Uzun zamandır böyle bir yazı yazmayı planlıyordum. Forum adabı üzerine düşüncelerimi belirteceğim.
İnternet dünyası ülkemizde çok çabuk gelişti. Bu hızlı gelişme bazı yönlerden iyi oldu, bazı yönlerden kötü oldu. Ülkemizde 1990'ların ikinci yarısına doğru yaygınlaşmaya başlayan internette ilk salgın "ICQ" idi sanırım. Daha sonra Yahoo Messenger yayılmaya başladı. Ondan sonra, 1990'ların ikinci yarısının sonlarına doğru MIRC programı en bilineni olmak üzere "chat" salgını başladı.
"Slm, asl, bye, tşk, merhaba, nbr, ehehehe, muhahaha, zuhahaha" gibi saçma sapan unsurlar o zaman günlük hayatımıza girmeye başladı. Daha sonra MSN yaygınlaştı. Kişisel siteler arttı, 2000'lerin ilk yarısında forumlar mantar gibi yayılmaya başladı, bir zaman sonra (2000'lerin ikinci yarısının sonunda) kişisel sitelere ek olarak "blog" muhabbeti başladı. En son Facebook, Twitter fallan derken, bakalım daha neler göreceğiz...
Aslında sayfalarca yazı yazılabilir bu konuda. Ben şimdilik forum kısmına değineceğim.
"Forum", Romalılar zamanında devlet işlerini görüşüp konuşmak için insanların toplandığı alandır. İnternetteki "forum" kavramı adını buradan almıştır. İnternetteki forumların atası, "ziyaretçi defterleri"dir.
Pek çok foruma üyeyim. Çeşitli konularda pek çok forumda yazıp çizdim. Akvaryum, spor, fotoğrafçılık, oyun, siyaset, tarih, eğitim, psikoloji, müzik, bilişim, avcılık, sanat, mizah, genel forumlar... Sayısını ben bile bilmiyorum. Pek çoğunda eskisi kadar aktif değilim.
Mesleğim psikoloji ile direkt ilgili olduğu için, sanal da olsa gözlem yapmaya çalışıyorum. Yıllardır takıldığım ve takip ettiğim forumlara baktığımda, forumların sosyal bir takım oluşumlar olduğunu da hesaba katarak, günlük "yüzyüze" yaşamdaki gibi ilişkilerin ve iletişimlerin olduğunu fark ettim.
Akvaryum hobisiyle ilgili forumlardaki üye profilleri hakkında çok eski bir yazı yazmıştım bu konuyla ilgili:
http://www.lepisteskulubu.org/index.php/topic,1133.0.htmlŞu an yazdığım ve şu an okuduğunuz bu yazı ise, tüm forumlarla ilgili diyebilirim. Kişisel görüşlerimden, genel anlamda vardığım sonuçlardan oluşan bir yazı...
Bazı forumlar vardır ki...Bazı forumlar vardır, bilgilendirmekten ziyade sayılara odaklıdır. Üye sayısı, ileti sayısı, günlük çevirimiçi üye sayısı, hit falan en önemli unsurdur. Hal böyle olunca, "çok ileti" olsun diye sağdan soldan bol bol kopyala-yapıştır yapılır ve paylaşılır. Ancak, bu forumlarda çok boy gösteren insanlar bilginin kaynağının kim olduğunu hiç de kafaya takmazlar. Emeğe son derece saygısızca bir tutum içindedirler. Günlük çevirimiçi olan üye sayıları yüzlerle, hatta binlerle ifade edilir. Toplam üye sayısının yüz bini, toplam ileti sayısının milyonu aştığı forumlar da gördüm.
Bu tür forumlar tam bir karmaşa halindedir. Yöneticiler arasında da koordinasyon yoktur, ya da çok azdır. Birinin ak dediğine diğeri kara der. Bir de üyelerin "+rep" merakı vardır.
Mesela; bir üye bir kaynaktan bazı bilgiler bulur, bu bilgileri -izin almayı falan zaten geçtim- kaynak bile göstermeden kopyalar ve foruma yapıştırırlar (bir defasında akvaryum forumu olmayan bir forumda, benim akvaryumlarımın fotoğraflarını çalıp kendi akvaryumuymuş gibi tanıtmaya kalkışan ve bol bol "+rep" alan bir emek hırsızı ile cebelleşmiştim, foruma da hadlerini bildirmem pek uzun sürmemişti). Emek, emeğe saygı, internet adabı... Onlar da neymiş? Eleman
"+rep yok mu?" diye sorup durur. Başlığa yorum yapanlar üzümü yerler, bağını sormazlar (sormak gerekir elbette) ve "Emeğine sağlık kardeş!" gibisinden iletiler alt alta sıralanır da sıralanır... Halbuki emek burada yok sayılmıştır. Forum sahiplerinin ya da yöneticilerinin amacı forumda bol miktarda başlığa ve iletiye sahip olarak hitlerini arttırmak
(konumuzun Hitler'le ilgisi yok, forumda hit arttırmaktan bahsediyorum, böyle bir de saçma espri yapayım da hitimiz artsın
) ve böylece foruma daha çok üye ve ziyaretçi kazandırarak reklam mangırlarından voliyi vurmaktır. Bu tür forumlara üye olanların tek takıntısı (ya da en büyük amaçları diyelim) bol bol "+rep" almaktır, forumda bu vesileyle saygınlık kazanarak (emeğe saygısızlık ederek saygınlık kazanmak) ilerleyen zamanlarda forumda moderatörlüğe oynamaktır.
Aslında bu tür forumları (yukarıda anlattığım tarzdaki forumları) konuya sosyal bilimler açısından baktığımızda "sömüren, emeğe saygı duymayan, en az çalışıp en çok yiyen" kapitalist anlayıştaki insanlara ya da topluluklara benzetebiliriz. Üretim yoktur veya yok denecek düzeydedir, sömürü en üst düzeydedir, sistemini çok iyi kurmuştur ve çarklar dönmektedir. Estetikten yoksundur, çünkü yazım kuralları ve Türkçeye saygı en az düzeydedir.
"Ehehehe, selam, tşk, bye, nbr, annamıyorumqiiiii, bye, byeeee" gibi saçma sapan ifadelerin en çok bulunduğu forumlar bunlardır.
Eh, yöneticilerin ya da forum sahiplerinin "hit arttırma" ve "reklam mangırlarından voliyi vurma" endişeleri olduğu için bu konuda üyelere çeki düzen vermeyi asla düşünmezler.Bazı forumlar vardır ki...Bazı forumlar vardır, devlet dairesi gibidir. Biri forumu görüp üye olmak ister, forum admini tarafından üyeliğinin incelenmesi ve uygun görüldüğünde onaylanması söz konusudur. Bu açıdan bakıldığında bizim forumumuz da bu tür forumlara benzetilebilir elbette.

Ama bir tek "admin onaylı üyelik sistemi"yle kalmazlar. Doğru dürüst ileti gönderemezsiniz. İletinizi yazarsınız, gönderirsiniz, bir bakarsınız ki iletiniz yok. Neymiş efendim, iletiyi admin onaylarmış da ondan sonra uygun görülürse iletiniz (veya açtığınız başlık) forumda yayınlanabilirmiş... Ayrıca bu tür forumlarda kimsenin kimseyle samimiyeti yoktur desek yalan olmaz. Dedik ya devlet dairesi gibidir diye, sabah 08:00 akşam 17:00 çalışırlar neredeyse...
Bazı forumlar vardır ki...Bazı forumlar vardır, forum gibi forumdur. Küçüktür, ya da büyüktür. Üye sayısı çoktur, ya da azdır. Hit sayısı çoktur ya da azdır. Ama dedim ya "forum gibi forumdur" diye; emeğe saygı ve dile saygı en üst düzeydedir ya da forum sakinleri bu konuda en iyisini yapmaya çalışıyorlardır. Yönetimle üyeler arasında uçurum yoktur. Bir samimiyet söz konusudur, ama samimiyetle lakaytlık kesinlikle birbirine karışmamıştır. Kurallar ve ilkeler bellidir, tavizsiz şekilde uygulanırlar. Üyeler de en az yöneticiler kadar forumda söz sahibidirler, kurallara ve ilkelere uyulduğu sürece... Böyle forumlar, sadece sayısal anlamda büyümek için uğraşmazlar. Bilgi paylaşmak amacıyla kuruldukları için, kuruluş amaçları doğrultusunda çalışırlar ve bu çalışmalar neticesinde sayısal olarak da büyürlerse büyürler.
İşte bizim forumumuz, yani Lepistes Kulübü Forumları böyle bir forumdur.