Lepistes Kulübü; lepistes hakkında her şey (ülkemizin ilk ve en köklü lepistes topluluğu)
12 Aralık 2017, 22:46:28 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: FORUMA ÜYE OLMADAN ÖNCE KURALLARIMIZI OKUYUNUZ. KURALLARIMIZI OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ.
 


Sayfa: [1]   Aşağı git Konuyu Okumuş Olanlar
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru  (Okunma Sayısı 135 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Onur G. HİTİT
Amatör teorik araştırmacı ve doğal alan gözlemcisi (Sn. Oğuz SAĞLAM'ın bana verdiği ünvandır)
YÖNETİCİ
*
ADI-SOYADI Onur G. HİTİT
CİNSİYET Cinsiyet: Bay
YAŞ: 39
KONUM SAMSUN
KAYIT TARİHİ 27 Nisan 2007, 22:18:33
MESAJ SAYISI Mesaj Sayısı: 19900
Konu Sayısı: 4585
Bu iletiyi değerlendir +837/-10
İLETİŞİM
Site Çevrimdışı
« : 27 Eylül 2017, 09:43:58 »

Konumuz sokak köpekleri. İsterseniz buna sokağa terk edilmiş köpekler de diyebilirsiniz. Netice değişmez.
Sokaklarda, meydanlarda, parklarda, plajlarda köpeklerin başıboş dolaşmasına hiçbir (evet hiçbir) medeni
ülkede izin verilmez. Bu Türkiye için “eksi puan”dır. Medeni ülkelerde bizdeki ile kıyaslanmayacak kadar az
sayıda “başıboş kedi” (stray cat) görebilirsiniz. Ama köpek göremezsiniz. Köpek, aslen “kurt”dur. Çok uysal
küçük bir köpeğin bile fıtratında kurt atalarından tevarüs ettiği bir saldırganlık vardır. Kendini, ailesinden biri
addettiği kişiyi tehlike altında görür veya sahiplendiği mıntıkaya tecavüz vaki olduğu fikrine kapılırsa,
içgüdülerinin emrini dinler ve yırtıcılaşır. Köpek zekidir, sadıktır ve cesurdur. Sahipsiz köpekler, kurt ataları
gibi “sürü” halinde dolaşırlar. Bu onlara savaş üstünlüğü sağlar. Sürü içinde bir köpek, tek başına dolaşan
köpekten çok daha tehlikelidir. Kediler, köpeklere göre aptaldır. Onlarda sahibine sadakat veya mıntıka
savunmak için saldırma içgüdüsü yoktur.

KÖPEK SEVMEK

Başta İngilizler olmak üzere, tüm Avrupalı ve Avrupa kökenli Amerikalı, Kanadalı, Avustralyalı insanlar,
Türklerle kıyaslanamayacak kadar çok köpek düşkünüdür. Hemen her ailenin bir (bazen birden fazla) köpeği
vardır. Bu köpekler ailenin bir ferdi gibidir ve evin içinde diğer fertlerle birlikte yaşar. Evin köpekleri
özellikle çocukların arkadaşıdır. Onlarla al takke ver külah oyun oynarlar. Çocukların anne ve babası onların
da anne ve babasıdır. Ev köpeği, kendini insan zanneder. Sürekli sevgi ve ilgi bekler. Kıskançlık yapar, bazen
küser. Bazen yaptıklarından utanır, annesi veya babası azarlarsa, bir köşede süt dökmüş kedi gibi oturur.
Affedilmeyi bekler. İşin ibretlik yanı şudur: Köpeğin insanların can yoldaşı olduğu bu ülkelerde “sokak
köpeği” yoktur. Çünkü orada köpek sevgisinden önce insan sevgisi vardır. O ülkelerde yaşayanların üzerinde
mutabık kaldıkları “toplumsal sözleşme”de (içtimai mukavele) şöyle yazar: Herkes kendi köpeğini, kendi
evinde besler, bakar ve barındırır. Sokağa çıktığında, kendi köpeğinin bokunu kendi toplar. Bu sözleşme o
ülkeleri medeni yapar. Hocam Fuat Çobanoğlu'nun işi omurgasından kavrayan tanımıyla “Medeniyet, üçüncü
şahısların hakkına saygı” demektir.

SOKAK KÖPEKLERİ KONUSUNDA, AVRUPA HUKUKU GEÇERLİ OLMALIDIR

Ülkemizde, özellikle okumuş laik kadınlarda, son derece gayri medeni bir “sokak köpeği hamiliği” tutkusu
var. Daha önce de yazdım yine yazıyorum. Sokak köpekleri meselesi “hukuk” çerçevesinde ele alınmalıdır.
Önerim, bizi tam üye olarak aralarına almayacak olsalar bile, Avrupa Birliği'nde yürürlükte olan mevzuatın
esas alınmasıdır. Osmanlı zamanında, ecnebilerin tenkitleri üzerine, medeni bir ülke olmak amacıyla da
sokak köpekleri toplanıp Hayırsız adaya götürülmüştü. Ama halk (bunlar her kimse ve kaç kişiyse) köpekleri
geri getirip sokaklara salmıştı. Bu sefer öyle olmasın. Bırakın turistlerin sokak köpeklerinden şikâyet
etmesini bir yana, köpek var diye sokakta oynamasına izin verilmeyen çocuklara, sabah yürüyüşü yaparken
korkudan yolunu değiştiren veya bacağından ısırılıp kuduz aşısı olan Türkiye vatandaşlarına yazık değil mi?

Son söz: Önce insan, sonra köpek hakları.



YORUMUM: Bu yazıya %100 katılıyorum. Nihayet, ciddi bir köşe yazarından konuyla ilgili beklediğim yazı geldi.

Hayvansever biriyim. Eh, akvaryumları sevip d hayvanları sevmemek saçma olurdu. Ama ülkemizde her konuda olduğu gibi hayvanseverliğin yobazlığını icra edenler de var.

Kafeye, lokantaya, otele kedi-köpek sokulmasına uyuz oluyorum. Bir defa hijyen kurallarına aykırı. İkincisi, herkes hayvanlardan hoşlanmak zorunda değil. Herkes kedi ve köpek sevmek zorunda da değil. Apartmanda kedi-köpek beslenmesine de uyuz oluyorum. Geçenlerde üst kat komşumuzun köpeği sabaha kadar bizi uyutmadı. Bu durum birkaç gün sürünce duruma müdahale ettim ve köpeği gönderdiler. Yani birileri kedi-köpek sevecek diye ben uykusuz kalmak zorunda değilim. Apartmanda hayvan besleyeceksen balık besle, kuş besle, kaplumbağa besle, semender besle, hamster besle. Veya git, müstakil evde otur, istersen gergedan besle. Apartman dairesinde sabaha kadar uluma sesine ben neden katlanmak zorunda olayım?

Bundan birkaç sene önce Kuşadası'nda tatil yaparken Almancı bir aile otele pitbul cinsi köpekle gelmiş. Eşim hayvanlara bayılır, ama iki önemli sorunu var: Alerjik astım ve köpek fobisi (fobi durumu bir yıldır büyük ölçüde bitti). Otelin ortasında, kapalı mekanda, yemek yediğimiz alanda pitbulla karşılaşınca müthiş tedirgin olmuştu eşim. Ben de Almancı arkadaşı uygun bir dille uyarmıştım. Uyarımı ciddiye almayınca da -itiraf ediyorum- tehdit etmiştim. Baktı ki işin sonunda dayak yiyecek ve köpeğini kaybedecek, köpeğini karavanına kilitlemişti. Yapacak bir şey yok...

Ben de yılan ve timsah seviyorum. Bir piton alsam, veya bir timsah alsam, halka açık alanda bu hayvanla dolaşsam, nasıl olur?
Kayıtlı

"Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınız." Konfüçyus

"Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenemeyen bir şey olduğunu anlayacak." Şef Seattle

YENİ ÜYELERİMİZ, LÜTFEN TIKLAYINIZ!

Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 9152


View Profile
Re: Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru
« Posted on: 12 Aralık 2017, 22:46:28 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi, öncelikle sitemize hoş geldiniz. Ben Lepistes Kulübü Robot Moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. Sitemize üye olmadan da yazıları okuyabilirsiniz, ancak bazı bölümlerde ziyaretçiler kısıtlandığı için bazı bölümleri göremezsiniz. Sitemize üye olursanız fotoğraf ve videolar paylaşabilirsiniz, yazılar paylaşabilirsiniz, sorular sorabilirsiniz, sorulan sorulara cevaplar verebilirsiniz. LK, ülkemizin ilk ve en köklü lepistes kulübüdür. Taklitlerimizden sakının! İyi eğlenceler...

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru lepistes, Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru endler, Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru Poeciliidae, Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru Poecilia reticulata, Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru lepistes üretimi, Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru lepistes yavruları, Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru gambusya, Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru paludaryum, Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru akvaryum, Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru plati, Ege Cansen'in 27 Eylül 2017 tarihli yazısı: Bir Türkiye Kusuru velifera
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.522 Saniyede 30 Sorgu ile Oluşturuldu