Psikolojide savunma mekanizmaları

(1/2) > >>

Onur G. HİTİT:
Bu konu, psikolojide en sevdiğim konulardan biridir. Nedendir bilmem, eğlenceli bulurum hep. Saçma bulabilirsiniz. :) Eğlenceli olduğunu düşünmemin nedeni, daha doğrusu ilgimi çekmesinin nedeni, günlük hayatta bu "psikolojik savunma mekanizmaları"nı herkesin (istisnasızdır) kullanıyor oluşudur.

Psikolojik savunma mekanizmaları, bireyin ortama adaptasyonunda ve gelişiminde çok önemli bir yere sahiptir. Zaten kişilik gelişimi ile ilgili en dikkat çekici nokta, sürekliliğinin oluşudur. Yani kişilik gelişimi süreklilik içerisindedir. Bu değişim tüm ömür boyu devam eder. En belirgin olarak değişimlerin olduğu dönemler; bebeklik, çocukluk ve ergenlik dönemleridir.

Kişilikte meydana gelen değişimler, şunlarla birlikte ortaya çıkar:

a- Olgunlaşma
b- Düş kırıklıkları ve üzüntü verici durumlar
c- Kişisel yetersizlikler

Yani bireyin olgunlaşma süreci (tüm yaşamı) içerisinde karşılaştığı engelleyici durumlar ve kişinin bu engellerle mücadelesi, bireyin kişiliğini geliştirir. Bu gelişim içerisinde bireyin egosu, bireyi korumak amacı ile bir takım savunma mekanizmalarına başvurur. Herkes (istisnasız) hayata uyumda bu savunma mekanizmalarından bir tanesini veya birkaç tanesini kullanır.

Yani kısaca kişilik; gelişim ve savunma mekanizmalarının toplamıdır denebilir. ;)

Onur G. HİTİT:
Savunma mekanizmalarının neler olduğuna değinmeden önce "çatışma" kavramından kısaca bahsetmek yerinde olacaktır.

Çatışmayı kısaca şu şekilde tanımlayabiliriz: Bireyin birbirleriyle bağdaşmayan birden çok dürtü nesnesi ile karşılaşmasıdır.

Örnek: Ertesi gün sevdiği bir dersten yazılı sınavı olan ve bu sınava çalışması gereken bir öğrencinin, aynı zamanda çok severek izlediği ve hiçbir bölümünü kaçırmamaya çalıştığı bir dizi filmi de izlemek istemesi... Yani öğrenci ders çalışması gerektiğini biliyor, ders çalışmak da istiyor, ama çalışması gereken saatte de çok sevdiği bir dizi film var. Tanımda da görüldüğü gibi bu durumda iki adet dürtü nesnesi (sınav ve dizi) var. Öğrenci, bu durumda bir çatışma yaşamaktadır.

Bir örnek de hobimizle ilgili olarak verebiliriz: Evinde 500 küsür litrelik bir akvaryum daha kurmak isteyen bir hobicinin bu isteğine ev haklının sıcak bakmaması... Bu durumda da çatışma söz konusudur. Hobici bir yandan 500 küsür litrelik bir akvaryum daha kurmak istemektedir, ancak ev haklı ile gerilim yaşamaktan yana da değildir. ;)

Çatışmalar 3 grupta incelenebilir:

a- Yanaşma-yanaşma: İki ya da daha çok istek yanyana bulunduğunda ve kişi bunlardan birini seçmek zorunda kaldığında ortaya çıkar. Verdiğim ilk örnek (yazılı sınava çalışma zorunluluğu ve sevilen dizi filmi izleme isteği) buna örnek olarak gösterilebilir.

b- Uzaklaşma-uzaklaşma: İki ya da daha çok olumsuz durum  karşısında kalmaktır.

c- Yanaşma-uzaklaşma: Bir isteğin hem olumlu, hem olumsuz yanlarının bulunması durumunda ortaya çıkar. Verdiğim ikinci örnek (hobicinin ikinci bir akvaryum kurma isteğine karşılık ev halkının buna sıcak bakmaması) tam olarak bu çatışmaya örnektir.

Onur G. HİTİT:
Belli başlı savunma mekanizmalarını anlatmaya çalışayım. Bunları anlatırken, örneklerin bizler için daha akılda kalıcı olmasını sağlamak için yeri geldiğinde hobimizle ilgili örnekler sunmaya çalışacağım.

Belli başlı savunma mekanizmaları şunlardır:

Bastırma (Repression): Bazı anı ve deneyimlerin bilinçdışına itilmesi ve orada tutulması durumudur. Bilinçdışına itilen ve orada tutulan dürtü, istek, anı ve duyguların bilinç düzeyine çıkması genelde benlik tarafından kabul edilmez. Yani bunlar üstbenlikçe (süperego) yargılanır, yasaklanır ve benliğe acı ve bunaltı veren öğelerdir. Bu nedenle bastırılırlar. Günlük yaşamda dil ve hareket sürçmeleri olarak belirebilir.

Yadsıma (İnkar-Denial): Benlik için tehlikeli olarak algılanan bir gerçeği yok saymak, görmemek, değişik derecelerde oldukça yaygın olarak kullanılan bir ilkel savunma biçimidir. Birçok kusurumuzu, utanç ya da suçluluk doğuran eski deneyimlerimizi bilinç altına itmekle kalmayız. Bunları hiç yaşanmamış gibi de algılayabiliriz. Bir forumdan atılan bir üyenin, o forumu yok sayarak o forumla ilgili hiçbir şey bilmek istememesi gibi... ;)

Yansıtma (Projection): Bazı duyguların, olayların vs dışarıya aktarılması; yansıtılıp dışarıdaymış vey dışarıdan kendisine yöneltiliyormuş gibi algılanmasıdır.

Ödünleme (Compensation): Yetersizlik duyguları sonucunda bir insanın başka bir konuya yoğunlaşarak başarı elde etmesi ve yetersiz olduğu alanla ilgili duygularının üstesinden bu şekilde gelmeye çalışmasıdır. Bedensel sakatlığı bulunan bir insanın çok yetkin bir bilim adamı olması, derslerinde başarılı olamayan bir gencin okul takımında kaptan olması gibi...

Yüceltme (Sublimation): Toplum tarafından onaylanmayan ilkel nitelikli dürtü, eğilim ve isteklerin toplumca beğenilen etkinliklere dönüştürülmesidir. Saldırganlık içgüdüleri olması gerekenden daha yoğun olan birinin kasaplık mesleğini seçmesi, cinsel içgüdüleri normalden biraz daha yoğun olan birinin "nü" tarzda resimler çizerek resim dalında beğenilen bir sanatçı olması gibi...

Yer Değiştirme (Displacement): Bir dürtü veya duygunun, asıl nesneden bir başka nesneye yöneltilmesidir. Buna en basit örnek; okulda öğretmeninden fırça yiyen -ama sesini çıkartamayan- öğrencinin sınıftaki kendinden zayıf bir öğrenciye sataşmasıdır.

Karşıt Tepki Oluşturma (Reaction-Formation): Bireyin, kendi içindeki bilinçdışı dürtü ve eğilimlerin tam karşıtı tepkiler vererek benliğini savunması durumudur. Yani benliğinin kabul etmediği birçok dürtü ve gereksinimleri aşırı baskıcı, bağnaz, ahlakçı bir tutumla bastırılmaya çalışmasıdır. İçindeki kin ve nefret eğilimlerine karşı aşırı kibar ve aşırı nazik olmaya çalışmak gibi...

Duygusal Soyutlanma (Emotional Insulation): Duygusal ihtiyaçların üzerinin üzerinin kapakla örtülmesi gibi bir şeydir. Örneklerle açıklamak yerinde olacak sanırım. Bireyin diğer insanlardan bağımsızlık kazanarak duygusal ihtiyaçlarının onlar tarafından etkilenmesine karşı önlem almasıdır diyebiliriz. Örneğin; uzun süre cezaevinde kalan kişilerin, engellenmiş olmanın verdiği acıdan korunmak için giderek duygusal bir soyutlanma içine girmeleri ve ertesi günü düşünmeden her günü geldiğince yaşamaları gibi.

Yapma-Bozma (Undoing): Bu mekanizma, bireyin kendisi ve çevresi tarafından onaylanmayacak düşünce ya da davranıştan vazgeçmesi, eğer böyle bir söz ya da eylem dışa vurulmuşsa ortaya çıkan durumu onarmasıyla belirlenir. Günlük hayatta sıkça kullanılır. Örneğin; kusurlu davranışlarımız için özürler dileriz, günahlarımıza karşılık sadakalar veririz.

Dönüştürme (Conversion): Anksiyete (korku, kaygı) yaratabilecek bilinçdışı duyguların bilinç düzeyine erişmesini engelleyebilmek ya da zorlama yaratan çevresel durumlardan kaçabilmek amacıyla ve gerçek bir organik nedeni olmayan bedensel hastalık belirtileri biçiminde ortaya çıkan, nevrotik düzeyde bir savunma mekanizmasıdır. Yani örneğin bedensel bir nedeni olmaksızın çeşitli ağrılardan şikâyet etmek gibi... Mesela; akvaryumun olduğu odanın düzenlenmesi için eşim beni ikaz ettiği anda hasta olabilirim, başım ağrıyabilir ve akşama kadar halsiz ve hasta bir şekilde yatabilirim.

Asetizm (Çilecilik-Zahitlik): Genelde ergenlerde görülür. Bu evrede, kişisel veya sosyal baskı ve inhibisyonlardan gerçekten etkilenen bir gençte, cinsel dürtüler dayanılmaz bir kerteye gelince, cinsiyet başta olmak üzere tüm haz verici faaliyetlerden bir el çekme gözlenir.

Fantezi: Fanteziler insan zihni tarafından çatışmaları çözmek, daha doğrusu onlardan kaçmak için yaratılmış yedeklerdir. Bilinçli olanlara "gündüz düşleri" denir. Benim akvaryum konulu resimler çizmem sanırım bu duruma örnek olarak gösterilebilir.

Bahane Bulma (RASYONALİZASYON): Hayal kırıklığı durumunu hafifleten bir mekanizmadır. Birey, kabul görmeyecek durumların yarattığı kaygıyı önlemek ya da ondan kaçınmak için bu mekanizmayı kullanır. Örneğin; Türkçe yazım kurallarına hiç uymayan ve defalarca bu konudan dolayı uyarılmasına rağmen uymamaya devam eden bir forum üyesi LK Forumları'ndan atılırsa "Zaten doğru dürüst bir foruma da benzemiyordu!" diyebilir. ;)

Özdeşim Kurma: Bireyin başkası gibi duyma, düşünme ve davranma yoluyla onun ulaşmak istediği amaçlara ulaştığını ya da ulaşacağını sanmasıdır. Örneğin; bir çocuk,anne ve babası önemli kişiler olduğu için kendini önemli sanabilir. Ünlü bir sanatçı veya sporcu ile özdeşim kurulabilir, onun gibi davranılmaya çalışılabilir.  

NOT: www.psikolojikdanisma.net verilerinden kısmen faydalanılmıştır.

Onur G. HİTİT:
Başta da belirttiğim gibi psikolojik savunma mekanizmalarını her insan kullanır. Normal bir durumdur. Bu savunma mekanizmaları insanı rahatlatmaktadır. Hayatla başa çıkmasına yardımcı olmaktadır. Hepimiz bu savunma mekanizmalarının birini ya da birkaçını sıklıkla kullanırız, çoğu zaman farkına da varmayız. Bu bizleri rahatlatır. Ancak bu mekanizmaların çok sık kullanılması, çevremizle uyumumuzu bozabilir.

KraL11:
Öğretmenim bunları bize anlatmıştınız. ;D Çok heyecanlı duruyordunuz anlatırken.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa