİK" (akvaryum hobiciliği) olarak tanıtmaya çalışabilirsiniz.
Ama Lepistes Kulübü Forumları'nda kimse bunları kabul etmez. Çünkü bu forum "AKVARİST" kişilerin bulundupu bir ortamdır, burada "KOLEKSİYONCULUK" zihniyeti kabul edilemez.
Bu da Lepistes Kulübü olarak bizim üyelerimizle ilgili standartımızdır. 
Açık sözlülüğüm için kusuruma bakmayın. Ama olan biten budur.
Konuyu birkaç örnekle toparlamak istiyorum, ilgisiz gibi görünse de tam olarak bu konuyla ilgilidir:"CİKLET ÇILGINLIĞI" durumunun had safhada olduğu yıllarda "markalı balıklar" vardı. Halen de vardır.
Bir diskus 50 lirayken, filanca kişinin yetiştirdiği "sertifikalı" diskuslar 500 liraydı. Diğerinden hiçbir farkı yok, ama "MARKALAŞMA" var.
Buyrun, "Chai Discus":
http://www.chaidiscus.com.sg/Chai Discus kötüdür demiyorum. Ama İstanbul'da -atıyorum- Hasan'ın, Hüseyin'in ürettiği diskuslardan hiçbir farkı olmamasına rağmen 5-10 kat daha fazladır Chai Discus fiyatları. Amatör üreticileri de geçtim, profesyonel üretici olan ve tamamen yerli üretim yapan (ve dolayısıyla su şartları konusunda da hobicilere sıkıntı yaratmayan) CG Discus'un balıkları da -bir anlamda marka olmasına rağmen- Chai Discus ve benzerlerinden hiçbir farkı olmamasına rağmen (hatta ülkemiz su şartlarına daha uyumlu olmalarına rağmen) daha ucuzdur:
www.cgdiscus.comNormal bir frontosa -atıyorum- 50 ya da 60 lirayken, "SERTİFİKALI" olan "blue Zaire bilmem ne moba" denen frontosalar -misal- 350 ya da 400 liraydı. Normal frontosadan tek farkı sertifikalı oluşu...
Buyrun, canlı örnekler var, "moba" denince aynı frontosanın fiyatı on kat artıveriyor:
http://www.akvaryumkulubu.org/vbulletin/showthread.php?t=42092http://www.akvaryum.com/forum/forum_posts.asp?TID=63250&PN=1Koleksiyonculuğu da geçtim. Borsacı mıyız biz? Nedir bu yahu? Şuraya bakın:
Mobalar uzunca bir süre Brundiler gibi 10 ytl olamayacak, bunun nedin Mobaların çok zor şartlarda az miktarda yakalanmaları ve akvaryum ortamlarında Brundiler gibi çok fazla doğurgan olamamalarından ( ortamı tam yakalayamıyor hobiciler)
Zaten Brundiler'in de 10 ytl.ye düşmesi 5-6 yıl sürdü. Bence moba yavruları 3 yıl sonra tanesi 30 ytl.ye düşer diye tahmin ediyorum. Benim Ankara'da gördüğüm Moba ve Kapambalar en az 15 cm. boyunda idiler ve kolaylıkla ayırt ediliyorlardı. Yavruyken ise 10 cm altında Moba,Kapamba ve Blue Mpimbwe'lerin ayırt edilmesi gerçektende imkansız gibi bir şey olduğunu herkez söylüyor. Yalnız Almanya'da Anscbach kentinde bulunan akrabalarımdan sordurduğum Zoo Aquarium'da Moba'lar 2,5 inch(5-6 cm) 28 Auro, Kapamba yavruları 20 Auro, Mpimbwe yavruları 15 Auro fiyat vermişler. Ayrıca şayet akvaryumcuysan Moba yavrularını 22 Auro'dan da veriyorlarmış.Sonuç olarak Zoo aquarium'da balıkları çatır çatır üretiyorlar. Yavrular hep F1 veya F2 imiş. Ayrıca Sera'nın Discus ,Flora yemlerinin 10 Lt kutulu.olanları 26-28 Auro( 45-48 ytl) arası , Ehiem 2213 Dış filtre 46 Auro, Eheim 2215 Dış filtre 68 Auro, Eheim 2217 dış filtre 92 Auro olduğunu öğrendim. Fiyatları Türkiye ile karşılaştırın.
Selam arkadaşlar;
Sabahtan beri okuyorum Frontaza hakkındaki bilgileri yarın 3 akvaryumcunun adresini aldım sertifikalı frontoza satıyorlarmış kimi moba diyor, kimi kapamba şaşırdım kaldım. Benim niyetim blue zaire idi yardımlarınızı bekliyorum.
Tamam, bu hobi sonuçta maddiyatla da ilgili bir hobi. Ucuz bir hobi değil genel anlamda, buna tamam. Bazı canlıların az bulunmasından dolayı pahalı olmalarına da tamam. Yani akvaryumcuların veya firmaların az bulunan canlılara 10 kat fazla fiyat çekmelerine de eyvallah. Sonuçta bunlar tüccardır. Ama hobicilerin (!) sırf az bulunduğundan dolayı fiyatı yüksek olan canlıları sırf bundan dolayı (az bulunduklarından dolayı fiyatı yüksek canlıları ellerinde bulundurmaları) hobicilikle hiçbir şekilde ilgisi olmayan bir durumdur.
Yani kendisine "akvarist, akvaryum hobicisi" (!) diyen biri, sırf az bulunduğundan dolayı çok pahalı olan ırkları sırf az bulunduğu için pahalı oluşundan dolayı elinde bulunduruyorsa orada "hobicilik, akvaristlik" bitmiş ve "koleksiyonculuk" başlamıştır. Artık o dakikadan sonra adamın balıkları "lepistes, frontosa, diskus" değil; "full black guppy, IKGH standartlarına uygun lepistes, blue Zaire moba, red mellon discus, Chai Discus"tur. Bir sonraki aşamada canlılara sağlıklı oluşlarına bakılmaksızın sadece ve sadece renkleriyle vücut formlarına bakara "kaliteli-kalitesiz" yorumları yapılır. Gerekçe olarak da "bilmem kimin standartlarına uygun, falancanın standartına uygun, falancanın yetiştirdiği sertifikalı (markalı) balık" denir ve bu tür şeyler forumlarda bol bol reklam edilerek toplu halde akvaristlikten uzaklaşılıp koleksiyonculupa doğru koşulur. Biri "ben koleksiyoncuyum" diyorsa tamam. Ama bariz bir şekilde "hayvan koleksiyonculuğu" yapıp da "ben akvaristim" diyorsa, yani koleksiyonculuğu akvaristlik diye yutturmaya çalışıyorsa (bilerek ya da bilmeyerek) orada bir sorun vardır.
Bu konu, sihlidlerdeki "sertifika" konusuyla da ilgilidir, bir zamanlar sihlidlerde uygulanan "markalaşma" muhabbetini son yıllarda canlı doğuranlara uygulamaya çalışanlarla (IKGH ve benzeri durumlar) da ilgilidir.
F0 kavramının ne olduğunu bilmeyen adamlar forumlarda ilan üstüne ilan veriyordu "F0 bilmem ne balığı arıyorum" diye...
Şimdi de IHGK ya da her ne karın ağrısıysa bir takım standartlar belirliyor ve canlılara buna göre değer biçiliyor.
Birileri bir takım standartlar icat eder, sonra bunların reklamını bir şekilde yapar, ilgi uyandırır, en sonunda da bu balıkları normal fiyatının çok üstünde paralara satarlar. Bu bir satış stratejisidir. Dün diskus, frontosa gibi balıklarda uygulanan bu durum şu anda lepisteslere uygulanmaya çalışılmaktadır. En sonunda olan şey, hobicilikten sıyrılıp koleksiyonculuğa (hatta borsacılığa) başlamaktır.Kimse kusuruma bakmasın, canlıların markası olmaz. Birileri elbette bir varyete geliştirebilir, adını da koyabilir. Ama bunu "kalite budur, standartlar budur" diye diretiyorsa ona aklımız ermez akvaristler olarak. Bizim de Lepistes Kulübü olarak bir varyete geliştirme çalışmalarımız var. Üçüncü senenin sonuna geldim şahsen, bir varyete geliştirme aşamalarının sonlarında olduğunu söyleyebilirim şimdiden. Ama tutup da "bizim geliştirdiğimiz varyete kalitelidir, standartları budur, diğerleri daha az kallitelidir ya da kaliteli değildir" gibisinden beyanat verme lüksümüz olamaz. Hobi amacıyla besliyorsak, kendimize "hobici" diyorsak bu tür şeylere karşı çıkması gereken ilk kişiler bizler olmalıyız. Canlıları markalaştırmanın ve buna göre değer biçmenin adresi asla Lepistes Kulübü değildir. LK (Lepistes Kulübü) olarak bizim misyonumuz canlıları markalaştırmak ve markalaştıranlara destek olmak değil, "HOBİCİLİK" yapmaktır. Hatta canlıları bir şekilde markalaştıranlara da karşıyız:
http://www.lepisteskulubu.org/index.php/topic,2764.0.htmlIKGH diye bir organizasyonun standartlarından bahsediyorsunuz, bu standartları bilmediğim için beni yadırgıyorsunuz, öğrendikten sonra bu standartları saçma bulduğumu belirttiğimde bunu "saldırı" olarak algılıyorsunuz. Ülkemizde de saygıdeğer ve tanınmış pek çok hobici var. Mesela Kemal SAKA, Yalçın İÇLİ... Bu isimler, ülkemizdeki tanınmış ve önemli hobicilerdir. Ve bu hobiciler canlılara kuyruk açısına ve benzeri durumlarına göre değer biçmezler. Çünkü bu isimler hobicidir, koleksiyoncu değillerdir.
Ha, bu nedir özet olarak? Yabancılara özenmektir. "Yabancılar yaptıysa iyidir, güzeldir." anlayışının bir yansımasıdır. Peki, ne yapmak gerek? Belki de kendi standartlarımızı belirlemeliyiz ve ortaya koymalıyız. Bu elbette "koleksiyonculuk" çerçevesinde değil, "akvaristlik" çerçevesinde olmalı. Lepistes Kulübü kendine göre standartlar belirleyebilir, İSAK kendine göre standartlar belirleyebilir, Akvanusya kendisine göre standartlar belirleyebilir, diğer siteler ve oluşumlar da kendilerine göre standartlar belirleyebilirler. Gerekli midir standartlar? Bence olmazsa olmaz değildir. IKGH'nin de burada yaptığı şey yarışmalarında puanlama sistemini düzenlemek için yaptığı bir uygulamadır. Bakın, buraya kadar bir sorun yok. Ama "kuyruğu şu açılı, rengi bu şekilde, yüzgeçleri bilmem şu şekilde olunca o balık kalitelidir" deniyorsa orada sorun vardır, çünkü o ifade ve benzeri ifadelerden itibaren canlılara mal muamelesi yapılır ve bu da akvaristlikle tamamen zıt olan bir durumdur. Kalite kavramı da kişiden kişiye göre değişir ve ortak standartını oluşturmak zordur. Kaldı ki maldan değil, canlıdan bahsediyoruz. Bana göre bir lepistes yem yiyorsa, hareketliyse, renkleri parlaksa, yüzgeçlerini büzmeden ve sallanmadan yüzüyorsa, sağa sola saklanmıyorsa, üzerinde beyaz beyaz benekler yoksa, yani "SAĞLIKLIYSA" değerlidir ve dolayısıyla her türlü standarta uygundur. Çünkü canlıdır, mal da değildir.
Bu arada tedbiren bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Sizi daha önce malum kişilerle yakın arkadaş olduğunuz için forumumuz kurallarının 27. maddesi gereğince forumumuzdan uzaklaştırmıştık:
27- LK Forumları'na kayıt olmuş kişiler; başka herhangi bir ortamda LK'yı, LK Forumlarını, LK Forum Yönetimi'ni, LK Forumları'nda kayıtlı olan herhangi bir üyeyi rencide edici veya zan altında bırakan veya küçümseyen ifadeler kullanamazlar. Bu gibi durumlarda, bahsi geçen tatsız olay LK Forumları dışında herhangi bir ortamda gerçekleşmiş olsa bile, tatsızlığı yaratan üyenin LK Forumları ile ilişkisi kesilir. Başka ortamlar ve LK Forumları ilişkileri:
a) Başka ortamlarda LK Forumları hakkında ileri geri konuşanlar, burada asla barındırılmaz.
b) LK Forumlarında kayıtlı olan herhangi biri, başka bir forumun yönetiminde ise ve yönetiminde olduğu forumdan LK Forumları hakkında atılıp tutuluyor ise kendisinin bu duruma göz yumduğu kabul edilir ve bu durumda böyle biri de LK Forumlarında barındırılmaz.
c) LK Forumları'na iftira, tehdit ve hakaretlerde bulunan bir takım tiplerin liderlik ettiği ortamlarda boy gösterenler, LK Forumları'nda asla barındırılmazlar.
Ama siz özel başka forumlarda özel iletiler göndererek bu yasağın kaldırılmasını istediğinizi söylemiştiniz. Bundan dolayı iyi niyetli olduğunuzu düşünüp yasağınızı kaldırmıştık.
Bizi buna pişman etmeyin. Bunu da bir tehdit olarak algılamayın, uyarı anlamında yazıyorum. Nedense malum kişinin (malum kişinin adını anmıyorum) yakın arkadaşları Lepistes Kulübü Forumları'nda sürekli hararet yapıyor. Ama biz sizi istisnai biri olarak düşünüyoruz. Yanılıyor muyuz yoksa? Bu konuda bana burada ve başka forumlarda özel ileti göndermiştiniz ve beni ikna etmiştiniz.
18 Kasım 2009 tarihinde saat 14:59'da gönderdiğiniz özel ileti:Ben birçok foruma üyeyim benden görüş almadan sizden ricam beni banlamayın yani gerçekten bu tip kötü olaylar banlanmak gibi şeyler beni üzüyor. Düzeltmeden dolayı size ayrıca teşekkür ederim. İyi çalışmalar.
Kimlerle arkadaşlık kuracağınıza karışacak değiliz. Ama malum kişilerin arkadaşları sürekli olarak forumumuzda arızalar yaratmaya çalıştılar. Forumumuzda arıza yaratamadıkları durumlarda ise başka forumlarda arkamızda bol bol atıp tuttular. Kimin kiminle arkadaşlık ettiğine karışmıyoruz, ama bahsettiğim nedenlerden dolayı da malum kişilerin etraflarındaki kişileri forumumuzda barındırmıyoruz.
Varlığınızdan rahatsız değiliz. Rahatsızlık yarattığınıza kanaat getirseydik, sizi kaale alıp cevap bile yazmazdık, ya da forumumuzla ilişkinizi sonlandırırdık. Ama görüyorsunuz ki böyle bir durum yok şu anda. Yani yazdığınız konulara -forum kültürünün gereği olarak- karşı fikirler sunuyorsak bunu "SALDIRI" olarak algılamayınız. Ama Türkçe yazım kurallarına uymamakta ısrar edip üste çıkmaya çalışmaya devam ederseniz, benzer davranışlarda bulunan onlarca kişinin üyelik hesabına yaptığımız işlemi sizin üyelik hesabınıza da yapmak zorunda kalırız, darılmaca gücenmece yok. Normalde bu kadar çok ikaz da yapmazdık, direkt olarak kurallarımızın gereğini yapardık Türkçe yazım kuralları konusunda. Ama siz "malum kişilerle arkadaşlık ediyorum diye bana bunu yapıyorlar" şeklinde düşünmeyin diye tolerans gösteriyoruz. Bunu da aklınızda bulundurun. Yani burada karşılıklı tartışıyoruz, şimdilik kavga falan da etmiyoruz. Ama Türkçe yazım kurallarına uymazsanız ve bir de bu konuda üste çıkmaya çalışırsanız, sizin fikirlerinize karşıt fikirler ortaya koyanlara "bana saldırıyorlar" derseniz, orada kavga da çıkar, her şey çıkar.

Saygılar,